$

Dolar

47,5816

Euro

54,9943

£

Sterlin

64,1746

Frank

58,8526

Gram Altın

6.405,0100

Bitcoin

3.047.284

$

Dolar

47,5816

Euro

54,9943

£

Sterlin

64,1746

Frank

58,8526

Gram Altın

6.405,0100

Bitcoin

3.047.284

Dünya

ABD'nin neden İsrail'le 'Özel Bir İlişkisi' var?

Eğer biri Amerika'nın neden İsrail'le "özel bir ilişkisi" olduğunu sorgularsa ya da İsrail ulusal politikası ya da dış politikayla aynı fikirde olmazsa, anında Antisemitizm'le suçlanma riskiyle karşı karşıya kalır.

01.06.2011 - 01:29
kemalozer
ABD'nin neden İsrail'le 'Özel Bir İlişkisi' var?
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Liam Fox / TIMETURK

Petrol yüzünden mi? Hayır, İsrail’de hiç yok. En büyük ticaret ortağı olduğu için mi? Hayır, eğer bir kısmı Amerikan vergileriyle alınan Amerika’dan aldığı askeri teçhizatı saymazsanız tabi. İsrail’in komşuları Birleşik Devletler’e savaş mı ilan etti ya da bu türden eylemler içerisinde mi de Amerika’nın orada üsse ihtiyacı var? Hayır. Petrole yakın olmak için iyi bir yol mu? Evet, fakat tek yol o değil, hatta en iyi yol bile değil. Öyleyse, bu “özel ilişkinin” temeli ne?

Bu zamana kadar en yaygın, Amerika’ya öfkeleri için İsrail komşularının dile getirdiği neden, Amerika’nın İsrail’e desteği ve İsrail devletinin yerel halk üzerindeki baskısıydı. Yani Amerika İsrail’i desteklemeli çünkü İsrail’i desteklediği için öfkeli insanlardan Amerika’nın korunmasına yardım ediyor.

Geçen yüzyıl boyunca Filistin, bir İngiliz kolonisiydi ve BM koruması altındaydı. Şimdilerde ise Amerika’nın “özel dostu”. Bu ne anlama geliyor ve nedeni ne? Amerika’nın 1948’te yaptığı gibi bir ülkenin tanınması o ülkeyle olan ilişkiyi otomatikman özel yapmaz ki. Öyle olsa, Amerika’nın tanıdığı her ülkeyle “özel ilişkisi” olurdu. Amerika, diğer herhangi bir ulusla paylaştığından fazla, hatta 1948’teki tanınmasından önceki bir müttefikinden bile fazla, İsrail devletiyle özgün bir tarih mi paylaşıyor? Hayır. İsrail, İngiltere’nin olduğu gibi siyasi bir başlangıç mı? Hayır. (Bu soru, böylesi bir tarihin otomatikman şartsız desteği ya da “özel ilişkiyi” varsaydığını söylemiyor). Amerikan, 1948’de tanımadan önce İsrail’in doğumunun bir parçası mı? Hayır, İngilizler imparatorluklarının son parçalarına asılırken kesinlikle böyle değildi.

Amerika’nın İsrail’deki katılımı ve İsrail’in tanınması iki amaca hizmet etti: bölgedeki Sovyet popülaritesini karşılık vermek ve çok zor bir kampanya sırasında Harry Truman’a güçlü ve sesi gür çıkan bir lobi desteği için. Şimdiki Cumhuriyetçi Parti hala İsrail’i dini sağdan destek toplamak için kullanmaya çalışıyor. Bölgedeki Sovyet yayılma tehdidi ise çoktan bertaraf oldu.  

Din mi? Birçokları için bu ilişki, Yahudi-Hıristiyan teolojisine atıfta bulunmadan tanımlanamaz. Gerçekten tüm hikâye bu mu? Bir tür haçlı seferleri mirası mı? Saracenlere (Haçlı seferlerinde Müslümanlara verilen ad) karşı bir tutunma yeri mi? Amerika, dış politikası arkeoloji ve tarih yazarlığınca desteklenmeyen İncili doktrine dayanan bir Hıristiyan teokrasisi mi oldu? Siyasi çıkarcılık ve mali tutuculuktan da mı yoksun?  Amerika’daki önemli özel yatırım ve kongre binaları dışında, İsrail’le olan bu “özel ilişki” Amerika’ya gerek siyasi gerekse de mali pahalıya mal oluyor. Ayrıca gözetilen Amerikan ulusal çıkarının doğası da oldukça muğlâktır. Tüm bu milyarca dolar yardım, askeri destek ve bölgesel istikrar, İslami-olmayan bir kurtarılmış bölge için mi?

