TİMETÜRK / Cemile Bayraktar
Çok değil birkaç ay önce ülke olarak daha normal günlere gidiyoruz diye düşünüyordum. Ancak son 5-6 aylık gelişmeler daha çok tepetaklak gittiğimizi düşündürmeye başladı. Öyle ki, dünyayı ve ülkeyi ne olup bittiği hissiyle değil ait olunan ideoloji, parti, cemaat, gurup, mezhep açısından yorumlamaya başladık. Hakkaniyet, adalet ve sorgulama hak getire… İnsanlıkla bağımızı koparmaya yaklaştığımız günler gibi geldi bugünler…
Bugünlerde bir yerde büyük bir zulüm yaşanıyor ve tepetaklak gündem içirişinde birçoğumuzun dikkatini bile çekmiyor, o yer Arakan!
Dünya üzerinde Arakan diye bir yer var, ben de Arakan’da yaşanan zulmü yeni duyanlardanım.
Vaktiyle Arakan İslam Devleti çatısı altıda yaşayan Arakan halkı, bugün eski adı Burma olan Myanmar’ın zulmü altında inliyor. Arakan’ı sömüren ülke İngiltere bölgeden ayrılırken Arakan’ı Budist Burma Sultanlığına bırakmış. Bugün ise Arakanlı Müslümanlar, 50 bin kilometrekarelik bir alandan 10 bin kilometre karelik bir alana hapsedilmiş durumda.
Elbette Arakan’daki Müslümanların çilesi bununla ve bugünle sınırlı değil. Zulüm 1962 yılında askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Komünist General Ne Win tarafından başlatıldı. Yüzlerce İslam Âlimini kurşuna dizdiren Ne Win, Arakan’daki bütün camilerin kapısına kilit vurdurdu ve camiler birer eğlence mekânına dönüştürüldü. Yine bu dönemde Arakanlı Müslüman kadınlar toplama kamplarına götürüldü, tecavüze uğradı…
Hacca gitmek, kurban kesmek, toplu namaz kılmak yasaklandı. İnsan hakları kuruluşları tarafından açıklanan resmi rakamlara göre Arakan’da 1962 ile 1984 yılları arasında 2OO bin Müslüman öldürüldü. 1 milyona yakın Arakanlı da komşu ülkelere, özellikle de Bangladeş’e kaçtı.Yazının devamını okumak için tıklayın