TİMETÜRK / Haber Merkezi
Timetürk'ün iddiası şuydu:Uçağın gönderildiğini asker sivillerden sakladı mı?
Sabah tarafından yayımlanmayan haberin içeriği bütün ezberleri bozacak cinsten. Öncelikle Suriye'ye keşif amaçlı gönderildiği iddia edilen uçağın gönderilme kararını askerler sivil iradeden habersiz yaptı. Kısacası asker hükümeti bilgilendirmeden bu uçağı gönderdi. Başbakan Erdoğan Brezilya'dan Türkiye'ye gelmek için rotasını iki defa değiştirmek zorunda kaldı. Çünkü, Genelkurmay Başkanlığı bilgi verene kadar hükümetin bu uçağın buraya gönderildiğinden haberi yoktu.
Bugüne kamuoyuna aktarılan bilgilerin büyük bir kısmı sabahın ulaştığı bilgiyle çelişiyor.Öyle ki, uçağın ne ileri vurulduğunun sürekli olarak değiştirilmesinden, denizdeki enkazda bulunan asker postallarından, yerinden, enkazın yerinin belirlenmesinden ve Suriye ile ilgili yapılan işbirliğine kadar kamuoyuna aktarılan bir çok bilgi Sabah'ın ulaştığı bilgi ile çelişiyor.Kamuoyu eğer Sabah'ın haberi yayımlanırsa hangi bilginin doğru olduğunu merak ediyor.
TARAF: UÇAK SURİYE HAVA SAHASINDA VURULDU
Taraf Gazetesi Yazarı Lale Kemal, Timetürk'ün dile getirdiği iddayı destekleyici bir yazı yazdı. Kemal, uçağın nerede düşürüldüğü ile ilgili olarak hükmetin yanlış bilgi verdiğini yazdı. İşte Lale Kemal'in F-4 Suriye hava sahasında vuruldu başlıklı yazısı:
34 vatandaşın, PKK’lı sanılarak F-16 jetleriyle yaklaşık 7 ay önce sınır bölgesinde Uludere yakınlarında vurularak öldürülmesi olayı gibi Türk F-4 jetinin, Suriye tarafından 22 haziranda düşürülmesi olayı da Türk sivil ve askerî makamlarınca henüz aydınlatılıp, kamuoyuna doğru bilgiler verilebilmiş değil.
Örneğin, F-4 olayının aydınlatılması için çaba gösterilmesi bir yana özellikle TSK’nın, olayın olduğu tarihten itibaren yaptığı çelişkili açıklamalarla kamuoyunun kafasını daha da karıştırdığı ortada. Belki de hükümetin de kafasını karıştırdı ve elindeki ham bilgilerle yanlış yönlendirdi. Ya da hükümet, devlet başkanlığı koltuğunu bırakmasını alenen istediği Suriye’deki Esed rejimine bağlı güçlerin, kendilerinin vurduğunu açıkladığı F-4 jetinin düş(ürülmesi)mesi olayından duyduğu kızgınlıkla, askerin verdiği ilk ve henüz netleşmemiş bilgileri olay daha çok sıcakken alelacele kamuoyu ile paylaştı. Bu iki sorunun da cevabı bilinmiyor.
Hükümet, silahsız olan F-4 jetinin, uluslararası sularda ve hatta Suriye tarafından hiçbir ikazda bulunulmadan düşürüldüğünü açıkladı. TSK ise üst üste yaptığı açıklamalarla, siyasi iradenin resmî tezine ters düşmeye başladı. Hele TSK’nın, 11 temmuz tarihli açıklaması, herkesi şaşırtmıştı zira bu açıklamada, ilk baştaki tezin tersine, “Suriye tarafından düşürüldüğü iddia edilen F-4 jeti” ibaresi kullanıldı ki bu artık jetin, Suriye tarafından düşürülmemiş olabileceği ihtimalini de gündeme getirdi. Ancak TSK, bu açıklamasından birkaç gün sonra yaptığı açıklamada, bu kez de jetin Suriye tarafından düşürüldüğünden emin bir hava estirdi. Ayrıca, farklı tarihlerde yapılan açıklamalarda, jetin, uçaksavar silahı ya da füze ile vurulduğu bulgusuna rastlanmadığı belirtildi. Bu açıklamalar, jetin, Suriye’nin açtığı ateş sırasında jet isabet almasa da pilotların panikleyip ters bir hareketle uçağı Suriye sularında 8,5 mil açıkta düşürmüş olabileceği kuşkusunu doğurdu.
Batılı ülkelerden farklı bilgi
Resmî askeri açıklamalar bu şekilde kafa karıştırırken, Batılı ülkelerden Ankara tarafına farklı bilgiler gelmeye devam ediyor. Hatta kimi Batılı diplomatik kaynaklar, kıracaklarını bildikleri Ankara’da resmî yetkililere aktarmadıkları kimi bilgi ve yorumları basınla paylaşabiliyorlar. Bir Batılı diplomat, Ankara’nın, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu aracılığıyla F-4’ün düşürülmesinden birkaç gün sonra yaptığı ilk açıklamanın, hatalı bir nitelik taşıdığına işaret ederek, “Ankara’nın, daha uçağın enkazına bile ulaşılmamışken, ‘Uçak Suriye tarafından uluslararası sularda düşürüldü’, gibi çok net bir açıklama yaparak, yanlış politika izlediğini” söyledi.
