KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Abdullah Öcalan'ın 15 Haziran açıklamasından sonra beklenen açıklamayı yaptı ve ateşkes koşullarını bildirdi.
Öcalan, 15 Haziran'da yaptığı açıklamada, anayasal çözümün gelişmesine fırsat sunulması bakımından "devrimci halk savaşını devreye konulmaması" çağrısı yapmıştı. Öcalan, "Bu nedenlerle şimdilik devrimci halk savaşını, orta yoğunluktaki savaşı esas almıyoruz. Biz Kürt sorununun çözümü için demokratik anayasal çözümü esas alıyoruz" diyerek, çözüm için şu çağrıda bulunmuştu: "Meclis derhal toplanmalıdır. Çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis'in bana bir çağrı yapması gerekiyor. Eğer Meclis bu çağrıyı yaparsa ben de silahlı güçlerin çatışmasız bölgelere çekilmesi konusunda ve diğer hususlarda elimden geleni yaparım. Meclisin önümü açması gerekiyor."
'ÇATIŞMALAR KESİN OLARAK DİNMELİ'
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, bugün bir açıklama yaparak Öcalan'ın çağrısını değerlendirdi.
ANF'de yer alan KCK açıklamasında, öncelikle 12 Haziran Genel Seçimleri değerlendirildi: "Türkiye'de gerçekleşen 12 Haziran genel seçimlerinin ortaya çıkardığı sonuçlar, Kürt sorununun siyasi barışçıl çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından ön açıcı güçlü bir zemin yaratmıştır. Seçimlerde özellikle Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku'nun bütün engellemelere rağmen elde ettiği yüksek başarı düzeyi, AKP'nin yüzde 50'ye yaklaşan oy oranı ve CHP'nin de seçim sürecinde verdiği bazı olumlu mesajlar, şayet doğru değerlendirilirse toplumsal bir uzlaşı konsensüsü yaratılarak Türkiye'nin yüz yüze bulunduğu sorunların demokratik anayasal çözümü açısından ciddi bir çıkış ve yeni bir sürecin başlangıcı olabilir."
Yeni meclisin, kurucu bir meclis rolü ile yeni sivil ve demokratik bir anayasa yapacağına dikkat çeken KCK, "Anayasal çözüm sürecinin sağlıklı ilerletilmesi için mevcut çatışmalı ortamın kesin sona erdirilmesi, bütün kesimlerin eşit katılımını sağlayan demokratik bir tartışma zemininin oluşturulması gereklidir" dedi.
KCK açıklamasında, Abdullah Öcalan'ın, 15 Haziran'da yaptığı açıklamada, "demokratik anayasal çözüm sürecinin her zamankinden daha güçlü koşullara ve zemine sahip olduğunu belirterek bu sürecin başladığını ilan ettiği" hatırlatıldı. Ayrıca, Öcalan'ın taraflara çatışmasızlık sürecinin yaratılması ve Meclis'e yönelik çağrısı anımsatıldı.
"Kuşkusuz Önder Abdullah Öcalan'ın değerlendirmeleri doğru ve talepleri yerindedir" diyen KCK, şöyle devam etti: "Hareket olarak bu çağrıları dikkatle değerlendiriyor ve üzerimize düşen sorumlulukların gereğini yerine getirme kararını almış bulunuyoruz."
'TEK TARAFLA ÇABALARLA SONUÇ ALINAMADI'
KCK, 1993'ten bu yana birçok kez tek taraflı ateşkes yapıldığını ancak kalıcı bir sonucun ortaya çıkmadığını ifade ederek, en son 13 Ağustos 2010 tarihinde ilan edilen eylemsizlik sürecinin, 15 Haziran 2011'e kadar tek taraflı olarak sürdürüldüğünü kaydetti.
KCK, "Ancak Şimdiye kadar tek yanlı çabalarımız, gerillanın üslenme alanlarına çekilmesi, Önder Abdullah Öcalan'ın içinde tutulduğu tecrit koşullarına rağmen sunduğu çözüm projeleri ve çok yoğun çaba harcaması demokratik çözüm sürecini geliştirmeye ve başarılı kılmaya yetmemiştir" dedi.
TEK TARAFLI OLURSA...
