Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde bulunan İstanbul 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 4’üncü duruşmasında yine Kürtçe savunma krizi yaşandı. Duruşmada daha önce Kürtçe krizi nedeniyle kimlik tespitleri yapılamayan sanıkların emniyetten gelen kimlik bilgileri kayda geçirildi. 43 sanık, Türkçe savunma yapmamakta ısrarlı olduklarını belirtti. 72 sanıkla davaya ilgi de yoğun oldu. Sanıklara destek için gelenler duruşma salonuna girmek isteyince gerginlik yaşandı.
Dava başlamışken, duruşma salonuna içeri girmek isteyenlerle polisler arasından tartışma meydana geldi. Mahkeme başkanı Metin Özçelik, kapıdaki polis memurundan kapıyı kapatmasını istedi. Polis memuru bir milletvekilinin girmek istediğini bildirdi. Ancak başkan Özçelik, sadece sanıkların birinci dereceden yakınlarının girebileceğini belirtti. Bu sırada kapı aralığından seslenen BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Ben bu milletin vekiliyim. Sayın başkan, beni nasıl almazsınız" diye seslendi.
BAŞKAN: FARKETMEZ...
Başkan Özçelik, “Fark etmez, sadece birinci derece yakınları…" diye karşılık verdi. Önder, “Beni polis zoruyla mı çıkaracaksınız. Duruşmaya alınmadığıma dair yazılı bir kâğıt verin o zaman" dedi. Özçelik, “Salonu boşaltırım o zaman" diye uyardı. Salona ısrarla girmek isteyen Önder, kendisini salon kapısında engelleyen polis memuruna “dokunma" diye bağırınca salonda gerginlik arttı. Duruşma salonunda ‘Kahrolsun faşizm sloganı atıldı’. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
ÖNDER: BÖYLE BİR ZİHNİYETE EVLATLARIMIZI NASIL TESLİM EDECEĞİZ?
Duruşmaya ara verilmesinin ardından Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi kapısında yapılan basın açıklamasına katılan Önder, şunları söyledi:
“İçeride yargılanan evlatlarımız var. Onlar da bu ülkenin İçişleri Bakanı'ndan daha fazla demokrasiye bağlı, dün Taksim'de kan isteyen, kana kan diyen İçişleri Bakanı'ndan daha medeni, daha hümanist, daha insandırlar. Ben bu mahkemenin de olduğu bölgenin milletvekiliyim. Bu evlatlarımızın duruşmasına geldim. Hakim beni içeriye almadı. Jandarmalar beni engellemeye çalıştı, kapıyı kapattılar. Heyete haber gitti, 'Bu gelen milletvekilidir' diye... Kabul etmedi. Ben kapıdan seslendim 'Ben milletvekiliyim, bu çocukların hepsinin de birinci dereceden yakınıyım. Bunlar bizim evlatlarımız. Bu mahkeme benden neyi gizleyebilir?' diye... Sayın başkan 'Siz içeri girmeye çalışırsanız, aileleri de çıkartırım' diye cevap verdi.
Ceza hukukunda şantajla ilgili maddeleri buradaki bütün yargıçların dikkatine sunuyorum. Analar, babalar evlatlarının hukuksuz olarak burada tutulmalarının akıbetini seyretmeye geliyor ve hakim bir milletvekiline diyor ki, 'Sen içeri girmeye ısrar edersen ben aileleri çıkartırım'. 'Bunu bana yazılı olarak yazın verin' dedim. Yazın bakalım. Tarih affetmiyor ve unutmuyor. Yarın, öbür gün bunu ortaya çıkaracağız. Böyle bir zihniyete evlatlarımızı nasıl teslim edeceğiz?”
Kaynak: DHA / AA