AB'nin haberine göre; Kıbrıs’ta görüşmelerin tıkanması ve Türkiye’nin de desteklediği uluslararası bir konferansın toplanamayacağının ortaya çıkmasından sonra BM’nin 1 Temmuz’a kadar ne gibi adımlar atılacağına ilişkin “güven arttırıcı önlemler” ya da “müzakerelerin nasıl devam ettirileceği” yönünde başlattığı çalışmaya KKTC’den tepki geldi. KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs’ta müzakereler ne zaman tıkansa, bir oyalama taktiği olarak güven arttırıcı önlemler formülünün gündeme geldiğini söyledi.
Özgürgün, Kıbrıs’ta gelinen son noktayı ve BM’nin önerilerini Cumhuriyet gazetesine değerlendirdi. Görüşmeler her tıkandığında bu konunun gündeme geldiğini dile getiren Özgürgün, “1990’ların başında gündeme gelmişti. O zaman da tıkanmıştı görüşmeler, herhalde geçmiş kayıtları iyi okuyor genel sekreter ya da ekipleri ki... Görüşmeler tıkandığında da ne yapacaklarını daha önceki gelişmelerden biliyorlar” dedi. O zaman “dekonfrantasyon anlaşması” yapıldığını anımsatan Özgürgün, “Lefkoşa’da Yeşil Hat üzerinde Türk ve Rum askerinin çok yakın olan mevzileri, birbirlerini göremeyecek mevziye çekilmişti. 1-2 metrelik aralarla mevziler vardı, görüşmelerin tıkanmasını ikinci plana atmak için yapılmıştı. Şimdi bu çok güzel bir oyalama taktiğidir, 48 yıldır devam ediyor” diye konuştu.
Büyük güçlerin çıkarının Kıbrıs’ta anlaşma olmamasını gerektirdiğini dile getiren Özgürgün, “BM de bu misyonu üstlenmiş durumda. ‘Nasıl anlaşma olmadan sürdürebilirim bunu’ misyonu bu BM çok güzel oynuyor bunu” sözleriyle tepki gösterdi. Özgürgün, şunları söyledi:
“1980’deki döngü yeniden başlıyor. 2013 yılına kadar bir çözüm bulunmaz diye düşünüyorum. Çok ironik bir şey bu, şimdi ne olur, Kıbrıs’ta tanınmış bir Kıbrıs Cumhuriyeti var. Onlar, Kıbrıslı Türkleri tanınmamış bir topluluk olarak sıkıştırmaya çalışıyor. Bu devlet devam etsin, bu devletin içinde azınlık hakları verelim filan.
Bunu devam ettirmek için onlar, herkesin hemfikir olduğu bir politika yürütüyor. Ama bizde maalesef, herkes hemfikir değil, her kafadan bir ses çıkıyor. Birileri çıkıp diyor ki anlaşalım da kurtulalım, bu sayıyı çoğaltıp nasıl eriteceksiniz? Sıkıntı burada bizim için. Kıbrıs Türkleri, ‘Bizi kimse nasıl olsa tanımaz, vazgeçelim bu sevdadan’ diye düşünüyor. Rumlar bunu çok güzel kullanıyor.
Özgürgün, görüşme süreci tıkandığında, Rum politikalarının güçlendiğine işaret ederek “Bu görüşmeler tıkandıysa, yeni bir yol ve yöntem belirlemek lazım. Cesurca yapmak ve korkmamak lazım. Bunu yapmazsak, Kıbrıs’ta bir dava var ve bu davanın iyiye gitmediğini görüyorum.
Burada arada kalmış bir şey var, Türkiye’ye mi bağlansın, azınlık haklarını kabul ederek Güney’le mi anlaşsın, yoksa bugünkü durumda devam mı etsin?” diye konuştu. Sözlerini, “Asıl tehlike burada. Belirli bir politikayı oturtamadık, oturtma şansımız da yok. Görüşüyoruz, nasıl olsa anlaşacağız... Görüştük, sonra da hiçbir politika belirleyemiyoruz” şeklinde konuştu.