12 Eylül ve 28 Şubat soruşturmalarının yargılanmasına karşı olmadıklarını dile getiren Bahçeli, bu sürecin AK Parti'nin intikam almaya odaklanan 'sivil Balans ayarı' na dönüşme tehlikesine dikkat çekti.
Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları: "Mezhep aidiyetini istismar ederek, hizipleri tırmandıran zihniyetleri iyi farketmek, niyetlerini anlamak son derece faydalıdır. Türk milletinin çözülmesi için var gücüyle uğraşanlar, sonunda besmele görmüş şeytanın durumuna düşecektir. Bu duygularla peygamberimiziin insanlığa ulaştırdığı mesajların samimi olarak benimsenmesini temenni ediyorum.
6 -10 Nisan tarihleri arasında Fransa ve Avusturya'da bulunarak kurultaylara katıldım. Avrupa Türklüğü'nün muhterem temsilcileri ve dava arkadaşlarımla biraraya geldim.
Bir kez daha gördüm ki bayrağımızı kalplerinde dalgalandıran ve vatanımızı her yerde sembolleştirerek yücelten Avrupa Türklüğü, Türklüğün parçası olduğunu hiç unutmamıştır.
FRANSA SEÇİMLERİ
Önümüzdeki dönem yapılacak olan Fransa Cumhurbaşkanlığı 1. tur oylaması için, soydaşlarımızın Sarkozy'e gerekli dersi verecğaini biliyor ve bunu bekliyorum.
Avrupa Türklüğü'nünü sosyal ve siyasal haklarına tam kavuşarak, belirleyici bir seviyede olmaları son derece belirleyecidir. Aynı eylemi ülkemizin siyasi hayatı ile ilgili kararlarında da göstermeleri, Türkiye'nin istikrar kazanmasında çok etkili olacaktır.
12 EYLÜL ve 28 ŞUBAT SORUŞTURMASI
12 Eylülle ilgili dava devam ederken, bu seferde 28 Şubat'a ilişkin hukuki takibat başlamıştır. Bu kapsamda öncelikle diyeceğimiz, başlayan yargı süreçlerinin eksiksiz, hızlı sürdürülmesi, gecikmeye meydan vermeden adaletin biran önce tecelli etmesidir.
Bu nedenle 28 Şubat soruşturmasının eksiksiz ve adil bir şekilde sürdürülmesi büyük bir önem taşımaktadır. İkazla belirtmek isterim ki darbecileri hukuk karşısına çıkarırken, bu süreçte siyasi kaygı gözetme kurnazlığı, haksızlığın yerleşmeine neden olabilecektir.
Terörle mücadele edenleri terörist olarak göstermek ahlaksızlıktır. 28 Şubat'ta zülum ve eziyet sınırsızca yaşanmıştır. Fişlemeler, işten el çektirmeler, adli ve idari zorbalıklar, dayatmalar, hepimizin bildiği vahim hadiselerdir.
Gencecik fidanları cellatlar elimizden alırken, vakarımızdan sesimiz dahi çıkmamıştır. Şimdi sorarım size, 28 Şubat'ta yaşananlar zülum ise, Milliyetçi Hareket'in yaşadığı nedir ve nasıl tanımlanacaktır.
Konuyu işte 12 Eyülcüler yargılanıyor, daha ne olsun durumuna sürüklemek doğru olmayacaktır. Yağlı urganla şehit edilen ülkücüleri tekrar geri getirebilecekler mi? Bu nedenle kimse çekilen çileleri yarıştırmaya kalkmamalıdır. Çünkü bu alanda kimse yanımıza bile yaklaşamayacaktır.
Şayet demokrasinin istikrar kazanması isteniyorsa, kim ne yaptıysa sonucuna katlanmalıdır. 12 Eylül, 28 Şubat ve her türlü darbe girişimi mutlaka hukuki anlamda neticeye ulaştırılmalı.
ERDOĞAN'IN ÇİN SEYAHATİ
Erdoğan 7-11 Nisan tarihlerinden Çin'de bulundu ve bazı görüşmeler gerçekleştirdi. İlk ziyareti Uygur bölgesine gitmesi bizim açımızdan sevindiricidir. Ne var ki yandaş basın va AKP şakşakçılığı yapanlar, bu Türk iline 27 yıldır ilk kez gidildiğini yazmışlar ve propoganda yapmaktan geri durmamışlardır.
2001 yılında Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Urumçi'de soydaşlarımızda biraraaya gelmiştik. Erdoğan, haritada buranın yerini bile bilmezken, biz o bölgeye gitmiştik.
Esasen başbakan erdoğan'ın amacı Urumçi'yi gezmek ve Dou Türkistan'lı kardeşlerimizi kucaklamak değildir. Erdoğan görevli olarak Çin'e gitmiş, Suriye konusunda küresel dünyanın mesajını oraya taşımıştır.
Amaç Suriye'nin yalnızlaştırılmasıdır. Erdoğan'ın bu çabası, haçlılar için siyasi ulaklıktan başka bir anlam taşımamaktadır."