$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.954.404

$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.954.404

Türkiye

Akillere akil hoca tavsiyesi

Prof. Dr. Vamık Volkan Türkiye'nin yeni çözüm sürecini konuşmak için buluştum ve görüşlerini Akşam sordu. Volkan'ın toplumla iletişim kurulması açısından sürece ciddi eleştirileri var.

04.04.2013 - 07:54
ibrahim
Akillere akil hoca tavsiyesi
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Satır arası...

 

Prof Dr. Vamık Volkan siyaset psikoloğu deyince dünyada akla gelen sayılı uzmandan biri. Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Rus coğrafyasında ve ABD'de birbirinden farklı siyasi çatışmaların çözümü için çalıştı. Türkiye'de Ekopolitik çatısı altında yapılan toplantılarda daha önce hiç bir arada olmamış tarafların Kürt sorununu konuşmaları ve içlerini dökmeleri için liderlik etti. Tüm bu çalışmalarını tarihe not düşmek için 'Divandaki Düşmanlar' adlı son kitabında topladı. Vamık Hoca ile Türkiye'nin yeni çözüm sürecini konuşmak için buluştum ve görüşlerini sordum. Volkan'ın toplumla iletişim kurulması açısından sürece ciddi eleştirileri var.

Dört yıl önce "Çözüm sürecine Öcalan dahil edilmemeli" diyen Prof. Dr. Vamık Volkan:

"O Öcalan başka, bu Öcalan başka. PKK da bir zamanlar terörist grubuydu. Şimdi Türkiye'de terörist grubu, dünyada siyasi bir yapılanma. Konuşmaya mecbursun"

Prof. Dr. Vamık Volkan çözüm sürecine ilişkin AKŞAM'a önemli değerlendirmeler yaptı:

l Birkaç yıl önce "Abdullah Öcalan çözüm sürecine dâhil edilmemeli" dediniz. Şu anda hükümet Öcalan'ı bu sürecin içine dâhil etti. Öngörünüzde haksız mı çıktınız?

Benİm öngörüm tamamıyla gerçek. Bu olay bundan tam 4 yıl önce oldu. Ekopolitik'in Türkiye'nin Büyük Çatısı projesinde yer almadan önce katıldığım bir programda, Kürt meselesinin çözümü için Türk hükümetinin Öcalan'la direkt görüşmesinin uygun olmayacağını söyledim. Seydi Fırat neden böyle düşündüğümü öğrenmek isteyince, kendisine "Türkler arabulucu olarak Öcalan'a maruz kalırlarsa, büyük bir geri tepme yaşanacak ve Kürt meselesini daha da kötüleştirecek" dedim. Kürt meselesiyle politik olarak ilgilenen herhangi bir Kürt'ün, istediğinde Öcalan'a danışabilmesinin serbest olması gerektiğini düşündüğümü de söyledim. Bunlar o zaman için gerçekti.

l Öcalan'In sürece dâhil olmasına toplumsal destek ne kadardır sizce?

Şu anda yüzde 50- yüzde 50'dir. Ekopolitik sürecinde bizler Hakkari'ye gittik, konuşulmayan şeyleri konuştuk. O süreçten beri bana tehditler geliyor. "Atatürk'ün adını ağzına alırsan, bittin. Dine karşısın, bittin. Türkiye'yi bölmeye geldin, bittin" diye tehdit ediliyorum. Ben kimim ki koca Türkiye'yi böleyim? Benim o dönem düşüncem toplumun buna hazır olmadığıydı. Toplum hazır olmadan birdenbire bir şeyler yapınca reaksiyonlar oluyor ve süreç tıkanıyor. Onun için 4 yıl önce Öcalan'la buluşma zamanı değildi. O zamandan beri çok şeyler değişti, dünya değişti...

DELİ SANARLARDI

l O zaman doğru değildi ama bugün artık doğru mu?

