Pakistan’da Anayasa Mahkemesi’nin Başbakan Yusuf Rıza Gilani’yi "mahkeme kararlarına itaatsizlikten" dolayı suçlu bulmasına tepkiler sürüyor.
Ana muhalefette bulunan Pakistan İslam Birliği Partisi (PML-N) lideri Navaz Şerif, Başbakan Gilani’nin bu karardan sonra derhal görevi bırakmasını istedi.
Eski başbakanlardan Şerif, gazetecilere yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi’nin Gilani’nin suçluluğunu onayladığını, bu andan sonra Başbakan Gilani’nin meşruluğunun kalmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari ise, koalisyonu oluşturan tüm parti liderlerini toplantıya çağırdı.
Toplantıdan çıkacak sonuçlar merak edilirken, gözlemciler mahkeme kararının siyasi sonuçlarının kaçınılmaz olacağını, şu an için Anayasa Mahkemesi tarafından görevinden alınmayan Gilani’nin istifa edebileceğini ifade ediyor.
Gilani daha önce eğer suçlu bulunursa istifa edeceğini söylemişti.
Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari hakkındaki yolsuzluk dosyalarını yeniden açmasını öngören yargıya itaatsizlik ettiği suçlaması nedeniyle Pakistan Başbakanı hakkında üç ay önce dava açılmıştı.
Gilani, ilk defa 19 Ocak’ta, daha sonra 13 Şubat’ta yargıç karşısına çıkmıştı. Bugün üçüncü ve son defa yargıç önüne çıkan Gilani, Pakistan tarihinde üst üste üç kez Anayasa Mahkemesine çıkan ilk başbakan oldu.
Pakistan’da daha önce Nevaz Şerif ve Benzair Butto Anayasa Mahkemesi tarafından yargılanmış ve ülkenin ilk kadın başbakanı Butto mahkeme kararıyla görevinden alınmıştı.
Yargıçların suçluluğunu onayladığı Gilani hakkında hüküm henüz açıklanmadı, ancak altı ay hapis ve görevden alınma muhtemel kararlar arasında.
Pakistan Başbakanı daha önceki duruşmalarda anayasaya göre cumhurbaşkanılarının dokunulmazlığı gerekçesiyle dava açmadığını belirtmiş ve kendini savunmuştu.
Rüşvet almak ve aldığı paraları aklamak için İsviçre bankalarını kullanmakla suçlanan Zerdari ise iddiaların siyasi olduğunu öne sürüyor.
Yüksek Mahkeme, Gilani’nin İsviçre makamlarına başvurarak Zerdari dosyasını yeniden açmaları yönündeki mahkeme kararının gereğini yerine getirmemekle suçlamıştı.
Gilani’nin davası, hükümet ile son dönemlerde gerilim yaşayan ordu ve yargı arasındaki mücadelenin bir parçası olarak da görülüyor.