Sızan raporda İran’ın başkenti Tahran’a 30 km. uzaklıktaki Parçin askeri kompleksinde patlama denemeleri yapmak üzere çelik tanklar inşa ettiği belirtiliyor. 2004 yılından beri Parçin tesisinde nükleer silah tasarımı yapıldığı iddia ediliyor.
Raporun, İran’ın nükleer silah yapımıyla ilgili araştırma ve diğer faaliyetlerine ilişkin yeni kanıtlar sunduğu, özellikle nükleer bomba ateşleyicisi ve nükleer silah simülasyonları üzerinde çalışıldığına ilişkin veriler içerdiği kaydediliyor.
UAEK’nin bu kez daha ciddi kanıtlar sunması halinde İsrail’in tek başına harekete geçmesi ihtimalinin artacağı belirtiliyor. ABD, İsrail hükümetinin kendilerine danışmadan saldırı kararı almasından kuşku duyduğunu duyurmuştu. İsrail’in ılımlı tutumuyla tanınan Devlet Başkanı Şimon Peres de yaptığı son açıklamalarla, İsrail’e askeri müdahalenin daha muhtemel hale geldiğini söyleyerek uluslararası topluluğu İran’a karşı harekete geçmeye çağırmıştı.
Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, Tahran’ın nükleer programıyla ilgili UAEK raporunun yayımlanması öncesinde, İsrail’in İran’a yönelik önleyici bir harekâtının bölgenin istikrarını tamamen bozabileceğini, bu ülkeye yönelik ambargoların ağırlaştırılması yolunu sürdürmek gerektiğini söyledi.
Juppe, “Yaptırımları sürdürebiliriz, İran üzerindeki baskıyı arttırmak için ambargoyu daha da ağırlaştırabiliriz” derken İsrail’in olası harekâtı konusunda, “Umarım, bu aşamaya gelmeyiz” diye konuştu. İsrail’in saldırıya uğraması durumunda bu ülkenin güvenliğinin sağlanması için Fransa’nın İsrail saffında yer alacağını söyleyen Juppe, “Eğer İsrail saldırırsa, bu aynı şey değil” diye konuştu.
Bu arada Times gazetesi yazarı Martin Fletcher'e göre İsrail'in saldırı tehdidi uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi de amaçlamış olabilir. ABD ve AB'nin Orta Doğu'da yeni bir çatışma yerine Tahran'a yeni yaptırımları görmek isteyeceklerini kaydeden Fletcher, ama yaptırımların karşısında da Çin ve Rusya engelinin bulunacağını belirtiyor.