Betül Akyüz / TIMETURK
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın üçüncü konuşmasının üzerinden sadece birkaç saat geçmesiyle forum ve internet sitelerinde başkanın konuşmasının çeşitli yanlarını ele alan yorumlar yayılmaya başladı. Yorumlarda kullanılan üslup ise genellikle alay edici tarzdaydı. Kaddafi’nin konuşmalarını daha eğlenceli bulan yorumcular, Esad’ın konuşmasına verilen ilk toplu tepkinin milyonlarca kişinin televizyonunu kırması olduğuna işaret etti. Devlet başkanı Esad’ın özellikle ‘mikrop’ benzetmesiyle dalga geçilen yorumlarda ‘Esad’ın konuşması dettol sponsorluğundaydı’, ‘mikroplar rejimin düşmesini istiyor’ gibi ifadeler kullanıldı. Yorumcular konuşmanın yapıldığı mekandan konuşma katibine kadar her şeyi ti’ye aldı.
Esad’ın gösterileri ‘her yerde çoğalan mikroplar, yok edilmeleri mümkün değil. Onları kovmak için vücutlarımızın bağışıklık sistemini güçlendirebiliriz’ şeklinde vasıflandırması üzerine yorum yapanlardan biri şöyle yazdı: ‘Mikroplar rejimin düşmesini istiyor.’ Bir diğeri de şöyle ekledi: ‘Esad’ın bugünkü konuşması Dettol sponsorluğundaydı. Bir başkası şöyle yazdı: ‘Bugün onun bir başkan olarak başarısız Esad olmasının yanında doktor olarak da başarısız olduğunu anladım. Mikroplardan kurtulmanın mümkün olmadığını bu nedenle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi yolları aradıklarını söyledi. Oysa bu, tüm tıbbi standartlara göre yanlış bir bilgidir.’
Sonuç ise –içlerinden birine göre- ‘Libyalılar sıçansa Suriyeliler de mikrop’ oldu. (Libya lideri Muammer Kaddafi’nin ilk konuşmasını hatırlatıyor).
Emniyet birimi ve devlet neredeydi?
Suriye başkanı konuşmasında kanuna karşı çıkan ve adalet tarafından istenen kişilerin sayısı 64 bini aştığını bu rakamın birçoklarında memnuniyetsizliğe yol açtığını söyledi. Yorum yapanlardan biri Esad’ın bu sözleri üzerine şöyle yazdı: ‘Eğer Suriye’de 64 bin 400 küsür adaletten kaçmış insan bulunuyorsa emniyet birimi nerede sayın başkan?’ Bir diğeri de şöyle ekledi: ‘Bilmiyorum, Esad bizi nasıl da helikopterlere karşı koymak için üzerine silah monte edilmiş SUV araçlarının Suriye’ye girdiğine ikna etmeye çalışıyor!! Bu doğruysa devlet neredeydi?’
Esad’ın konuşmasını yaptığı mekan olan Şam Üniversitesi de yorumlardan ve eleştirilerden kurtulamadı. İçlerinden biri şöyle yazdı: ‘Gerçekten Şam Üniversitesi öğrencilerinin hepsinin 50’li yaşları geçmiş olması ve hepsinin takım elbise giymesi mümkün olabilir mi? Ben üniversiteyi bıraktıktan sonra orada durumlar değişmiş görünüyor.’ Bir başkası da şöyle diyor: ‘Üniversitede konuşma ve hiç öğrenci yok!’
Esad’ın kurulacağından bahsettiği komitelerin sayısı hakkında da bir yorumcu özet çıkararak şöyle yazdı: ‘İlk komite ulusal diyalog mekanizmalarını geliştirmek için, ikinci komite ilk komitenin ulaştığı mekanizmaların çalıştırılması için, üçüncü komite diyalog mekanizmalarının kanuni metnini hazırlamak için, dördüncü komite kanuni metnin kamuoyuna sunulmasından sorumlu. Beşinci komite, kanuni metnin kamuoyuna sunulmasının sonuçlarını incelemekle sorumlu, altıncı komite fiili diyalog komisyonunun üyelerini tayinden, yedinci komite de yukarıda zikredilen komitelerin çalışmalarını denetimden sorumlu olacak.’
Esad’ın konuşmasının katibi de yorumlardan nasibini aldı ve bir kişi şöyle yazdı: ‘Allah bir Arap liderin kötülüğünü isterse onun başına konuşmalarını yazması için bir katip musallat eder.’
Kaddafi’nin konuşmaları daha eğlenceli
Libya lideri Muammer Kaddafi’nin konuşmaları ile yapılan karşılaştırmalarda ise beğeni daha çok Kaddafi’den yana idi. Bazıları ‘daha eğlenceli’ ibarelerini kullanırken bazıları da ‘Suriye halkı Kaddafi’nin Esad’ın konuşmasını açıklamasını istiyor.’ Üçüncü bir şahıs ise: ‘Kaddafi ileri dedi. Esad da geriye dönmek mümkün değil.’
Facebook’ta ‘Beşşar Esad’a karşı Suriye devrimi’ ismiyle açılan ve 200 binin üzerinde şahsın takip ettiği sayfada yer alan yorumlardan birinde de şöyle dendi: ‘Konuşmanın içeriğinden memnuniyetsizliklerini dile getirmek için Suriyelilerin verdikleri ilk toplu tepki markasına bakmaksızın milyonlarca televizyonu kırmak oldu.’
Son olarak içlerinden zeki biri Suriye başkanının konuşmalarının tabi olduğu düzeni şöyle vasıflandırdı: ‘Bir odaya girmek istediğimizde önce odanın kapısını açmamız gerekir. Kapıyı açmamız için ortada anahtar olması gerekir. Anahtar olması için de bir anahtarcı olması gereklidir. Anahtar yapıcıların bulunması demek de bizde iş durumlarının gayet iyi durumda olduğuna işarettir. Bizde işler bu durumdaysa da ümmetin en iyi durumda olduğu çıkarımı yapılır. Bu da aralarında odaya giriş konusu da olmak üzere askıya alınmış her şeyin tartışılabileceği komitelerin kurulmasının mümkün olduğu anlamına gelir.’