Kuzey Kore'de yönetim kadrosunda geçen ay yaşananlar, dünya kamuoyunda tartışmalara sebep oldu. Bir çok Kuzey Kore uzmanı, ülkedeki askeri yönetimin yerini sivil yönetime devretmeye başladığı yorumunda bulundu.
Kuzey Kore'nin bir önceki lideri Kim Jong-il ölünce, gözler yaşı daha 27 ila 28 olarak tahmin edilen veliahd Kim Jong-un'a çevrildi. Kim Jong-un'un yaşının genç olması, Kuzey Kore'yi perde arkasından kimlerin yöneteceği sorularının sorulmasına sebep olmuştu. Burada iki grup öne çıkıyordu. Başta eski Genelkurmay Başkanı Ri Yong-ho ve İşçi Partisi Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orgeneral Kim Yong-chun'un temsil ettiği askeri kanat ile İşçi Partisi Merkez Yönetim Kurulu üyesi Chang Sung-tek'in başını çektiği sivil kanat.
Chang, genç liderin halalarından biri olan Kim Kyung-hee'nin eşi. Hala Kim, halen Kuzey Kore İşçi Partisi Polit Büro Konsey üyelerinden biri. Kim ailesi ile akrabalık bağı olan enişte Chang, Kuzey Kore-Güney Kore görüşmelerinde bir kaç kez heyete dahil olarak Seul'e gelmişti. Adının açıklanmasını istemeyen bir çok yetkili, Chang'ın Seul'ün en işlek bölgesi olan Gangnam'daki eğlence merkezlerinde dolaştığını aktarmıştı. Chang Sung-tek, pragmatik kafa yapısından dolayı Kuzey Kore'de reformlar yapılması gerektiğini düşünen üst düzey yöneticilerin başını çekse de, şimdiye kadar bu yolda büyük bir adım atamadı. Bunun en büyük sebeplerinden biri kendisinin asker kökenli olmamasıydı.
SİVİLLERİN ÖNÜNDEKİ ENGEL SON-GUN (ÖNCE ORDU) SİYASETİ
Kuzey Kore'de her ne kadar İşçi Parti ile ordu arasında girift bir bağ olsa da, askeri okuldan mezun olan bir subay ile bir sivil arasında her zaman fark olmuştu. Bunun en büyük sebebi, ölen lider Kim Jong-il'in son 15-20 yıldır uyguladığı, Son-Gun (önce ordu) diye adlandırdığı militarist siyasetin ülkeye hakim olmasıydı. Her ne kadar Kim Jong-il'in kurmaylarında da olsa Chang'ın reform politikaları genelde ordunun muhalefeti ile akim kalıyordu. Chang'ın başını çektiği reformcu kanadın istedikleri değişimleri yapabilmesi için yönetimin askerlerden sivillere kayması gerekiyordu. Bunun için ise gerekli olan 'Devrim Nesli' denilen, bazıları Kore Savaşı'nda Amerikalılarla savaşmış 70'ini deviren generallerin pasivize edilmesiydi.
Son bir kaç ayda yaşananlara bakılırsa ülkedeki Son-Gun siyasetinin artık yavaş yavaş yumuşamaya başladığını görülüyor. Geçen ay Kuzey Kore Genelkurmay Başkanı Ri Yong-ho'nun aniden sağlık problemlerinden dolayı görevden alınmıştı. Dünya kamuoyu ordunun tasfiye olup olmadığını merak ederken, Kim Jong-un'un söz konusu operasyonuna daha önce başladığı öğrenildi. Genç lider işe ilk olarak ordunun siviller ile ilişkilerini kuran, İşçi Partisi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Askeri Konsey Başkan Yardımcısı Orgeneral Woo Dong-cheuk'tan başladı. Org. Woo'nun tasfiyesi ordunun sivillere olan hakimiyetine büyük bir balta vururken, aslında ilk domino taşı da düşmüş oldu.
