Yazar, İsrail içinde büyüyen tartışmalara ve halkın tepkisine bakaraktan olayın ciddiyetine dikkat çekti. El Zaatire’nin o yazısı:
TIMETURK / Defne Bayrak
İsrail’in içinde İran’ın nükleer projesine karşı askeri bir darbe hakkında ilk defa tartışma çıkmıyor. Aksine son senelerde bu defalarca olmuş bir şey. Ancak vurgulanması gereken nokta; darbenin bundan önce bu kadar çok tartışmaya neden olmamış olmasıdır. İsrail gazetelerinde çıkan analizler ve günlük makalelerin akışı kararın fiilen alındığına ve karşı çıkanlar ilgili yetkililere baskı yapmak için hemen harekete geçmezse birkaç hafta sonra ya da en uzak ihtimal birkaç ay sonra saldırının gerçekleşeceğine işaret ediyor.
Bunun bir temsil ya da oyun olduğunu söylemek zor. Zira Siyonist varlığı ve bu varlıktaki siyasi düzeydeki hareketi bilen bir kimse işin çok ciddi olduğunu anlar. Demek istediğim; kararın gerçekten alınmış olup olmadığı ya da uygulanıp uygulanmayacağı bir kenara, birçokları saldırının gerçekleştirileceğine inanıyor. İsraillilerin saldırı karşıtı gösterileri sadece bir oyun olamaz. Aksine kendilerinde, yakında saldırının gerçekleştirileceği kanaati oluşmuş durumda.
Suriye devrimi karşısındaki konumundan ötürü İran ve ümmetin büyük kısmı arasındaki çekişme bir yana İsrail’de siyasal ve güvenlik çevreleri hiç tereddütsüz İran’ın nükleer projesinin tehlikeli olduğu ve bundan mümkün olan herhangi bir şekilde kurtulmanın gerektiği üzerinde hemfikir. Ancak anlaşmazlık konusu olan nokta –özellikle; Tahran’ın vurgulamalarına ve ardı ardına yaptığı açıklamalarına karşın Batı ve Arap dünyası da içlerinde olmak üzere kimse bu projenin barışçıl olduğuna inanmazken- bu projeden kurtulmak için nasıl bir yol izleneceği.
Öyleyse mesele, bu projeden İran’ın darbeye vermesi beklenen – İsrail dahilindeki vatandaşları ya da dünyanın çeşitli yerlerindeki İsrail menfaatlerini hedef alabilir- tepkiler de göz önüne alınarak öncelikle Amerika-İsrail ilişkilerine, ikinci olarak ve daha önemlisi de Siyonist varlığa büyük etkisi olmadan kurtulabilmenin yolunu bulmaktan başka bir şey değildir.
Bugün öncelikle mevcut ve eski; ‘ağır top’ sayılan siyasiler ve güvenlik görevlileri olmak üzere İsrail toplumunda büyük bir kesim; darbeye karşı haykırıyor. Bu kararın sadece Netenyahu-Barak ikilisi tarafından alındığını düşünüyor ve böyle bir saldırının İsrail’e, vatandaşlarına ve Amerika-İsrail ilişkilerine ne gibi etkileri olacağı hususunda uyarıda bulunuyorlar.
Ancak bunlara istinaden bahsi geçen ikilinin gerçekten vurma kararı aldığını söyleyebilir miyiz? Bu soruya ‘evet’ cevabına vermek biraz zor. Tabi ki saldırıyı kesin gerçekleştirme vakti hakkında karar alınıp alınmadığını kastediyorum. Ancak görünen o ki bu iki adam şu anda tepkileri ölçüyor ve daha sonra faydalı olduğuna inandıkları şeyi yapacaklar. Bu arada, kargaşa çıkarma adımının ardında Washington’u, İran’ın uranyum zenginleştirmesini durdurmaya ve cezalandırmaya itmek için baskıları artırma gibi gizli bir hedef olduğu analizlerinin doğruluğu da uzak görülemez.
Durum şu; Netenyahu ( ve Barak) Amerika-İsrail ilişkileri adına korkmuyor. ABD’nin başkanı ister Obama ister başkası olsun İsrail’in konumunu –bu tavra ikna olmamış olsa bile- kınayamayacağına ve kongredeki Siyonist varlığın, herhangi bir başkanın –istediği kadar gücü olsun- karşı gelmesinden daha etkili olduğuna inanıyor.
Diğer taraftan da aynı ikili darbe ne kadar geciktirilirse bunun İran’ın nükleer silah geliştirmeye o kadar yaklaşması anlamına geldiğini, bölgede İran’ın şu anda yaşadığı; daha önce hiç görülmemiş düzeydeki azledilmişlik haline bakaraktan İsrail’in bundan daha iyi bir zamanlama seçemeyeceğini düşünüyor. Bu öyle bir azledilmişlik hali ki eğer Suriye meselesinde aldığı konum nedeniyle birçokları Tahran’ın vurulmasından mutlu olacaktır, dersek abartmış olmayız. İran’ın vereceği tepkiye gelince bu ikili tepkinin muhtemel olduğunu, bir ayı geçmeden geleceğini ve kurbanlarının sayısının en az 200 kişi olacağını görecek. Tabi ki İran Amerika’nın ya da İsrail’in dış çıkarlarını hedef almayı düşünmeden önce bin bir hesap yapacak.
Öte yandan bazıları ise Amerika’nın darbe için onayı olmadan İsrail’in kararının bir önemi olmayacağına inanıyor. Herkes de Washington’un kesin bir şekilde bu saldırı planını reddettiğini ve İran’ın uranyum zenginleştirme sürecini durdurmak için bir dizi yaptırımlar uygulama yolunu seçtiğini biliyor. Amerikalılar; savunma bakanı ve genelkurmay başkanının açıkladığı üzere bir saldırının İran’ın nükleer programının gecikmesini artırmaktan başka bir işe yaramayacağını, zenginleştirme tesislerinin çokluğuna, hepsinin tahrip edilmesinin zorluğuna bakılarak bu tesislerin tamamen ortadan kaldırılamayacağını düşünüyor.
Washington’un daha büyük korkusu ise İran’ın tepkisinin, bölgedeki ve belki de tüm dünyadaki çıkarları ve filolarına uzanması. Zira Irak ve Afganistan’da girdiği savaşların etkilerinden ötürü hala kendini toparlayabilmiş durumda değil. Bir saldırı olduğu takdirde bu iki ülkedeki askerleri (Irak’ta da ala kalıntıları bulunuyor) İranlıların hedefi olacak.
Tüm bunların ışığında İsrail’deki iç tartışma sonucunda karar vermek zor olacaktır. Saldırı konusunda Amerika-İsrail arasında konunun tartışılması gerekir. Bu tartışma da; saldırı kararını durduracak mı yoksa Netenyahu Tahran’a çeşitli düzeylerde etkileri olacak bir darbe indirerek herkese sürpriz mi yapacak cevabını kimse bilmiyor. Beklemekten başka yapacak bir şeyimiz ise yok.