$

Dolar

49,1428

€

Euro

55,3988

£

Sterlin

65,0166

₣

Frank

59,1619

₺

Gram Altın

6.600,7000

₿

Bitcoin

4.165.564

$

Dolar

49,1428

€

Euro

55,3988

£

Sterlin

65,0166

₣

Frank

59,1619

₺

Gram Altın

6.600,7000

₿

Bitcoin

4.165.564

Türkiye

Milli iradenin hakimiyeti ilkesi, yanlış bir düşüncenin eseri

Said Halim Paşa'nın Mehmet Akif Ersoy tarafından çevrilen 'İslam'da Teşkilat-ı Siyasiye' başlıklı Sebilürreşad'da çıkan makalesinde 'milli irade' kavramına yönelik ağır ve önemli ağır bir eleştiri yapılıyor.

06.06.2011 - 13:53
kemalozer
Milli iradenin hakimiyeti ilkesi, yanlış bir düşüncenin eseri
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Sait Halim Paşa*

Milli Hakimiyet

"Milli iradenin hakimiyeti ilkesi, yanlış bir düşüncenin geliştirilmesinden doğmuştur. Bu gelişmenin devamı ile de, kendinden önceki hakimiyet görüşleri gibi yok olmaya mahkumdur.

Zaten "milli irade" denen şey aslında milletin çoğunluğunu temsil ettiği çok şüpheli olan bir topluluğun iradesidir. Bu ekseriyetin, topluluğun hatta milletin yarısını temsil ettiği bile şüphelidir.

"Milli irade” sunidir ve gerçekte çoğunluğu temsil etmemektedir, dedik. Suni olmadığını ve nadir de olsa gerçekten bir çoğunluğu temsil ettiğini kabul edelim. Yine de haklı ve doğru olamaz. Çünkü bu ilkeye göre çoğunluğun kararı kanundur ve çoğunluk, kuvvetini sadece sayı çokluğundan alır. Hakkın ve hikmetin en az tesir edebildiği yer ise işte böyle bir kalabalıktır.

Netice, hakka ve hikmete en az değer veren bir çoğunluğa, kendi kesin iradesini, azınlığa zorla kabul ettirme hakkını tanımak demektir. Böyle bir hakkın geçmiş asırlarda aristokratlar ve kiliseye mensup azınlıklar tarafından kendi diledikleri gibi kullanıldığını hatırlayalım. Acaba bu seferki de çoğunluğun azınlıktan almakta olduğu bir öç müdür? Öyleyse bunun davet edeceği yeni öç almalara hazır olmak gerekir.

Bütün bu güçlüklere ve mahzurlara rağmen, tam olarak ve gerçekten ortaya konmuş bir milli iradenin değerini kabul etmemek ve küçümsemek doğru olmaz. Toplum şuurunun çok değerli bir belirtisi olduğunu ve kullanılması hem hak ve hem de vazife olan ferdi iradelerin bütününü temsil ettiğini kabul etmek de pek saçma olacaktır.

Şu halde "milli irade"ye belli bir saygı ve itibar gösterilmesi lazımdır. Ama bu saygı ve itibar ne kadar büyük olursa olsun unutulmaması gereken şeyler vardır:

Bu dünyada var olan her şey, tabiat kanunlarına, maddi ve sosyal hayatın gerçeklerine tabidir. Hangi alanda olursa olsun insan iradesi, onlara ait kanunlar tarafından yönlendirilmektedir. Dolayısıyla akla ve hikmete uygun düşen, insan iradesini bu kanunların icaplarına uydurmaktır.

"Milli irade" nasıl tabiat karşısında, kudret ve hüküm sahibi olamayarak, onun kanunlarına itaat zorunda ise, manevi ve sosyal alanda da aynı şekilde hakimiyet iddiasında bulunamaz. Bu sahanın kanunlarına da uymak zorundadır.

Üstelik uyulması gereken ahlaki ve sosyal kanunların tespit edilmeleri dahi tabiat kanunlarının tespiti kadar kolay değildir. Bu kanunlar, ötekiler gibi insanın müşahede ve akıl yürütmesi yollarıyla tespit olunamazlar.

