Küresel siyasetin büyük bir kırılma yaşadığı ve uluslararası siyaset uzmanlarına göre uluslararası sistemin değiştiği bir kırılma dönemi olarak soğuk savaş sonrası dönem ilginç bir şekilde Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel ekonomi ve politika ile yoğun bir ilişki biçimi geliştirmesi ile çakışmıştır. Şu anda G-20 ülkeleri arasında Marksist ve Leninist kökenlerine vurgu yapan ve tek partili bir yönetim sistemini var oluşunun olmazsa olmazı sayan bir ülke olarak Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki ekonomik, siyasi ve sosyal dönüşümler gün geçtikçe daha fazla tartışılmaya başlamıştır.
Kısmen liberal düşünceye atfedilebilecek ana görüşe göre Çin Halk Cumhuriyeti küresel siyasetin içinde bir denge unsuru olarak tek kutuplu ve dolayısı ile daha fazla güvenlik riski taşıyan bir dünyanın oluşmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Ekonomik anlamda ise 1978 sonrası başlayan açılım politikalarını modernleşme yolunda atılan büyük bir adım olarak okuyan bu görüşe göre Çin Halk Cumhuriyeti kademeli olarak küresel kapitalist sistem ile bütünleşmektedir. Dolayısıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nin ekonomik olarak büyümesinden endişe etmeye gerek yoktur. Aksine bu büyüme teşvik edilmelidir. Diğer yandan siyasi reformlar aracılığı ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin batılı olmasa bile kendi içinde demokratik bir yönetime geçişi de teşvik edilmelidir.
Öte yandan daha çok neo-realist düşünceye atfedilecek görüşe göre Çin Halk Cumhuriyeti küresel ekonomi politiğin içinde kendine özgü otoriter ve hiyerarşik siyasal, ekonomik ve sosyal sistemi ile var olmaya devam etmektedir. Büyüme rakamlarına ve savunma harcamalarına bakıldığında Çin Halk Cumhuriyeti'nin büyümesi küresel sistem içinde büyük riskler oluşturmaktadır. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti yönetim biçimi ile sistem içindeki süper güçler arasında en tahmin edilemeyen ülkelerden birisidir. Dolayısı ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin büyümesine karşı her türlü tedbir alınmalıdır. Çin tehdidi kavramının da bu düşünce tarafından kullanıldığı düşünülürse Çin Halk Cumhuriyeti mevcut sistem içinde modernleşmek yerine kendine özgü ve kapalı sistemini sürdürmektedir. Bu sebeple Çin Halk Cumhuriyeti'nin sistem içinde tutulması ancak onun askeri ve siyasi olarak kontrol edilebilmesi ile başarılabilir.
Diğer yandan üçüncü bir görüş olarak ortaya çıkmaya başlayan eleştirel düşünceye göre Çin Halk Cumhuriyeti küresel kapitalist sistemin neo-liberal dönemde keşfettiği sistemin olumsuz yönlerine önemli katkıda bulunan bir ülkedir. Dolayısı ile asıl soru Çin Halk Cumhuriyeti'nin sistemin içinde veya dışında olmasından ziyade bu sisteme ne tür bir katkıda bulunacağı ile ilgilidir. Bu görüşe göre Çin Halk Cumhuriyeti'nin açılım politikaları ile 1980 sonrası başlayan ve dünya çapında etkileri olan neo-liberalleşme ilginç bir şekilde çakışmaktadır. Bu sebeple Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel siyaset ve ekonomiye etkilerini anlamak için küresel kapitalizmin ortak sorunlarının Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki örnekleri incelenmelidir. Bu çerçevede küresel kapitalizmin diğer ülkelerde ortaya çıkardığı temel sorunlara baktığımızda Çin Halk Cumhuriyeti'nin mevcut nüfus ve sosyal yapısı ile bu sorunları en ağır şekilde hissettiği bilinmektedir. Bugün gelir adaletsizliği, emek sömürüsü, kır-kent arasındaki gelişmişlik farkları, işçi ücretleri, çevre kirliliği, doğal kaynakların sorumsuz tüketimi gibi konuların hemen hepsi küresel kapitalizmin emek kaynağı gibi görülen Çin Halk Cumhuriyeti'nin geleceğini belirleyecek olan temel sorunlardır. Dolayısı ile Çin Halk Cumhuriyeti tek başına ve şahsına münhasır bir şekilde değil aksine küreselleşmenin ortaya çıkardığı diğer sorunlarla beraber analiz edilmelidir.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin yeni nesil liderlerini belirleyen 18. Parti Kongresi tam da yukarıda bahsedilen görüşlerin ve düşüncelerin farklı yorumları arasında gerçekleşti. Bugüne kadar gerek dil ve kültürel uzaklık gerekse Çin siyaset sisteminin kendine özgü kapalı yapısı sebebi ile fazla bilinmeyen siyasi, ekonomik ve sosyal yapısı son dönemde ciddi bir merak konusu oldu. Bu sebeple DUBAM'ın bu dosyasında önce Çin Halk Cumhuriyeti'nin siyasi sistemi ve idari yapısı değerlendirilecek daha sonra ise 18. Parti Kongresi'nde seçilen ve 25 kişiden oluşan Politbüro üyelerinin biyografileri üzerinden Çin Halk Cumhuriyeti'nin gelecek dönemdeki siyasal ve ekonomik politikalarına dair değerlendirmelerde bulunulacaktır.
ÇİN'İN SİYASAL KURUMLARI
Çin Halk Cumhuriyeti'nin siyasi sistemi 4 temel kuruma dayanmaktadır:
1) Parti-devlet yapılanmasının hakim olduğu hükümet/devlet yapısı.
2) Siyaset ve güvenlik gibi konularda tartışmalı bir yeri olan Çin Özgür Halk Ordusu.
3) Çin Büyük Millet Meclisi olarak ta çevirebileceğimiz Ulusal Halk Kongresi.
4) Bütün bu sistemin parti dışındaki siyasi aktörlerini birleştiren bir danışma organı olarak Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı.
Çin siyasi sistemi içerisinde bahsedilen yukarıdaki kurumların detaylı incelemesine geçmeden önce bu kurumlarla beraber siyasi sistemin bazı özelliklerine değinmek gerekiyor. Öncelikle parti-devlet yapılanması içerisinde oldukça karmaşık ve iç içe geçmiş bir yapılanmanın olduğunu görmekteyiz. Bilinenin aksine Çin'de devlet başkanının daha çok sembolik bir gücü vardır. Anayasal görevleri oldukça sınırlıdır. Ancak bu güç devlet başkanının aynı zamanda parti genel sekreteri olması sebebi ile daha dengeli bir hal alır.
Çin Ordusu'na baktığımızda da yine benzer bir şekilde bilinenin aksine Ordu siyasetin çok içinde bir kurum değildir. Politbüro'nun içinde genellikle her dönem en üst rütbede bulunan iki asker bulunur. 1997'den bu yana ise Politbüro Daimi Komitesi içinde ordu temsil edilmez. Buna rağmen Ordu'nun medya, yargı, Kamu İktisadi Teşekkülleri gibi alt birimler üzerinde kuvvetli etkisi olduğu bilinmektedir. Ulusal Halk Kongresi Çin siyasi sistemi içinde saydığımız dört temel kurum içinde Anayasa'nın verdiği güvence ile en üst makam olarak tanımlanır. En önemli gücü ise yasamayı şekillendirmesi ve onaylama sürecinin son organı olmasından kaynaklanır. Parti ile oldukça ilişkili bir yapılanma olan Ulusal Halk Kongresi diğer yerel halk kongreleri gibi genellikle parti tarafından domine edilmektedir.
Çin'in bu çok yapılı, değişken ve hiyerarşik siyasi sistemi aslında geleneksel olarak Çin siyasal kültürüne hakim olan meritokratik bir yönetim biçimine benzer. Devrimin ilk on yıllarını dışarıda bırakacak olursak, özellikle açılım politikalarından sonra devletin en üst düzey organlarının elit siyasetinin eline geçtiğini gözlemlemekteyiz. Çin siyasi sisteminin gün geçtikçe teknokratik ve liyakate önem veren bir yapı haline dönüşmesi onu meritokratik bir sistem olarak tanımlamamıza neden olmaktadır.
Çin siyasi sistemini etkileyen diğer bir konu da yaş ve dolayısı ile yeni nesil lider değişimi konusudur. Bunu önemli bir sorun olarak niteleyen uzmanların yanı sıra bu değişimin Çin'in küresel sistem ile bütünleşme sürecinde olumlu sonuçlarının olacağını düşünen uzmanlar da vardır. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren Çin'de devrimi gerçekleştiren ve devrim sürecinde aktif olarak görev alan liderler artık emekliye ayrılmıştır. Son iki parti kongresinde 68 yaş üzerindeki liderler emekliye ayrılmıştır. Politbüro üyeliği için 62 yaş sınırlaması getirilmek istense de bu şu ana kadar başarılamamıştır.