Ancak Batılı diplomatik kaynakların fikirbirliği ettiği konu, nerede olursa olsun Suriye’nin F-4 jetini hiçbir ikazda bulunmadan düşürmüş olmasının kabul edilebilir olmadığı.
Suriye’de düşürüldüğü tezi güçleniyor
Türkiye, olaydan sonra yaptığı ilk açıklamada, F-4 jetinin, çok kısa bir süreliğine Suriye hava sahasına girdiğini ancak ilgili Türk askeri makamlarının ikazı ile hemen bu hava sahasından çıktığını ve uluslararası sularda iken Suriye tarafından düşürüldüğünü belirtmişti. Ne varki, gerek İzmir’deki NATO üssü gerekse Kıbrıs’taki İngiliz egemen üssünden yapılan uçuşlara ilişkin kayıtlar, jetin, Suriye hava sahasının içinde ve tam sınırındayken vurulduğunu gösteriyordu. Ankara’da hükümet, jetin uluslararası sularda düşürüldüğü şeklinde dünyaya ilan ettiği tezinin tersi bu bilgilere ulaştıkça sıkıntılı anlar yaşamaya başladı.
Diğer yandan, Türkiye, jetin, olay sırasındaki misyonunu, keşif amaçlı Türkiye’deki radar üslerini denetlemek olarak açıklamıştı.
Doğru Türkiye, Doğu Akdeniz bölgesinde yeni konuşlandırdığı bazı radarlarını, iyi çalışıp çalışmadığı konusunda test ediyordu. Ama bir diğer misyonu da, Suriye sularına yakın ve hatta içine girerek yaptığı uçuş sırasında, bu ülke hava savunma sistemlerini test etmekti. Zira jet, yaklaştıkça Suriye radarları da aktive hale gelip, yerlerini belli etmiş oldular.
Her ülke gibi Türkiye de, örtülü faaliyetlerde bulunur ama eline yüzüne bulaştırmamak şartıyla. F-4 jeti olayı yüzünden Türkiye, Suriye ile savaşın eşiğine gelmişti, böyle bir riski akıllarda tutmak ve sivilasker koordinasyonunu iyi yapmak gerekiyor.
SABAH GAZETESİ HABERİ YAYIMLAMADI
Habercilikte uzak ara önde giden SABAH Gazetesi bir kez daha Türkiye’nin gündemini belirleyecek. Haftalardır üzerinde en çok konuşulan ve akıllarda soru işaretleri bırakan bir olayın perde arkası tüm ayrıntılarıyla göz önüne serilecek. Ankara’da hiçbir şey gizli kalmayacak, dengeler sil baştan yeniden kurulacak. Yarın SABAH okunacak ve konuşulacak.”
Doğru…
Bugün gerçekten de herkes Sabah’ı konuştu…
Ama “Türkiye’nin gündemini belirleyecek olan” o haberiyle değil…
Hem gazeteden, hem de internet sitesinden gurur duyarak anonsladığı o haberi yayınlayamadığı için!
***
Olayın perde arkasını merak ediyorsunuzdur:
Medyaradar'a göre, Sabah’ın Ankara Bürosu muhabirlerinden Mutlu Çölgeçen’in eline birkaç gün önce çok önemli bir dosya ulaştı. Bu dosya, bir süre önce Suriye’nin düşürdüğü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçak hakkındaydı.
Mutlu Çölgeçen’in elindeki dosya, Sabah’ın Ankara Temsilcisi aracılığıyla İstanbul’daki yazı işleri yöneticilerine anlatıldı. Sabah yöneticileri, büyük ses getirmesini bekledikleri bu haberi aynı gün yayınlamaktansa, bir gün bekletme kararı aldılar… Bunun iki nedeni vardı:
Bir: Haber, bir gün önce anons edilerek “heyecanlı bir bekleyiş” yaratılacaktı ve gazetenin tiraj alması için kullanılacaktı.
İki: Bu haber sayesinde, bir süredir “iktidar yanlısı olduğu için etkili habercilik yapamamakla suçlanan Sabah’ın aslında nasıl iyi habercilerden oluştuğu” gösterilecekti.
Sabah yöneticileri ellerindeki haberi ve planlarını patronlarına anlattılar ve “okey” aldılar.
Bunun üzerine hemen anonslar hazırlandı ve gazeteye konuldu.
Haber önceki gün ellerine ulaştığında da hiç tereddüt etmeden manşete koydular. Gazete tam baskıya gidecekti; patrondan katından kesin bir talimat geldi:
“O haberi kullanmıyoruz…”
Nedenini tahmin etmekte zorlanmadığınızı sanıyorum:
Haber, anında Ankara’ya geçilmiş ama “Kesinlikle yayınlamayın” uyarısı gelmişti.
Bunun üzerine Sabah yazı işlerinde büyük bir panik yaşandı:
Hem “habercilik bombası” olarak sundukları haber ellerinde patlamış, böylece Türkiye’de gündemi belirleyeceğiz derken rezil olmuşlardı; hem de o kısa sürede yeni bir manşet bulmak zorundaydılar…
Ve bugünkü Sabah’ın manşeti, çeşitli baskılarda tam dört kez değişti.