''Yoksa onlar hala Câhiliyye yönetimini mi istiyorlar? Oysa akleden bir toplum için hükmü (yönetimi) Allah'tan daha
güzel olan kim vardır'' [el-Mâide 49-50]
İnsanlığa karşı suçlar, kasten adam öldürme, kasten yaralama, işkence, eziyet veya köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı, tecavüz, zorla fuhşa sevk etme, hırsızlık, kürtaj, rüşvet içki, kumar, faiz gibi İslam’ın zulüm olarak adlandırdığı bu fiiller her geçen gün Türkiye’de ve diğer laik ülkelerde bir plân doğrultusunda sistemli olarak işleniyor.
Bu zulümlerin en yoğun yaşandığı ülkelerin ortak yanı ise yönetim sisteminin beşeri yani laik sisteme dayanması ve bu tür suçların ticari bir gelir kaynağı haline dönüşmesi yatıyor.
Yani bu ülkeler Allah’ın hükümleri ile hükmetmeyen, zulüm ve adaletsizlik üzerine bina edilen sistemlerdir.Suçlarla kuşatılmış Tağuti sistemler göstermelik mahkeme salonlarında insanlara adaleti sağlayamamakta ve devamlı suçlu bir nesil yetiştirmektedirler.
Temeli zulüm ve adaletsizliğe dayanan laik sistemlerin mahkemelerinin adalet yapması elbette mümkün değildir.Laik sistemler, eğitim sistemleri başta olmak üzere basını ve medyasıyla önce suça meyilli insanı yetiştirirler. Bu nedenle laik sistemlerde insanlar, inandıkları sistemden sürekli olarak şikâyet ederler ve bu sistem içerisinde hiçbir şekilde huzur bulamazlar.
Çocuklarını huzurlu bir şekilde okula gönderemez, gündüz dahi sokaklarda emniyetle dolaşamazlar.Buna rağmen haberlerde ve basında günlük olarak sunulan kendi yetiştirdikleri bozuk nesilden asla rahatsızlık duymaları gerçekten şaşılacak bir durumdur.
Toplam suç ortalamasında dünya ülkelerine baktığımızda bütün ülkelerin ortak noktasının laik devletler olduğu açıkça görülecektir.
İşte ülkelere göre toplam suç oranları
http://www.nationmaster.com/graph/cri_tot_cri-crime-total-crimes