Çin siyasi sisteminin eleştiri konularından biri de hukukun üstünlüğü kavramının bir türlü inşa edilememiş olmasıdır. Çinli uzmanların da katıldığı bir düşünce olarak hukukun üstünlüğünün sağlanmasında en önemli sorun olarak parti yapılanması ön plana çıkmaktadır. Genellikle parti üyeleri kendilerini hukukun üstünde sayarak birçok yolsuzluğa sebep olmaktadır. Bir başka sebep olarak Çin siyasi sisteminde dengesiz bir hiyerarşik yapıda olan bürokratik mekanizmalar da hukukun üstünlüğü önünde büyük bir engeldir. Örneğin hükümet bakanları ile eyaletlerdeki parti liderlerinin bürokratik rütbeleri birbirine eşittir. Bu sebeple merkezde alınan bir kararı yerelde uygulatma gücü bazı zamanlarda her iki yapının da üstüne çıkabiliyor.
Sonuç olarak Çin'de siyasi reformlar denildiğinde aslında mevcut kurumların da değişme gerekliliği ortadadır. Ancak parti-devlet yapılanmalarının en büyük sorunu da reform sürecinde ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple Çin siyasi sistemini anlamak için yukarıda bahsettiğimiz dört temel unsurun yanı sıra Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) de organizasyonel yapısını detaylı olarak incelemek yararlı olacaktır.
ÇİN KOMÜNİST PARTİSİ
2010 verilerine göre Çin Komünist Partisi 80 milyon üyesi ile Çin'deki en fazla üyeye sahip olan siyasi partidir. ÇKP parti kurallarına göre 18 yaşını doldurmuş ve parti ilkelerine bağlı kalacağına söz veren herkes parti üyesi olabilir. Ancak pratikte bu fazla gerçekleşememektedir. Örneğin 2010 yılında 21 milyon kişi parti üyesi olmak için başvurmuş ve bunun sadece %15'i kabul edilmiştir.
Parti birimleri resmi ve yarı resmi kurum ve organizasyonların hepsinde bulunmaktadır. KİT ve üniversiteler dahil olmak üzere her kurumun içinde parti yöneticileri yer almaktadır. Parti kararları ÇKP Merkez Komitesi toplantılarında ele alınır. Bu kararların uygulanması da yukarıda bahsedilen ve ülke çapında örgütlü parti birimlerince uygulanır. Parti'nin en temel icraatlarından biri çeşitli kampanyalarla parti ideolojisini örgüt tabanına yaymaktır. Bu çerçevede düzenlenen kampanyalarda dönemin siyasi gündemine göre belirli konular belirlenerek o konuda bütün partililerin eğitim alması sağlanır. Örneğin 2008 yılında düzenlenen ve yaklaşık 18 ay süren parti kampanyasında Hu Jintao'nun "bilimsel kalkınma" kavramı hakkında çeşitli seminerler düzenlenip kitaplar basılmıştır. Bu çalışmaların hepsi parti propaganda birimleri tarafından yürütülür.
Politbüro Daimi Komitesi (PDK): Yukarıdaki şekilde de görüldüğü gibi ÇKP'nin en üst yönetim organı PDK'dır. ÇKP Parti Genel Sekreteri aynı zamanda partinin Merkez Askeri Komisyonu'nun da başkanlığını yapar. PDK üyelerinin sayısı 7-9 arasında değişebilir ki 18. Parti Kongresi'nde 7 kişilik bir ekip uygun görülmüştür. PDK'nın iki numaralı ismi aynı zamanda Ulusal Meclis'in de başkanlığını yapar. Teoride Ulusal Meclis devletin en üst denetleyici mekanizması olduğu için meclis başkanı devlet başkanının üzerindedir. Bu durum parti genel sekreterinin dolayısıyla da devlet başkanının PDK'da bir numaralı konumda olması ile dengelenmiş olur. Böylece parti-devlet yapılanmasının en temel ayrımı da kurumsal anlamda oluşturulur. PDK'nın üç numaralı ismi aynı zamanda Devlet Konseyi başkanı, dolayısıyla da başbakan olarak görev yapar. PDK'nın dört numaralı ismi aynı zamanda Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı'nın başkanlığını yapar. Böylece partinin en üst mekanizmasında yer alan bir lider ileride daha detaylı inceleneceği gibi komünist ve parti üyesi olmayan siyasi ve ekonomik aktörlerle de iletişim kurar. (Dünyabülteni)