OĞUL KİM, ORDUYA DİREKT HAKİM OLMAK İSTİYOR
Tasfiye İşçi Partisi Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Silahlı Halk Kuvvetleri Sorumlusu Orgeneral Kim Yong-chun ile devam etti. Kuzey Kore'de aslında en üst rütbeli asker olan Org. Kim'in işlevi, ismi üzerinden siviller içinde orduyu temsil ediyor olmasıydı. Org. Kim, orduya tam hakim olmasa da, üst düzey askerlerin en çok saygı duyduğu isimdi. Org. Kim'den sonra Genelkurmay Başkanı Ri'nin görevinden aniden alınması ile ordudaki üst düzey tasfiye şimdilik durdu. Geçen ay oğul Kim'in 'Mareşal' unvanı alınması ile verilmek istenen mesaj daha da netleşti. Genç lider orduya aracılar vasıtası ile değil direkt hakim olmak istiyordu.
Genelkurmay Başkanı olarak yeni atanan Org. Hyon Yong-chol ise pek tanınan bir isim değil. Alınan bilgiye gore Kuzey Kore ordusunun derinliklerinde de bir değişim yaşanıyor. Değişiklikler sadece bu üç isimle sınırlı kalmamış. Yeni lider ve onunla yükselen üst düzey Kuzey Koreli yöneticiler, bir çok 'Devrim Nesli' generali görevinden alarak yerlerine saha birliklerinde görev yapan daha genç subaylar atadı.
"ÖNCE ORDU" SİYASİTİNİ YERİNE "ÖNCE EKONOMİ" GELİYOR
Geçen ay parlamentodaki ilgili meclis komisyonuna Kuzey Kore ordusundaki değişikler hakkında brifing veren Güney Kore Birleştirme Bakanı Ryu Woo-ik, Kuzey Kore ordusunda bir tasfiye olduğunu kısmen doğruladı. Bakan aynı zamanda, Kuzey Kore'de yönetimin benimsediği Son-Gun siyasetinin yerini Son-Kyong (önce ekonomi) siyaseti aldığını sözlerine eklemeyi ihmal etmedi.
Konuya ilişkin 'The Asian'daki köşesinde yorumda bulunan Rus profesör Andrei Lankov, Kuzey Kore'deki yönetim kadrosunda büyük bir tasfiyenin olduğunu düşüyor. Tarih eğitimini Kuzey Kore'de alan Prof. Lankov, özellikle Eski Genelkurmay Başkanı Ri'nin görevden alınması ile ülkedeki dengelerin askerlerden sivillere doğru kaydığını ifade etti.
Japonya'nın Hokkaido Shimbun gazetesinden Aoyama Shuji, Cihan'a yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'de yaşananları farklı bir bakış açısı ile değerlendirdi. Kuzey Kore uzmanı Shuji'ye göre Kuzey Kore'de yönetim ordudan partiye doğru kayıyor. Shuji, geçen nisan ayında yapılan, Kim Jong-un'un Genel Sekreterliği'ne yükseldiği İşçi Partisi Genel Kurultayı'na dikkat çekti. "Chang Sung-tek, o kurultayda kendi mevkisini yükseltmedi. Ama Choe Ryong-hea'nin Parti Merkez Yönetim Kurulu'na girmesini sağladı." diyen Shuji, konuşmasını şöyle devam ettirdi: "Bakın şimdi Choe nerde? İşçi Partisi Askeri Konsey Başkan Yardımcısı oldu. Choe'nin bir sivil olmasına rağmen bu mevkiye gelmesi şunu gösterir: Kuzey Kore'de ipler ordudan partiye doğru kayıyor."
Görünen o ki, Kuzey Kore'deki askerin hakim olduğu yönetim, yeni dönemde sivillere doğru kaymaya başladı. Bu süreçten rahatsızlık duymayan üst düzey generaller olduğu kadar, kendi güçlerinin azalmasından endişe eden askerlerin varlığı da aşikar. Sivilleşme süreci içerisinde askerler tekrar eski konumlarına gelmek için, Güney Kore ile Kuzey Kore'yi karşı karşıya getirmeye uğraşacağını hemen hemen herkes tahmin ediyor. Önümüzdeki günlerde Kore Yarımadası'nı ayıran 38. Paralel etrafında herhangi bir çatışma çıkmaması, veyahut çıksa dahi tarafların itidalli davranması halinde, kısa sürede çok yol alınan Kuzey Kore'nin sivilleşmesi başarılı bir şekilde devam edecektir. Öte yandan askeri rejim altındaki Kuzey Kore'nin dünya devi markaları barındıran Güney Kore ile sık sık karşı karşıya gelmesi, başta küresel sermaye olmak üzere, Çin ve ABD'nin pek işine gelen bir durum değildir.