Mustafa Denizli şanslıydı. Şenol Güneş karizmatik değildi.
Fatih Terim’e başarısız olduğu ikinci döneminde “sistemi yok” dedik.
Ersun Yanal, Milli Takım’ı kaldıramadı.
Hiddink zaten “kıyak emeklilik” için gelmişti.
Abdullah Avcı’nın kellesini isterken memleketçe hangi pespaye gerekçeyi uyduracağımızı merakla bekliyordum.
Çok beklemedim. O da Büyükşehir Belediye gibi oynatıyordu Milli Takım’ı.
Evet, işler kötü gitti ve şimdi yine faturayı kesecek “sorumlu” bulma günlerindeyiz. Her zamanki kolaycı mantığımızla elbet. Abdullah Avcı’yı gönder, mart ayındaki maçlara kadar Milli Takım’ı yeniden yapılandır, işlem tamamdır; Türk futbolunun sorunu hallolunmuştur.
Avcı elbette eleştirilmesi gereken, sorumluluk mevkiinde biri.
Peki ama Meclis’iyle, federasyonuyla, medyasıyla, taraftarıyla şikeyi ört bas etmeye pek hevesli şu futbol kültürümüzü ne yapacağız?
Hani Şampiyonlar Ligi’ni, Avrupa Kupası maçlarını filan hayranlıkla televizyondan izlerken, “adamların futbol kültürü var kardeşim” diye birbirimize ahk�m kestiğimiz “şey”den bahsediyorum.
Kendimizi kandırmayalım. Türk futbolunun sorunu çok daha derin ve kişiler üzerinden halledilemeyecek bir “sistem” meselesi. O sistemi yaratan medyasıyla, federasyonuyla, kulüpleriyle, taraftarıyla bunu tartışmamız, daha doğrusu bunu tartışacak düzeye gelmemiz gerekiyor.
Biz ise maalesef hâlâ “Abdullah Avcı maçtan sonra kameralara sırıttı” düzeyindeyiz.
“Bunu gönder şunu getir” modelimizi artık terk edip her daim kurtarıcı aramak yerine, topyekun bir sistem reformu yapıp ilk iş olarak da mevcut futbol kültürümüzü ve onu yaratanları göndermeliyiz.
TARAF
DEMİRAY ORAL