TİMETÜRK / Haber Merkezi
“Adalet özlemi: İsrail tarafından yargılama olmaksızın tutulan Filistinliler” adlı rapor, idari gözaltı ile ilişkili gerçekleşen insan hakları ihlallerini belgeliyor -bölgenin İngiliz kontrolünde olan zamanından kalma, herhangi bir suçlama ya da yargılama olmaksızın, askeri emirlerle sonsuza kadar yenilenebilen gözaltına izin veren bir uygulama.
Rapor ayrıca İsrail’e İşgal Altındaki Filistin Toprakları’ndaki aktivistlerin yasal ve barışçıl eylemlerini bastırmak için bu uygulamaya başvurmaya bir son vermesi çağrısında da bulunuyor. Sadece barışçıl bir şekilde ifade ve toplanma özgürlüklerini kullandıkları için tutulan düşünce mahkumlarının derhal ve koşulsuz bir şekilde serbest bırakılması talep ediliyor.
İdari gözaltında bulunanlar -diğer birçok Filistinli mahkum gibi- gözaltı süreleri boyunca zalimane ve onur kırıcı muamelelere maruz kalmanın dışında, açlık grevleri ve diğer protestolara ceza teşkil etmesi için işkence kullanımı ve sorgulama sırasında diğer kötü muameleler şeklindeki hak ihlallerine maruz bırakılıyor.
Buna ek olarak idari gözaltında tutulanlar ve aileleri, ne kadar süreliğine özgürlüklerinden mahrum bırakılacaklarını bilmeme muğlaklığı ve tam olarak hangi sebeple gözaltında olduklarını bilmeme adaletsizliği ile yaşamak zorunda.
Filistinli diğer mahkumlar gibi, idari gözaltında tutulanların da ailelerinin ziyaretleri engellendi, zorla transfer ya da sınır dışı edildi, bazıları da hücre hapsine maruz kaldı.
Bu uygulamalar İsrail’in uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca sahip olduğu yükümlülükleri ihlal etmektedir. İsrail’in, davaların kanunlar tarafından belirtilen esaslara uygun olarak yürütülmesi, adil yargılanma hakkını sağlamak ve gözaltındakilerin kötü muamele ile işkenceye maruz kalmalarına son vermek gibi görevleri vardır.
İsrail, Filistinli tüm mahkumların ve gözaltındaki bireylerin aileleri tarafından ziyaret edilmesine izin vermeli, zorla transfer ve sınır dışı edilmelere son vermeli. Aynı zamanda İsrail, hak ihlallerini araştırma, sorumluları adalete teslim etme ve mağdurlara tazminat sağlamakla da yükümlüdür.
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Ann Harrison, “On yıllardır Uluslararası Af Örgütü, İsrail’den idari gözaltı uygulamasına bir son vermesini, gözaltındaki bireyleri serbest bırakmasını ve gözaltındaki bireyleri serbest bırakması ya da onları uluslararası düzeyde tanınan bir suçla suçlamasını ve uluslararası standartlara uygun bir şekilde yargılamasını talep etti” açıklamasında bulundu.
Nisan sonuna gelindiğinde en az 308 Filistinli idari gözaltındaydı, bunların 24’ü aralarında sözcüsü Aziz Dweik’in de bulunduğu Filistin Yasama Konseyi üyesiydi. Walid Hanatsheh ve en az dört gazetecinin yanı sıra üniversite öğrencileri ve akademisyenler gibi insan hakları savunucuları da cezaevinde bulunuyor.
Kader Adnan ve Hana Shalabi gibi idari gözaltında bulunan bireylerin uzatılmış açlık grevleri, idari gözaltı sorununu bu yılın başında uluslararası alana taşımıştı. Adnan ve Shalabi’nin şiddet yanlısı olmayan protestolarının ardından 17 Nisan 2012’de toplu bir açlık grevi başlamıştı. Açlık grevine cezalarını çeken ya da davalarını bekleyen, İsrail cezaevlerinde bulunan tahmini 2000 kadar Filistinli mahkum katıldı.
Uluslararası Af Örgütü’nün raporu aynı zamanda İsrail Cezaevi Servisi (IPS) tarafından, açlık grevine başlayan mahkumlar ile gözaltındaki bireylere ve tıbbi eğitim almış IPS çalışanları tarafından kötü muameleye maruz kalan gözaltındaki bireylere karşı alınan tedbirleri de belgeliyor.
Mısır aracılığıyla yapılan bir anlaşmanın ardından 14 Mayıs 2012’de toplu açlık grevi askıya alındı. Yine de, Gazzeli, Filistinli futbolcu Mahmud Sarsak şu anda Mart ayında başladığı açlık grevini 70 günü aşkın bir süredir devam ettiriyor. Sarsak’ın protestosu herhangi bir suçlama ya da dava olmaksızın neredeyse üç yıldır süregelen gözaltında olma durumuna yönelik. Kritik durumdaki hastalara gerekli özel tıbbi bakımı sunamayan IPS medikal merkezinde tutulan Sarsak’ın sağlık durumu şu anda büyük tehlike altında.
14 Mayıs anlaşması uyarınca İsrail -10 yıla kadar tecritte tutulmuş- 19 mahkumun hücre hapsini sonlandırmayı ve diğer şeylerin yanı sıra Gazze Şeridi’nden gelen mahkumların ailelerinin ziyaretleri üzerindeki yasağı kaldırmayı kabul etmişti.
Harrison, “Medya’da çıkan, ‘yeni ve belirgin bir bilgi ellerine ulaşmadığı taktirde’ İsrailli yetkililerin anlaşmanın bir parçası olarak idari gözaltındaki bireyleri bırakma konusunda hemfikir olduğunu belirten birçok rapora rağmen, bizim elde ettiğimiz bilgi herhangi bir suçlama ya da dava olmadan gözaltında tutma uygulamasının hala eskisi gibi devam ettiğini gösteriyor. İsrail’in, anlaşmaya varıldığından beri en az 30 idari gözaltı emrini yenilediğine ve en az üç yeni emir çıkarttığına inanıyoruz. Ayrıca Gazzeli mahkumların aileleri için ziyaretler de hala başlamadı. İsrail yetkililerinin, İsrail’de ve İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nda yaşayan herkesi, hayatlarına ve fiziksel bütünlüklerine yönelik tehditlerden koruma görevi mevcut. İsrail -güvenliğe karşı aşırı ve her an gerçekleşmesi mümkün bir tehlike teşkil eden insanlara yönelik istisnai bir uygulama olarak düşünülen- idari gözaltı sistemini on yıllardır mahkumların insan haklarını çiğnemek için kullandı. Bu artık emekliye ayrılması gereken bir uygulama” dedi.