İsrail bir şekilde iç siyasette de ilişkili. Çok güçlü bir lobi olmanın yanı sıra, finans sektörünün zirvesiyle ilişkilerle, sanki anayasanın öncül-14’ncü maddesiymişçesine vatanperverlikle eş anlamlı ya da özünde ilişkili İsrail’e şartsız destek, dini ve sosyal olarak muhafazakâr sağ-kanat için bir “prensip”, bir “değer” haline geldi. Siyasi spektrumdaki diğer birçokları için de durum benzerdir. Belki bir tek ahir-zaman, dini köktenciler, Armageddon, mesihi,  mantık dışı abartması hariç… Yine de bu hala bir “söylenmeden anlaşılır” bir şey. Bu kadar çok tekrar edilen, “İsrail bizim değerli bir dostumuz ve müttefikimiz” ifadesi, bırak sorgulamaya cüret etmeyi, düşünmeden ulusal diyalogda herkesçe doğal karşılanır.

Eğer biri Amerika’nın neden İsrail’le “özel bir ilişkisi” olduğunu sorgularsa ya da İsrail ulusal politikası ya da dış politikayla aynı fikirde olmazsa, anında Antisemitizm’le suçlanma riskiyle karşı karşıya kalır. İnsanlar, kültürleri ya da dinleri hakkında değil hükümetin politikaları hakkında konuşurken bile bu başınıza gelebilir. Yahudiliğin ya da Yahudilerin değil İsrail’in eleştirilmesi ve İsrail, ağza alınamaz hale geldi. Özellikle Amerika’nın sürekli içindeymiş gibi göründüğü siyasi kampanyalar sırasında yasak, ayıp bir söze dönüştü.  

İç ve dış politika, ırkçılık, etnik üstünlük ve dini bağnazlıkla suçlamalar tahkikatıyla korunamaz. Bu samimiyetsizliktir, iki yüzlülüktür. İsrail’in, İsrail politikası ya da İsrail hükümetinin eleştirilmesi, tüm İsrail halkının, herhangi bir Yahudi halkın ya da Yahudiliğin eleştirisiyle eşitlenemez. Buna rağmen, Jeopolitik hak iddiasında Yahudi kutsal metinlerini ya da amaca uygun herhangi bir kutsal metnin kullanımı tartışmaya açıktır. Bu Antisemitizm değildir. Eğer bir kutsal metin ispatlanamıyorsa ve doğru olmadığı ispatlanmış veri içeriyorsa, nasıl bir ispatın ve iddianın temelini oluşturabilir? Bu tüm kutsal metinler için böyledir, sadece Yahudiliğinki değil.

İsraillilerin barış içinde yaşama hakkı vardır. Baskı, tiranlık ya da şiddet tehdidi olmadan yaşayabilmelidirler. Sorumlu bir hükümete sahip olma hakkına sahiptirler. Evlerinden ve topraklarından atılma tehdidi olmadan güvenliğe sahip olabilmelidirler. Kendileri ve aileleri için çalışabilmelidirler. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ndeki tüm haklara sahip olma hakları vardır. Fakat Arapların da bu hakları vardır.

İsrail, herhangi bir işbirliği ya da diplomasiyi önemsemeden davranıyor. Amerika’dan aldığı şartsız destekle cesaretlenen İsrail, Filistin’in yerli halkına karşı vahşi bir kampanya yürütüyor. İnsan hakları örgütleri oybirliğiyle, soykırım, ırkçılık (Apertheid), yasadışı işgal ve insanlığa karşı suçlar olarak tanımladıkları (İsrail’in) edimlerini kınadılar. (Bu baskıların) Sonucunda ortaya çıkan nefret ve öfke, katliamları meşru kılmak için kullanılamaz. Eşit, adil ve barışçık bir yolla ele alınmalı ve uzlaşı sağlanmalıdır.