Şu durumda milli irade, Şeriat'ın kendisine gösterdiği ictimai ve ahlaki nizama saygı göstermek ve boyun eğmek zorundadır. Böylece milli irade, ikinci derecede bir yere yerleşecek ve Şeriat'ın hakimiyeti ilkesi kendisini kabul ettirecektir."

Prens Sait Halim Paşa, “İslam’da teşkilat-ı siyasiye” mütercimi: Mehmet Akif ( ERSOY) Sebilürreşad, c. XIX-XX, sayı 493-501 (1340).

Sait Halim Paşa kimdir? Sait Halim Paşa (1863-1921), 11 Haziran 1913 - 14 Şubat 1917 tarihleri arasında, fiili gücün İttihat ve Terakki ve özellikle de Talat Paşa - Enver Paşa - Cemal Paşa üçlüsü elinde olduğu bir dönemde sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

1863 yılında Kahire'de doğmuştur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşa'nın oğludur. Sait Halim Paşa ilk ve orta tahsilini Kahire'de özel olarak yapmış, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Daha sonra İsviçre'de beş yıl siyasal bilgiler öğrenimi görmüştür.

1888'de Mîr-i Mîran rütbesi ile ve Mecîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) âzâsı olmuştur. Kendisine, 1889'da II. ve 1892'de I. rütbe Osmânî ve 1899'da murassa Mecîdî nişanı, 1900'de de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir. 1908'de ise bulunduğu Şûrâ-yı Devlet âzâlığından kadro dışı bırakılmış, ancak aynı dönemde Belediye genel seçimlerinde Yeniköy belediye dairesi reisliğine tayin olunmuştur. Daha sonra ise Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği, 1908'de de Âyân Meclisi âzâlığı yapmıştır. 23 Ocak 1912-23 Temmuz 1912 tarihlerinde Şura-yı Devlet reisliği de kendisine verilmiştir.

Sait Halim Paşa'nın gençlik resmi

Sait Halim Paşa 1912'de reislikten çekilmiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin genel sekreterliğine seçilmiş, Mahmut Şevket Paşa'nın sadrazamlığı sırasında 1913'de de 2. defa Şûrâ-yı Devlet reisliğine ve üç gün sonra Hariciye Nezareti'ne (Dışişleri Bakanlığı'na) atanmıştır. Mahmut Şevket Paşa'nın şehit edilmesinden sonra 1913'de Sadrazamlığa (Başbakanlığa) ile getirilmiştir.

Sait Halim Paşa, 1913 Eylülünde, Bulgarlarla Edirne'nin Osmanlı devletinde kalması ve Meriç nehri hudut olmak üzere sulh imzalanması hizmeti sebebi ile Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırılmıştır.

Osmanlı Devleti 1914 yılında tarafsızlığının ihlal edilmesi nedeni ile I. Dünya Savaşı'na katıldı. Bu süreçte Almanya sefiri Baron Wangenheim ile Yeniköy'de Sait Halim Paşa Yalısında ittifak anlaşması imza edilmiştir. 1915'te Hariciye Nazırlığından, 1917'de Sadrazamlıktan çekilmiştir (yerine Talat Paşa geçmiştir).

1919 Mart ayında harp ilanı sırasındaki bazı kabine azaları ve Sait Halim Paşa tutuklanmış, Paşa, diğer milletvekilleri ile beraber tahliye olunduktan sonra Roma'ya gitmiştir. 6 Aralık 1921'de bir Salı günü akşamı araba ile evinin kapısına geldiği sırada Ermeni komitacısının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Na'şı İstanbul'a getirilmiş ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköy'deki yalısından alınarak büyük törenle II. Mahmut Türbesinin bahçesine defnedilmiştir.

Eserleri:

Buhranlarımız ve Son Eserleri İz Yayıncılık

Buhran-ı ictimaimiz- Kubbealtı Sahaf

Said Halim Paşa - Bütün Eserleri Anka Yayınları 2003

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın