HZ.Muhammed (SAV)'in medineye hicret ettiğinde zulme karşı ayaklanan Hz.Musa önderliğindeki israil oğullarının, Zülmün ve azgınlık sembolü olan Firavn ve ordusundandan kurtuldukları 10 muharrem gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını görünce '' biz onlardan oruç tutmada daha evlayız'' deyip müslümanları aşura gününde oruç tutmaları için teşvik etmiştir.Bu vesile ile islamın evrensel öğretilerinden biri olan haktan yana zulme karşı olma öğretisi tarih boyunca her aşura gününde vurgulanmış oluyor.
Ayni gün ve ayni gerekçelerle 61 hicri yılında Hz.hüseyin, Emevi diktatörlüğünün temellerini pekiştirmeye kalkışan Muaviye'nin oğlu Yezid'in iktidarına karşı Kerbela vakasında verdiği haklılık mücadelesinde insanlık tarihi boyunca anılacak bir destan yazdı .Bu destan yazıldıktan sonra aşura günü her yıl adeta Hz.Hüseyin'ın kıyamıyla anılmaya başladı.İslam alemi Kerbelayı iki farklı anlayışla yaşıyor.ilk anlayış: düşünce ve analize dayıyor, Kerbela vakasını günlük hayatta cereyan eden siyasi gelişmeler ışığında ele alıyor, karşılaştırmalı dersler ve ibretler çıkarıyor ve bu şekilde Kerbela ve Hz.Hüseyn'in kıyamı sürekli farklı açılardan anlamlandırılıyor.İkinci anlayış: Dini törenlerle zincir bıçak ve kırbaç gibi aletlerle vucuda vururak fiziksel acının tekrar yaşanmasını sağlıyor.
Her ne kadar Sünni ve Şii din adamları ikinci anma şeklini yasaklamış olsalarda her yıl istemediğimiz sahneler tekrar sergileniyor.Biz Hz.hüseynin kıyamına bugün yeni anlam kazandıracak olursak, bu yılın başlarında arap baharı diye anılan ve asıl adı onur devrimleri olan arap devrimleriyle ilişkilendirmeden geşemeyiz.Osmanlı hilafetinin yıkılması akebinde sykes-becot anlaşması gereğince ortadoğu ve kuzey afrika bölgeleri ingiltere, fransa ve italya gibi sümürücü güçlerin nufüz alanına dönüşmüştür.
Bu güçler bölge halklarının verdiği bağımsızlık mücadeleleri sonucu bölgeden askerlerini çekselerde nüfüzlarını destekledikleri diktatör rejimlerle sürdürmüşler.İkinci dünya savaşından sonra ABD'nin bölgedeki siyasi oyuna en güçlü aktör olarak katılması iktidarlarını korumak uğruna ortadoğu diktatörlerini daha da çok işbirlik yapmaya doğru itti ve haliyle bölgedeki halklar gün geçtikçe daha çok ezilmeye başladılar.
Rahmetli Muhammed Buzizi had safhasına varan bu sefil zulme karşı ilk kıyam kıvılcımını yakarak Firavn'un ve Yezid'in birer temsilcisi olan ortadoğu diktatörlerinin birer birer düşmesine neden oldu.Tunus'ta Mısır'da ve Libya'da halk kıyamlarının sonuna gelirken Yemen'de ve Suriye'de kıyamlar devam ediyor . Hz.Hüseynin dediği gibi Haz almak veya azgınlık yapmak için için değil Hz.Muhammed'in adalet mirasını korumak için kıyam halindeler .
Suriye'nin bütün şehirlerinde her Cuma namazından sonra camilerden çıkan kalabalıklar islamın teminat altına aldığı özgürlük taleplerini dile getirirken Suriye'nin Firavnu tutukladığı müslumanlara kendi posterleri üzerinde secde etmeye zorluyor, kendi yetiştirdiği güvenlik güçlerince La ilahe İlla Beşar dedirtiyor, Yani Suriye halkına Firavnun dediği gibi ben sizin rabbinizim diyor, karşı çıkanı öldürüyor.
Suriye Kerbelasında benzeri görülmemiş vahşetle 251'i çocuk 4000'den fazla kişinin canına kıyılırken onbinlerce tutuklu ve kayıp var.Hz.Hüseyn'in kıyamına sahip çıkanlar Yezid'i savunmaları ne kadar yersiz ise ayni şekilde Yezid'in temsilcileri olan ortadoğu diktatörlerini savunmaları o kadar yersiz. Zulme karşı ayaklanmanın sembolü olan Hz.hüseyni rahmet ve gözyaşıyla anarken yeryüzünde yaşayan tüm insanların, zulmün tüm mazharlarından kurtulmalarını temenni ediyoruz.
Dr.Halit Hoca