Mecburlar da biraz... Gazetelere bakınca, eskiden konuşulmayan şeylerin konuşulduğunu, yazılamayan şeylerin yazıldığını görüyorum. Demek ki, halk alışıyor. Medya da artık "Öcalan'la görüşülmezse olmazsa olmaz" diyor. Koşullar devamlı gelişiyor. Çözüm bir süreç. 4 yıl Öcalan'la görüşseniz önce ortalık birbirine girerdi, 10 yıl önce söyleseniz, sizi deli sanarlardı. Değişen bir şeyler var. Kaybolan şeyler de var... Anneyseniz oğlunuz askerde ya da dağda kayboldu; yeriniz yurdunuz; bacağınız, kolunuz kayboldu... Türkiye'de eski şeyler de kayboluyor. Mesela gençliğimdeki Türklük kayboldu. O zamanlar sabah kalkardık, akşam yatardık, Atatürk. Mesela Atatürk Anatürk adlı kitap çıkarttım, o kitap sattı mı satmadı mı, emin değilim...

l İlgi mi azaldı Atatürk'e?

İlgİ değil, süreçler var. Bu da doğal. Mesela ABD'de sabahtan akşama dek Washington'u düşünmezsiniz. Türkiye'ye gelince sanki devamlılığı kaybettik. Her politikacının zamanı var. Atatürk'ü 1919'u, 1923'ü düşünerek anlayacaksın, 2013'ü düşünerek değil. Bence Atatürk 2013 Türkiye'sinde bizimle olsaydı daha iyi olurdu. Ben Atatürk'le 7 sene yaşadığım için tahmin yapıyorum. O Türkiye'yi bir arada tutmak için daha babacan, daha anne gibi olurdu diye düşünüyorum. Biraz böyle babacan, sevecen tavırlara ihtiyacımız var.

HALK USANDI

l Öcalan'la görüşülmesine MHP ve CHP tepkili ama halk sessiz. "Toplum artık Öcalan'ı çözümünün parçası kabul" mi demek bu?

Toplum bıktı, usandı. Yasımızı tuttuk, artık "Allaha ısmarladık" demek istiyoruz. Öcalan gerçekten bir terörist grubunun lideriydi. O Öcalan başka, bu Öcalan başka. PKK da bir zaman terörist grubuydu. Şimdi Türkiye'de terörist grubu, dünyada değil.

l Oralarda da terör örgütleri listesinde gerçi...

İstediğini söyle ama Avrupa'ya gittiğin zaman kurumları olan bir siyasi yapılanma. Konuşmaya mecbursun. Kaç yıllardır, oralara yerleşmiş, siyaset yapıyor, başka bildiği bir şey yok. PKK değişti. Ve konuşmaya mecbursun bugün. 30 sene önce konuşsan başka türlü olurdu.

Kürtlere toprak verin allak bullak olurlar

l Sizin gençliğinizdeki Türklük kavramının değişmesi bugün Kürt sorunun çözümünü kolaylaştırıyor mu?

Tüm dünyada böyle oluyor. Yeni medeniyette herkesin kendi etnik kimliğini "Türk'üm, Çerkez'im, Laz'ım" diye rahat rahat söylemesine alışacağız. O zaman kimse öfkelenmeyecek. ABD böyle kuruldu bir bakıma ama bu yerleşene kadar zorluk yaşanıyor. Bunun psikolojik altyapısı yumuşadığı zaman işler daha kolay yoluna girecek. En büyük Kürt kenti İstanbul, yüzyıllardır beraber yaşıyorlar. Tüm mesele hürmetle konuşma meselesi. Türkiye'de ekonomi çok gelişti ama öteki şeyler gelişmiyor. Halkın içindeki bu "Ne olacak?" endişesi bitmedi. Kürtlerde de Kürt milleti isteyenler var. Ama gerçeğe bakınca kaç türlü Kürt var? Bir gün "Kürtlere şurayı verdik" desen, aralarında ortaklık yok... Mesala İstanbul'daki Kürtler yüzyıllarca Türklerle yaşamış. Onları alın, bir toprak verin ve diğer Kürtlerle bir arada bırakın, allak bullak olurlar.

l O zaman sizin bölünme endişeniz hiç yok, değil mi?