KCK, "Eğer şimdi de Türkiye toplumu duyarlı yaklaşmaz, Türk devleti bugüne kadar yürüttüğü siyasetinde ısrar ederek, ordu ve polis operasyonlarını durdurmazsa, Hareketimizin tek taraflı çabaları demokratik anayasal çözüm sürecini gerçekleştirmeye yeterli olmayacaktır" uyarısında bulundu.
ERTELENEMEZ İKİ HUSUS
KCK, "çatışmasızlık sürecinin oluşması ve demokratik anayasal çözüm sürecinin gelişebilmesi için ertelenmeksizin yerine getirilmesi gereken iki konuyu" şöyle açıkladı:
1- TBMM yeni yasama dönemine başlarken Türkiye'nin en temel ve stratejik sorunu olan Kürt sorununu çözmek üzere, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a demokratik anayasal çözüm sürecinde rolünü oynaması için çağrı yapmalı ve buna uygun koşullar yaratmalıdır.
2- Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti adına Başbakan veya benzer düzeyde devleti bağlayan bir yetkili tarafından Kürt sorununun çözümünde imha ve tasfiye değil, diyalog ve barışçıl yolların esas alınacağını, bu temelde polis ve asker operasyonlarının durdurulduğunu açıkça kamuoyuna deklare ederek sürecin gelişmesi için start vermelidir.
KCK, devlet ve yeni görev alacak hükümetin güven veren, açık bir adım atması halinde sorunun köklü çözüm yoluna gireceğini ve giderek anayasal çözüm temelinde kalıcı barışın ve demokratik çözümün gelişeceğini bildirdi ve ekledi: "Aksi taktirde, hiçbir somut adımın atılmadığı, güvence verilmediği ve sürekli tasfiye operasyonlarının dayatıldığı bir ortamda güçlerimizin tek taraflı ateşkes durumunu sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Belirsizlik ve çözümsüzlük sürecinin uzun vadeli devam ettirilmesi de artık mümkün değildir. Kürt tarafı olarak bütün iyi niyet, çözümleyici tutum ve politikalarımıza rağmen, oyalama ve tasfiyenin dayatılması halinde doğacak sonuçlardan hükümetin ve devletin sorumlu olacağı açıktır. Tarihin bu önemli aşamasında mevcut olanaklara dayanan Kürdistan halkı, kendi alternatif çözümünü geliştirme gücüne ve iradesine sahip bir halktır. Bu açıdan devletin süreci doğru değerlendirmesi ve demokratik çözüm iradesini ortaya koyması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Şimdiye kadar Kürdistan üzerinde yürütülen inkar ve imha politikasının iflas ettiği açık bir gerçektir. Bu politikada ısrar etmenin, farklı üslup ve yollarla sürdürmenin hiçbir anlamı yoktur."
12 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı en önemli sonucun, Kürt halkının barışçıl demokratik çözüm ve demokratik özerkliği onaylaması olduğunu ifade eden KCK, "Tarihte ilk kez bu denli birliğini kurmuş ve demokratik çözüm iradesini ortaya koymuş Kürdistan halkı, Türkiye'nin sol, sosyalist ve demokratik çevreleriyle geliştirdiği dayanışma önemli bir düzeyi ortaya çıkarmıştır" dedi.
KCK, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin, "Türkiye'ye demokratik uluslaşmayı ve demokratik cumhuriyet haline gelmeyi" dayattığını ifade etti. Açıklamada, şöyle denildi: "Bu perspektiften yaklaşarak Kürt sorununu çözmek, Türkiye'yi ekonomik ve siyasi açıdan ileri bir aşamaya taşıyacağı açıktır.
Halklarımızın demokrasi ve barış beklentileri temelinde, devlet ve hükümet, sürecin gelişmesi için gerekli olan adımları atarsa, çatışmanın olmadığı yeni ve tarihi bir barışçıl sürecin gelişmesi ve demokratik anayasal çözümün önünün açılması için, hareket olarak üzerimize düşeni yapma kararlılığında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Tüm halkımızı ve barıştan yana olan tüm demokratik çevreleri, tarihin bu kritik aşamasında duyarlı olmaya, kalıcı barışın sağlanması ve demokratik çözüm sürecinin gelişmesi için rolünü oynamaya çağırıyoruz."
ETHA