Eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın'ın "MGK'nın bilgisi dahilinde yapıldı" dediği faili meçhul cinayetlerin, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne hibe edilen ancak daha sonra kaybolduğu ortaya çıkan silahlarla işlenip işlenmediği araştırılıyor. Silahları hibe eden Hospro firmanın sahibi Ertaç Tinar, silahları 1993 yılında İsrail'e giderek alan ekibin içinde Mehmet Ağar'ın da olduğunu söylemişti.
Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın, 1994 yılında Ankara'da öldürülen Yusuf Ekinci, Namık Erdoğan, Faik Candan ve Mecit Baskın ile ilgili itiraflarda bulunmuş, cinayetlerin dönemin Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'in organizasyonu ve Mehmet Ağar'ın bilgisi dahilinde işlendiğini belirtmişti. Olayların içindeki 10 özel harekat polisinin isimlerini de vermişti.
Avukat Yusuf Ekinci'nin, Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü kaydeden Çarkın, Akça'nın kendisine "Bacanak seni göreyim. Al bir siftahın olsun, sen de milli ol" diyerek Uzi marka silah verdiğini söylemişti.
Bu itiraflardan sonra soruşturma başlatan Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT'ten rapor istemiş ve MGK'ye da yazı yazarak, o dönem "ölüm listesi" olup olmadığını sormuştu. Gelen yanıtta böyle bir listenin bulunmadığı iddia edilmişti. Tanık olarak dinlenen Susurluk raporunu yazan eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, "Kayıp Silahlar"la ilgili bilgi vermişti. Dönemin TBMM Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar ise, komisyonda, Ekinci'nin sadece özel harekâtın kullandığı Uzi marka silahla öldürüldüğünün belirlendiğini söylediklerinde, İbrahim Şahin'in buna şaşırarak, "Anladım, Uzi marka silah ile öldürülmüş olabilir, ama şey, yok yani" diye paniklediğini anlatmıştı.
EMNİYET: KAYIT YOK
Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, faili meçhul cinayetlerin söz konusu kayıp silahlarla işlenip işlenmediğini araştırma kararı alındı. Özel yetkili savcılık, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bir yazı göndererek, İsrailli Hospro firması tarafından Emniyet'e hibe edilen silahların kriminal kayıtlarının olup olmadığını sordu, varsa bunların raporlarının gönderilmesini talep etti. Emniyetten gelen yazıda ise belirtilen silahların kayıtlarının olmadığı iddia edildi.
KAYIP SİLAHLAR
Kayıp silahlar, kontrgerilla gerçeğinin asfalta saçıldığı "Susurluk" kazasıyla ortaya çıkmıştı. Abdullah Çatlı'nın öldüğü Mercedes'ten 1 adet susturuculu Beretta marka silah çıkmıştı. Bu silahın, İsrailli Hospro firması tarafından Emniyet'e hibe edilen silahlar arasında yer aldığı tespit edilmişti.
AĞAR, BİZZAT KENDİSİ İSRAİL'E GİTTİ
Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde 1993 yılında İsrail'den, Uzi ağırlıklı olmak üzere suikast silahları satın alınmıştı. Kaybolan silahlarla ilgili açılan davada Hospro firmasının sahibi silah tüccarı Ertaç Tinar, silahların alımınını şöyle anlatmıştı: "Silahların seçimi ve ithali işlemleriyle ilgili olarak 1993 Eylül'ünde Mehmet Ağar, Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Ertuğrul Ogan'la birlikte Zürih üzerinden İsrail'e gittik. Daha sonra 'Ceylan' adlı uçakla günübirlik İsrail'e gittik. Her iki seyahatte Ağar, İsrail'in üst düzey istihbarat yöneticileriyle görüştü. Silahların tamamı teslim edildi. Silah pazarlığını Polat Otel'de yaptık. 50 milyon dolara anlaştık. Ağar, 25 milyon doları ödedi. Geri kalanını ödemedi."
AĞAR: KAYIT TUTMAK ZORUNDA DEĞİLİZ
Bu silahlar, Mehmet Ağar'ın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı Susurluk davasında da gündeme gelmişti. İddianamede, Mercedes'te bulanan silahın Ertaç Tinar tarafından EGM'ye hibe edilen 10 adet tabanca arasında bulunduğu, silahların 21 Nisan 1994'te gümrükten çekilip EGM ana deposuna oradan da Özel Harekat Daire Başkanlığı'na teslim edildiği ancak bu silahların kayıtlarının olmadığı belirtilmişti.
Ağar ise bu suçlamaya karşı "Emniyet Genel Müdürü'nün silah alma, demirbaşa kaydetme, depolama ve silah ve mühimmatları teslim etme gibi görevi olmadığını" iddia etmişti.
Etha