$

Dolar

49,2202

€

Euro

55,2037

£

Sterlin

65,1131

₣

Frank

59,0164

₺

Gram Altın

6.524,3200

₿

Bitcoin

4.058.395

$

Dolar

49,2202

€

Euro

55,2037

£

Sterlin

65,1131

₣

Frank

59,0164

₺

Gram Altın

6.524,3200

₿

Bitcoin

4.058.395

Türkiye

Orgeneral Muğlalı adı nihayet kışladan silindi!

Van'da 58 yıl önce 33 kişinin kurşuna dizilmesi emrini verdiği belirtilen Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın adı kışladan silindi. İşte ayrıntılar:

04.11.2011 - 11:27
yasar
Orgeneral Muğlalı adı nihayet kışladan silindi!
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Haber Merkezi / Ajanslar

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van'daki İl Kriz Merkezi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, Van Özalp'taki kışlanın adının bölgede rahatsızlık uyandırdığını hatırlatarak, ''Bu kışlanın ismi şu anda değişti'' dedi.

Kararın Genelkurmay Başkanlığı tarafından Türkiye genelinde yürütülen bir çalışma sonrası alındığını kaydeden Atalay, ''Sadece Van'a dair değil, bütün yerlerin isimlerini gözden geçirip, yenileme ve mümkün olduğunca terörde şehit verdiğimiz kişilerin ismini verme yönünde bir kararıdır'' diye konuştu.

Van'ın Özalp ilçesinde, 68 yıl önce 33 kişinin ölüm emrini verdiği gerekçesiyle 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın adı, 2004 yılında Özalp ilçesindeki ''2'nci Hudut Tabur Komutanlığı'' kışlasına verilmişti.

Alınan kararla kışlanın girişindeki tabelaya, 27 Haziran 2011 Van'ın Saray ilçesinde terör örgütü üyeleriyle yaşanan çatışmada şehit olan Astsubay Erkan Durukan'ın adı yazılacak.

ORGENERAL MUSTAFA MUĞLALI ve 33 KURŞUN OLAYI

33 kurşun… Kapanmayan 33 yara... Üstüne şiirlerin, türkülerin söylendiği unutulmayan bir dram…

Tarih: 30 Temmuz 1943.

İran tarafında bulunan Mehmedê Misto adındaki bir aşiret reisinin 2 bin koyununa el konulur. Bu olay bölgede epey ses getirir. Misto, koyunlarını Van Özalp Kaymakamı Hilmi Tuncel, Özalp Jandarma Kumandanı Yüzbaşı Vasfi Bayraktar ve Hudut Tabur Kumandanı Binbaşı Şükrü Tüter’in oluşturduğu bir çetenin alıkoyduğunu söyler.

Misto, Kaymakam Tuncel’e bir mektup yazarak, “Gasp edilen hayvanlarımı bana geri verin. Ricamı kabul etmezseniz ben hayvanlarımı aynı usulle geri almasını bilirim, ama Türk hükümetinin haysiyeti rencide olur" der.

KARINI DA ALIRIZ…

Bunun üzerine Kaymakam Tuncel, Misto’ya "Gelip karını da koynundan alırız" diye haber yollar. Bu cevabı alan Misto da adamlarını toplayarak, sınırı geçer. 1,5 kilometre içeri girerek Özalplılara ait 500’e yakın koyunu gasp eder. Bu durum olayları çığırından çıkarır.

Kaymakam ve çevresi, Van Valiğine, “Rus askerleri sınırı geçti” diye haber verir. Kaymakam ayrıca aynı mesajı ordu komutanlığına da iletir. Kaymakamın oluşturduğu çetenin içinde yer alan bir kişi, Milalengiz köylülerinin Misto’ya yardım-yataklık ettiğini ihbar eder. İsimleri verilen 33 köylü apar topar gözaltına alınır. Özalp Sulh Ceza Mahkemesine çıkarılan köylüler serbest bırakılır.