Kırılgan güç dengesi, bunca zaman, bölgedeki diktatör ve tiran rejimlerini desteklenmesiyle korundu. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki devrimler, bu dinamikleri değiştiriyor. Artık İsrail ve Amerika’nın yüzleşmesi gereken yeni gerçekler var. Bölgedeki demokratik hükümetler, yerlerine geçtikleri diktatörlükler kadar kolayca satın alınamayacak. Görmezden gelmeyecekler. Demokratik Arap ülkeleri, İsrail saldırganlığı ve yayılmacılığını artık boyun eğmeyecekler. Özgür ve bilgili seçmeler buna izin vermeyecek. İsrail, masaya oturmak zorunda kalacak ve ödün verecek. Belki de geçmişteki ihlallerini telafi etmek zorunda kalacak.

Eylül ayında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ekserisi Filistin Devleti’ni tanıyacak. İsrail iddiaları ve hevesleriyle yeni tanınmış Filistin devleti arasındaki ardıl görüş ayrılıkları, muhtemelen askeri boyut kazanacak. İsrail’in bölgede diplomasi ve işbirliğine dair başarılı bir geçmişi yok. Yayılmacılığı, yerleşimleri ve insandışı muameleleri, onlar çevreleyen insanları baskı altına altını ve sefalete sürükledi. İsrail kendisini, kötü muamele ettiği, tacizde bulunduğu halklarla çevirdi. Ayrıca, İsrail sağ olsun, bu insanların kaybedecek hiçbir şeyleri yok. İsrail, İsrail için aşırı gerilimli bir durum yarattı.

Amerika’nın bu “özel ilişkisi” ne kadar ileri gidebilir? İsrail, onu işbirliğinde, uzlaşıdan, ödünden ya da telafiden korumak için Amerika’ya güvenebilir mi? İncili iddialara ve düşmanca yayılmacılığa dayalı uzlaşmaz İsrail politikasını korumak için daha fazla Amerikalının hayatına değer mi? Amerika, sistematik ayrımcılık, baskı, yobazlık ve insan hakları ihlali yapan bir hükümeti desteklemeli mi? Yine neden Amerika’nın İsrail’le böyle “özel bir ilişkisi” var ve bu “özel ilişkinin” doğası ne?

Sorulmaya ve cevaplanmaya değer bir soru. Tartışma, yersiz Antisemitizm iddialarıyla boşa çıkarılamaz. Çok da uzak olmayan bir gelecek bu “özel ilişki” nedeniyle Amerikalıları, askerlerinin ya da karşısındakilerin kanının döküp dökmemek arasında bir seçim yapmak zorunda bırakabilir. Dürüstçe cevaplandırılmalıdır. Kaynaklar nedeniyleyse, nedir bunlar? Eğer İsraillilerin Amerika’daki yatırımları nedense, ne kadardır? Ne kadarı savaşa girmek için garantidir? Eğer dinse neden, yani Yahudi-Hıristiyan desteği ve İslam-karşıtlığıysa, o zaman açıkça ifade edilmelidir ki böylece ulusal bir tartışma ve anlayış olsun. Bunun nasıl ulusal politikası ilkesi haline geldiği ve nasıl sonlandırılabileceği tartışılsın. Tabii eğer Amerika bir şekilde Hıristiyan teokrasisi olmadıysa ve tedviren bir haçlı seferinde değilse…

Amerika’nın İsrail’e desteği Arap halkının pahasına olmamalıdır. Amerika, kavgacı bir muharip olmak yerine barışçıl ve güvenli bir uzlaşıyı desteklemelidir. Eski bir dostdüşmana körlemesine bağlılık ve açık çek teklif etmek yerine, Amerika İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve dünyayı saran demokratik devrimlerle “özel bir ilişki” kurarsa, Amerika ve dünyaya çok daha iyi hizmet edilmiş olur.

* News Junkie Post yazarı

Bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.Com için tercüme edilmiştir.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın