Dwayne Winseck *
İstanbul’a temmuz ayında yaptığım ziyaret sırasında Telekom, medya ve internet endüstrisi konusunda buradaki okuyucuların da ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bazı gelişmelere rastladım.
Anladığım kadarıyla ben yokken CRTC’nin Başkan Yardımcısı Tom Pentefountas "Kullandığın Kadar Öde" (Usage Based Billing-UBB) konusunda yapılan toplantılarda İnternette sınırlandırmaların, ifade özgürlüğüne ve demokrasiye ne şekilde tehdit oluşturabileceğini anlamadığını yüksek sesle dile getirmiş.
Umuyorum aktaracaklarım boşlukları doldurabilmesine yardımcı olur.
Osmanlı İmparatorluğu yeni iletişim teknolojilerini oldukça hızlı bir şekilde benimsemişti zira bu teknolojileri ekonomik gelişme ve dünya ekonomisine uyum bağlamında yararlı araçlar olarak görüyordu.
Fransızlar ile İngilizler, Türkiye’deki ilk telgraf hatlarını Kırım Savaşı (1854-56) sırasında döşemişlerdi ve 1857’de merkezî Telgraf Teşkilatı kurulmuştu. Teşkilat, hemen Konstantinopol’den Basra Körfezi’ne uzanan bir millî hat çekmeye girişti.
İstanbul’da 1890’ların eski telgraf ve telefon hatlarının yerini şimdilerde saniyede 100 megabayt bant genişliğine sahip İnternet alıyor ki bu Kanada’daki pek çok kişinin sahip olabileceğinden çok daha hızlısı.
Hâlihazırda İstanbul’daki abonelerin ancak yüzde 5’i bu denli hızlı bir internet hizmetinden yararlanabiliyor. Ancak iş merkezlerinin bulunduğu bölgelerin önümüzdeki iki yılda kapsama alınması planlanıyor. Dahası saniyede 10 gigabayt veri taşıma kapasitesine sahip ileri nesil iletim kablolarının döşenmesi de plan dâhilinde.
Türkiye’de internet hizmetleri nispeten ucuz ancak bağlanma ve kullanım süreleri söz konusu olduğunda Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında en alt sırada yer alıyor.
Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nda da olduğu üzere, Telekom ve İnternet bağlamında meydana gelen değişimler, Türk medyasını etkileyen bir dizi değişimle yakından ilişkili. Yeni bir dizi gazete ve televizyon kanalı, ülkeyi dünyadaki en hızlı büyüyen medya piyasalarından biri hâline getiriyor.
Dwayne Winseck *
Ancak bu altın çağın üzerine gölge düşüren büyük bir paradoks var. Türkiye küresel listelerde gazetecilik, medya ve internet özgürlükleri sıralamalarında sonlarda yer alıyor.
İnternette sansür konusundaki baskıcı tutum, hâlihazırda oldukça sorunlu bir durum arz ediyor ancak bir de 22 Ağustosta yürürlüğe girecek olan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” dan sonra her şey daha kötü bir hâl alacak.
Amaç, Türk İnternet âleminin millî değerleri, gençliği, aile yapısını ve ahlaki değerleri koruyacak şekilde gözetim altına alınması. Ancak İstanbul Bilgi Üniversitesinden Eda Çataklar, yeni düzenlemeyi internette yasak kelimelerin ve sitelerin ayıklanmayacak denli geniş tutulması sebebiyle eleştiriyor. Ayrıca internette kimliğini gizlemek artık pek de kolay olmayacak.
Birbirine derinden bağlantılı bir dünyada, İnternet özgürlükleri ve iletişim haklarının temel insan hakları olması garip bir olgu değil, tam aksine bunlar medeni bir toplumun temelini oluşturan unsurlar. Bunu Kanada için ne denli arzu ediyorsak İstanbul’dakiler için de aynısını istemeliyiz.* The Globe And Mail, Kanada; Çeviri: BYEGM