Bu gerçekçi değil. Ne yapacaksınız? Hakkari, İran'ın bir kısmı, Irak, Suriye... Kaç devlet var, onun ortasında bir Kürdistan kurmak şu anda gerçekçi değil. Batı'da yaşayanlar, akraba olanlar kalkıp Kürdistan'a mı gidecek? Tüm yapılacak şey insanların kendi kimliklerini var etmelerine yol açmak.

Size bu yapılırsa, her sabah kimse "Ben Kürt'üm" diye bağırmak istemez.

Toprağa tohum ekmeli

l Son birkaçyılda açılım, Oslo Görüşmeleri, şimdi İmralı süreci... Biraz hızlı mı gidiyoruz?

Süreklİ yükselip alçalıyoruz, ben bir süreç olduğunu görmüyorum. Açılım olduğunda birkaç kez Beşir Atalay'la görüştüm, dinledi, güzel. O zaman da olaylar bir yukarı bir aşağı gitti. Zaten benim olmasını istediğim hükümetin yapacağı bir şey değil. Akil kişiler ne yapacak mesela? Toplantıda konuşmak başka, bir şey yapmak başka...

l Sizce ne yapmalı akil insanlar?

Mesela Ekopolitik Hakkari'de başladı. En zor yer orası çünkü. Mersin'de de doğudan gelen Kürtler, o mahallede taş atan çocuklar var, oralarla ilgili polis ne düşünüyor? O mahallede iş olanaklarını artırmak için ne yapmalı? Pilot bölgeler bulunup, pilot problemler belirlenip, bunların çözümüne çalışılmalı. Akil insanlar her gün basına fikir beyan ederlerse, politikacılar gibi olurlar. Gerçekten alanda çalışılması, somut problemlere somut çözümler aranması lazım. Bu süreçlerin gelişmesi politik çözümü de kolaylaştırır. Diyelim ki silahlar durdu. Hakkari'de ne yapacaksınız? Polislerle taş atan çocukların iletişimini nasıl değiştireceksiniz? Kürtlerle Türklerin hürmetle konuşmalarını nasıl sağlayacaksınız? Toplumu paralel sosyal süreçlerle değiştirmek çok önemli. Bunun için toplum psikolojisini bilen insanlara danışılmalı. Türkiye'de çok politik süreç var, bir tane toplumsal süreç yok.

ANNELER KİLİT

l Çözüm süreci ilerledikçe Türk milliyetçiliği yükseliyor, MHP sertleşiyor... Bu süreçlerde normal mi bu?

Politikacılar bağırıp, çağırabilir. Bağırmakla kimseyi öldürmezsin ki! Mesele burada değil; mesele bunun yavaş yavaş yönetilmesi. Siz toprağa tohum ekerseniz, o büyür ağaç olur. Bir de Türkiye'de kadınların durumu çok kötü. Kürt meselesi ile kadın meselesi iç içe. Çocuklara "O senin düşmanın, bu senin dostun" diyen kim? Anneler. Anneleri getirip, konuşturmak lazım. İş en son orada düğümleniyor.

KadIn haklarını geliştirmek lazım ki halkın yüzde 50'si bu işe girsin. Bana bir toplumsal süreç başlat deseler ben önce annelerle başlarım soruna odaklanmak için. Ama burada politikacı gibi konuşmak değil. Anlamak, dinlemek. Bu küçük bir damla. Ama böyle damlalar bir araya gelir dere olur, göl olur. Sonra siyaset başarılı olmuş, olmamış... Toplumsal süreçlere başlamak, politik sürece yağmur da yağsa güneş de açsa devam etmek lazım.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın