Dikkat ediyor musunuz, Rum liderliği bayram etmiyorsa bile görüşmelerin bitmesinden hiç de şikayetçi değil. Türk tarafı bu şartlarda görüşmelerin özel temsilciler ve teknik komiteler seviyesinde devam edebileceğini söylerken; Rum tarafı, biz ne yapalım diyerek kuru bir açıklamayla yetiniyor. Türk tarafının görüşmelerin bu şekilde devam etmesini istememesi, eğer onları memnun etmeseydi, bugün yeri göğü inletmezler miydi? Ama şimdi, "ne yapalım, Türk tarafı görüşme istemiyor" diyerek görüşmelerin seviyesinin düşürülmesine hiç itiraz etmiyorlar. Duyan da Rum tarafının munisliğine hayret ediyor...
Peki görüşmeler bu şekilde devam mı etmeliydi? Böyle devam etse sorun çözülebilir miydi? Bunun cevabı da pek olumlu görünmüyor. O halde görüşmeler sona mı erdirilmeli ve hele bu sonlandırmayı Türk tarafı mı üstlenmeli? İşte cevaplanması gereken esas soru bu?
Defalarca ifade ettim... Çözüme ihtiyacı olan biziz. O halde görüşmelerin sonuçsuz devam etmesi kadar, sona ermesinden de zarar görecek olan bizleriz. Demek ki görüşmeleri sonuçsuz devam ettirmek de sona erdirmek de bizim seçeneklerimiz olmamalı. Biz sorunu çözmenin peşinde olmalıyız. Yani sonuç alıcı görüşmeleri tasarlamak, sürüklemek ve olumlu bir sonuca ulaştırmak bizim işimiz olmalıdır. Ne yapalım Rumlar çözüm istemiyor kolaycılığı bizim çıkarımıza olamaz...
2004'ten beri elimizde tuttuğumuz moral üstünlüğü kaybetmek üzere değiliz, aslında maalesef kaybettik!.. Yazık, hem de çok yazık... 2003'te Rum tarafını bütün Kıbrıs'ı temsilen Avrupa Birliğine sokan o zamanın Kıbrıs Türk liderliği bugün yine iktidarda. O zaman Rum tarafını AB'ye sokanlar, bugün yine aynı politikayla Kıbrıs Türkünü felakete sürüklüyorlar.
Bunu kabullenmemiz mümkün olmamalı... Buna izin vermemeliyiz. Tarih tekerrürden ibaret değil, olmamalı. Bunca zamandan sonra Kıbrıs Türk halkını toplumsal yokoluşa sürüklemelerine izin vermemeliyiz...
Kıbrıs Türkü, 2000-2003 yıllarında, çok daha elverişsiz koşullarda toplumsal şahlanış yaşamış ve dünyaya parmak ısırtmıştı. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tehlike o günden az değildir. Üstelik bugün hem kafalar karışık, hem de dünyanın Kıbrıs'a ilgisi sıfıra yakındır. Yani Kıbrıs Türkünün uçuruma yuvarlanmasını duyacak, görecek ve yardımcı olmaya soyunacak bir dünya da yoktur. Ne yapacaksak kendi ellerimizle yapacağız...
Geç kalmadan...
AB