Nezir Avad / TIMETURK
Cevap; her ikisinin de ütopyacılık maskesi altında otoriteciliği ortaya koymasıdır. Her iki kitap da herkes için eşitlik ve adaletin olduğu mükemmel sistemler düşleyen hayalperestlerden bahseder. Bunlar Hayvan Çiftliği’ndeki Binbaşı (Major) adlı beyaz domuza ya da Cemahiriye’deki Muammer’e denk düşer. Orwell’ın kitabında eski sistemleri parçalayan devrim Napoleon, Kartopu ve Cırtlak adlı domuzlarca yönetilirken, Kaddafi’nin kitabında devrim, Huvaildi, Harubi ve Yunus adlı ordu subaylarınca idare edilir. Çiftliğin insan sahibi Bay Jones’u deviren domuzlar devrimi nasıl başarılı olduysa, nasıl diğer çiftlik hayvanlarını esaretten kurtarıp bağımsız bir hayvan çiftliği kurduysa, Muammer ve onun suikastçıları Libya Monarşi’sini devirmeye muvaffak olarak sonrasında devletin adını Cemahiriye ya da halkın hükümetine çevirdi. Sonuç olarak her iki senaryodaki muzaffer asiler, karakterleri ya kapasitelerindeki herhangi küçük ya da büyük farklılıklara bakmadan tüm üyelerin eşit olacağı yeni bir düzen kuracaklarına yemin ettiler.Her iki kitaptaki benzerliği daha belirgin kılacak şey, Orwell’in romanının aslında Rus 1917 Devrimi ve ardından gelen Sovyet totalitarizminin bir alegorisidir. Sözüm-ona Komünizm ideallerinin nasıl anarşiye ve totalitarizme yozlaştığını ortaya koyar. Bu aynı zamanda Kaddafi’nin terör saltanatı sırasındaki durumuna benzer. Kitaptaki karakterler aslında Komünizm’in uygulayıcıları ve yandaşlarıdır. Stalin’in rakibi Leon Trotsky, domuz Kartopu ile temsil edilirken, domuz Cırtlak Stalin’in propagandacısı Vyacheslav Molotov’dur. Konuyla ilgili olarak her iki kitaptaki ütopyacılığın safsatası, erk ve hırsın nasıl kendi amaçları ve ihtiraslarına ulaşmak için albenili ideallerin arkasına saklananların ortaya çıkardığını ortaya koyuyor. İdarelerini meşru kılmak için kullandıkları eşitlik ve adalet ideallerinin, zamanla kendi-işlerine yarayan sloganlara ve özgürlükleri kısıtlayan açıklamalara dönüşerek bozulduğunu ve sorgusuz takipçilerin boyunduruğunu daralttığını gösterir.
Orwell’in Hayvan Çiftliği ile Muammer’in Cemahiriye’sini yan yana koyduğumuzda açıkça her iki senaryodaki benzerlikleri görebiliriz. En tepe domuz Napolyon Hayvan Çiftliği adında ideal bir devletin kuruluşunu ilan ederken, Muammer Libya’yı dünyada cennete çevirecek Cemahiriye’yi (kitlelerin hükümeti) yarattı. Ancak her iki durumda da, erk ve otorite her iki lideri de ideallerinden saptırarak kişisel tatminlerine odaklanması için baştan çıkarması çok uzun zaman almadı. Muammer sonunda Cemahiriye’sindeki sözlerine sırt çevirerek yerine enerjisini ve devletin parasını tıpkı domuz Napolyon’un Hayvan Çiftliği ideallerini terk edip yerine propagandacısı Cırtlak’a övgüler düzmesini ve kişisel erdemlerini ululamasını emretmesi gibi kendi mirasını âlileştirmeye harcadı. Çadırda yaşayan ve deve sürü için basit bir bedevi aldatmacasını sürdürürken Kaddafi, kibrini tatmin için “Afrika’nın kralların kralı” ve “dünya Müslümanların lideri” gibi sayısız unvan yarattı. Her iki kitap özünde insafsız insanlar beşeri ideallerin sağlayıcıları olarak rol kestiklerinde, toplumlarını sadece vahşete ve kaosa sürüklediklerini gösteriyor.
Bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.Com için tercüme edilmiştir.