MUĞLALI BÖLGEYE GİDER

Bütün bunlar yaşanırken “Rus askeri sınırı” geçti haberi Ankara’ya ulaşır. Genelkurmay, hemen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Muğlalı’ya “bölgeye git” emri verir. İçişleri Bakanlığı ise bir müfettişini ve jandarma komutanını Özalp’a gönderir.

Muğlalı, 24 Temmuz günü Van’a ulaşır ve orada generallerle yaptığı toplantıda bu köylülerin yeniden gözaltına alınıp öldürülmeleri kararını verir. 25 Temmuz’da biri kadın, biri 11 yaşında çocuk, biri kıtasından izinli gelmiş muvazzaf çavuş ve biri de hava değişimli er olmak üzere 33 kişi yakalanıp Özalp polis karakoluna konulur.

ONU KIRBAÇLARIM

Bu arada, İçişleri Bakanlığı müfettişi Avni Doğan, bu kadar açık bir cinayet kararından rahatsız olur ve Muğlalı ile görüşmek ister. Ancak general, bu talepleri reddeder. Meclis Araştırma Komisyonun raporuna göre, Muğlalı, “Memleketin çıkarı için babamı bile asarım, Avni Doğan bu işe karışmasın, onu kırbaçlarım” der.

Doğan, işin büyüdüğünü anlar ve geri çekilir. Artık karar kesindir. Ertesi gün, Muğlalı, Özalp’tan ayrılır ve geride ölüm emri bırakır. 30 Temmuz cuma günü sabahın erken saatinde gözaltındaki köylüler elleri kelepçeli ve birbirine bağlı olarak dışarı çıkartılır.

YALVARMALARI FAYDA VERMEZ

İki teğmenin nezaretinde, köylüler tatbikat bahanesiyle Çilli Gediği bölgesine götürülür. Öldürüleceklerini bilen köylülerin yalvarıp yakarmaları, feryadı figanları yeri göğü inletir.

Köylüler, "Yemin ediyoruz, İran`a gideceğiz ve bir daha buralara dönmeyeceğiz, yeter ki canımızı bağışlayın" diye yalvarıp yakarırlar uzun süre. Ama nafile...

Bunun üzerine iki rekât namaz kılmak için izin isterler. Elleri bağlı vaziyette Engiz deresinden abdest alıp cemaatle namazlarını kılarlar. İçlerinden Serheng adlı kişi hem ezan okur hem de imam olur. Daha sonra kafile Çilli Gediğine geldiğinde ikiye ayrılmış işaret mangasının havaya ateş etmesi üzerine, iki teğmen emirlerindeki mangalara ateş emrini verir… Ve 33 can orada toprağa düşer.

EMİR YÜKSEK YERDEN

Katliam, “Sınır nöbeti tutan iki ülke askerlerinin karşılıklı çatışması sonucu arada kalarak öldüler” diye kamuoyuna duyurulur.

İsmet İnönü’nün, 1945’te 33 kişinin kanına giren Muğlalı`yı koluna takarak Van`a gitmesi katliamın planlı ve emrin ‘yüksek yerden’ verildiğini resmen ortaya çıkarır.

Katliam, 1948`de Demokrat Parti tarafından TBMM`ye taşındı. 1949`da Askeri Mahkeme`de yargı süreci başladı. Dava 2 Mart 1950`de sonuçlandı ve Muğlalı 20 yıl hapis cezası aldı. Ancak 11 Aralık 1951`de 70 yaşında öldü.

Hakkındaki mahkûmiyet kararı nedeniyle rütbeleri de geri alındı. Orgeneral Muğlalı, 33 kurşun olayından dolayı hakkında mahkûmiyet kararı verilmişse de 1980 darbesinin generalleri, kendisini sahipsiz bırakmaz.

SON HAMLE ERUYGUR’DAN

1988`de alınan özel bir kararla Muğlalı`nın Edirnekapı Şehitliği`ndeki naaşı, devlet töreniyle Ankara`daki devlet mezarlığına nakledildi. 1997`de ise Muğlalı`ya itibarı iade edildi, rütbeleri geri verildi. 1998`de Muğlalı`nın büstü, Harp Akademileri`ndeki "Kahramanlar Geçidi"nde Atatürk, Fevzi Çakmak ve diğer komutanların büstlerinin yanına konuldu.

Ergenekon davasının sanığı Şener Eruygur`un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde ise 6 Mayıs 2004`te olayın yaşandığı Özalp`taki Jandarma taburunun bulunduğu kışlaya Mustafa Muğlalı Kışlası adını verildi.

33 KURŞUN ŞİİRİ

Ahmed Arif otuz üç kişinin hikayesini “Otuz üç kurşun” ismiyle şiirleştirdi.

İşte o şiir:

1.

Bu dağ Mengene dağıdır

Tanyeri atanda Van`da

Bu dağ Nemrut yavrusudur

Tanyeri atanda Nemruda karşı

Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur

Bir yanın seccade Acem mülküdür

Doruklarda buzulların salkımı

Firari güvercinler su başlarında

Ve karaca sürüsü,

Keklik takımı...

Yiğitlik inkar gelinmez

Tek`e - tek döğüşte yenilmediler

Bin yıllardan bu yan, bura uşağı

Gel haberi nerden verek

Turna sürüsü değil bu

Gökte yıldız burcu değil

Otuzüç kurşunlu yürek

Otuzüç kan pınarı

Akmaz,

Göl olmuş bu dağda...

2.

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı

Sırtı alacakır

Karnı sütbeyaz

Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı

Yüreği ağzında öyle zavallı

Tövbeye getirir insanı

Tenhaydı, tenhaydı vakitler

Kusursuz, çırılçıplak bir

şafaktı

Baktı otuzüçten biri

Karnında açlığın ağır

boşluğu

Saç, sakal bir karış

Yakasında bit,

Baktı kolları vurulu,

Cehennem yürekli bir yiğit,

Bir garip tavşana,

Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,

Yastığı altında küsmüş,

Düştü, Harran ovasından getirdiği tay

Perçemi mavi boncuklu,

Alnından akıtma

Üç topuğu ak,

Eşkini hovarda, kıvrak,

Doru, seğlavi kısrağı.

Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,

Böyle arkasında bir soğuk namlu

Bulunmayaydı,

Sığınabilirdi yüceltilere...

Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,

Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,

Yanan cigaranın külünü,

Güneşlerde çatal kıvılcımlanan

Engereğin dilini,

İlk atımda uçuran

Usta elleri...

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı

Çığ bekleyen boğazların

kıyametini

Karlı, yumuşacık hıyanetini

Uçurumların,

Önceden bilen gözleri...

Çaresiz

Vurulacaktı,

Buyruk kesindi,

Gayrı gözlerini kör sürüngenler

Yüreğini leş kuşları yesindi...

3.

Vurulmuşum

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım

Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...

4.

Ölüm buyruğunu uyguladılar,

Mavi dağ dumanını

ve uyur-uyanık seher yelini

Kanlara buladılar.

Sonra oracıkta tüfek çattılar

Koynumuzu usul-usul yoklayıp

Aradılar.

Didik-didik ettiler

Kirmanşah dokuması al kuşağımı

Tespihimi, tabakamı alıp gittiler

Hepside armağandı Acemelinden...

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız

Karşıyaka köyleri, obalarıyla

Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,

Komşuyuz yaka yakaya

Birbirine karışır tavuklarımız

Bilmezlikten değil,

Fukaralıktan

Pasaporta ısınmamış içimiz

Budur katlimize sebep suçumuz,

Gayrı eşkiyaya çıkar adımız

Kaçakçıya

Soyguncuya

Hayına...

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...

5.

Vurun ulan,

Vurun,

Ben kolay ölmem.

Ocakta küllenmiş közüm,

Karnımda sözüm var

Haldan bilene.

Babam gözlerini verdi Urfa önünde

Üç de kardaşını

Üç nazlı selvi,

Ömrüne doymamış üç dağ

parçası.

Burçlardan, tepelerden, minarelerden

Kirve, hısım, dağların çocukları

Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha

Benim küçük dayım Nazif

Yakışıklı,

Hafif,

İyi süvari

Vurun kardaş demiş

Namus günüdür

Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...

Ahmet Arif

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın