Amerika'daki ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra gündeme getirilen 'İslamcı terör' Almanya'da güvenlik sorunu haline getirilmesine rağmen, kayda değer bir olay yaşanmadı.
Buna rağmen Federal İçişleri Bakanlığının 2011'de Müslüman temsilci kuruluşlara güvenlik işbirliği dayatmasını getirmiş ve gerekçe olarak da Frankfurt havaalanında yaşanan olay gösterilmişti. Oysa bu tekil örnek tam olarak açıklığa kavuşmamıştı.
Geçtiğimiz hafta Bakanlık tarafından geçici bir süre için durdurulduğu açıklanan 'kayıp aranıyor' afiş kampanyası, sadece bu Frankfurt saldırısı zemini üzerine oturtuldu. Kısa bir sürede hem siyasi çevreler, hem de medya tarafından üzerine gidilmesi gerekmeyen sıradan bir olay gibi unutuluverdi. Ondan kalan tek sonuç, gerek Federal İçişleri Bakanlığı ve gerek eyalet içişleri bakanlıkları tarafından Müslüman kuruluşların güvenlik işbirliği dayanışması adı altında jornalciliğe zorlanmasıydı. (Frankfurt olayı ile ilgili ayrıntılar için bkz. 'Alman İslam Konferansının bu yılki tartışma konusu: jurnal!', 31 Mart 2011)
Kayıp afişlerinin Ağustos sonunda deneme maksatlı olarak Berlin, Hamburg ve Bonn şehirlerinde belirli yerlere asılmasından önce, Nisan ayında merkezi Nürnberg'te bulunan Federal Göç ve Mülteciler Dairesi BAMF tarafından, bu afişlerde yer alan telefon numarasının verildiği bir ihbar hattı devreye sokulmuştu. Ancak Alman medyasında yer alan haberlere göre beş aydır bu numarayı, 'Kaç kişi aradı?' sorusunu yönelten gazetecilerden başka kimse aramamış. BAMF ise Nisan ayından beri bu numarayı arayıp ihbar yapan 20 aileye yardım ettiklerini bildirdi. Tabii aileler hakkında güvenlik nedeni öne sürülerek hiçbir ayrıntılı bilgi verilmedi.
Afiş kampanyasında dikkatleri çeken bir başka nokta, Federal İçişleri Bakanı Friedrich'in geliştirdiği güvenlik işbirliği projesi kapsamında, Müslümanları temsilen görüşmelere katılan kuruluşların tavırları oldu. 'Kayıp aranıyor' kampanyasına her kesimden büyük bir tepki gelince, projeye doğrudan ortak olarak görünen Müslüman sivil toplum kuruluşları da tepki gösterdiler ve ortak bir açıklamayla, güvenlik işbirliğini dondurduklarını açıkladılar.
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Almanya kolu DITIB, İslam Kültür Merkezleri Birliği VIKZ, Müslümanlar Merkez Konseyi ZMD ve Bosnalı Müslümanları temsilen IGBD tarafından yapılan ortak açıklamada, güvenlik projesi kapsamında Federal İçişleri Bakanlığı (BMI) ile yapılan görüşmeler 7 madde altında ayrıntılı olarak anlatıldı.
Bu açıklamanın 3. maddesinde, 2012 Mart ayında yapılan görüşmede ilk defa takdim edilen 'kayıp' afişlerin kendileri tarafından sert bir şekilde eleştirildiği yeralıyor. Afişlerin son halinin de, Ağustos sonunda asılmasına kadar kendilerine hiç gösterilmediği belirtiliyor. Ayrıca bu ilk takdimde Müslüman kuruluşlar tarafından dile getirilen kaygılar, afişlerin yolaçabileceği olumsuz etkiler konusundaki uyarıların BMI tarafından hiç dikkate alınmadığı da ifade ediliyor.
Bu açıklamaya karşın BMI'den de bir açıklama geldi ve 21 Ağustos'ta yapılan görüşmede, katılımcı tüm temsilci kuruluşların, kampanya için hazırlanan 4 afişe de açık bir şekilde olumlu destek verdikleri öne sürüldü.
Kafa karıştıran bu açıklamalardan anlaşılan şu ki; hükümet sorumluluğa Müslüman kuruluşları da ortak etmek isterken, STK'lar da sürece dahil olmanın ezikliğini yaşıyorlar.
Sonuç olarak bu afiş kampanyası ile Federal İçişleri Bakanlığı bir çıkmaza girmiş oldu ve tüm ülkede başlatılmasıyla hem Almanya'da hem de dışarıda ülkenin imajına zarar vermesi bakımından ne gibi neticeler doğurabileceği konusunda tereddüt etmeye başladı. Zira bu afişler, adeta Amerika'nın vahşi batısındaki 'ölü ya da diri aranıyor' (Wanted) ilanlarını, ya da Hitler zamanında, istihbarat tarafından Yahudiler hakkında bilgi toplamak için düzenlenen 'Judenkartei' projesini hatırlatıyor.
İşte tam bu sırada gündeme oturan Amerika'daki Hz. Peygamberimize hakaret içeren film ve tüm dünyada görülen sert tepkiler, Alman Bakan Friedrich'in adeta imdadına yetişti. Afiş kampanyasının tüm Almanya'da başlatılacağı 21 Eylül Cuma günü Fedeal İçişleri Bakanlığı tarafından kampanyanın geçici bir süreliğine durdurulduğu bildirildi. Tekrar ne zaman başlatılacağı konusunda ise hiçbir bilgi verilmedi. Durdurulma nedeni olarak da, Federal Kriminel Dairesi'nin 'tehlike oluşturuyor' değerlendirmesi gösterildi. Tehlike tehdidinin ayrıntıları konusunda da hiçbir bilgi verilmedi.
Hayır, Dr. Friedrich'in 'kayıp aranıyor' afiş kampanyası, hakaret filmine kurban gitmedi. Filme tepkilerden dolayı oluşan, toplumda karışıklık çıkmasına neden olma ihtimali, Alman bakanın işini kolaylaştırdı. Zaten hiç başlatılmaması gereken afiş kampanyası bu vesile ile durduruldu. Bundan sonra da bu haliyle tekrar gündeme getirileceğini sanmıyorum. (DunyaBulteni)