Demokrat Parti (DP)'li Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Belediye Başkanı Hasan Subaşı, Ergenekon davalarına inanmayanlara, "Kendi savcı ve hakimlerimize inanmayıp yabancı ülkelerden yargıç mı ithal edelim." diye sordu.
Kumluca Belediyesi'nin her ay düzenlediği 'Ayın Söyleşisi' programına katılan Subaşı, 'Balyoz ve Ergenekon Davaları Özelinde Türkiye'nin Demokrasi Sorunu' konusunda değerlendirmelerde bulundu. Belediye toplantı salonunda gerçekleştirilen konferansta konuşan Hasan Subaşı, Türkiye'nin her olayda çabuk ayrıştığını, bunun fikirde ve düşüncede olması gerektiğini anlattı. Subaşı, "Ülke olarak çok çabuk ayrışıyoruz. Bu ayrışmalar geçmişte sağ-sol şeklinde ve kanlı oldu. Ülkemize 20 yıl kaybettirdi. Ardından laik-antilaik, başı açık- örtülü tartışması ile 20 yıl gençlerin eğitim hakları engellendi. Şimdi demokrasi ile bu ayrışmanın sonuna geldik. Bu zamanda herkes üzerine düşeni yapmazsa yakında daha büyük sıkıntılara neden olacak Türk-Kürt ve Türk-Alevi ayrışması körüklenecek. Bu ayrışmanın sonucu ise çok daha kötü olur." diye konuştu.
"HUKUKÇULARIMIZA GÜVENMEK ZORUNDAYIZ"
Ergenekon davasının, Türkiye'nin demokrasiye adım atmasında bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Subaşı, "Bugüne kadar sivillerin dışında hiçbir üst düzey yönetici yargılanamadı. Ancak bu davalarla, Türkiye'de herkesin yargılanabileceği ortaya çıktı." dedi. Tutuklamalara itirazı olanların, 'Savcılar hükümetin emriyle, tek merkezden idare ediliyor.' şeklindeki iddiasına inanmadığını ifade eden Subaşı, "Ben buna inanmıyorum. Savcılar tutuklamalar konusunda her ne kadar hoyrat davransalar da bu onların tek merkezden idare edilmesinden değil, ülkemizde demokrasi, hukuk ve insan haklarının gelişmemesinden kaynaklanıyor. Bizim bu problemi çözebilmemiz için acilen adli bir reforma ihtiyacımız var." dedi.
"TÜRKİYE DERİN DEVLETLE HESAPLAŞMAYA BAŞLADI"
Hasan Subaşı, değişen dünyada Türkiye'nin yeniden kaybedilmiş yıllar yaşamak istemediğini, bu yüzden de demokrasiden geri dönüşün olamayacağını kaydetti.
Türkiye'nin derin devleti 1978'lerde duyduğunu, Susurluk'la da farkına vardığını ifade eden Subaşı, şöyle devam etti: "Ülke, Ergenekon ve Balyoz davaları ile kendini hizaya getirmeyi planlayanlarla hesaplaşmaya başladı. Ülkemizin tam demokrasiye ulaşabilmesi ise özgürlükçü ve bireyi koruyan anayasasını acilen yapması ile mümkün olabilir. Bunun için de hazirandaki seçim çok önem arz ediyor. İnsanlar referandumda oluğu gibi parti gözetmeden demokratik anayasayı kim yapacaksa ona oy vermeli."
Muhalefetin, anayasa konusunda toplumsal mutabakat sözünde samimi olmadığını savunan Subaşı; demokrasi gereği, halkın seçtiği partilerden hangi parti olursa olsun kimsenin kaygı duymaması gerektiğini, yanlış yapanları milletin er geç sandıkta cezalandıracağını ifade etti.
'MGK DURUYORKEN, ASKER SİYASETTEN EL ÇEKMEZ'
Subaşı, ayrıca, bir kısım medyanın, derin devletin, devlete yardım ettiği düşüncesiyle bu konudaki haberler ve açıklamaları es geçtiğini aktardı. Mehmet Ağar'ın, DYP'de genel başkan olduğu dönemde bile derin devleti, kendi partisine anlatamadığını ifade eden Subaşı, askerlerin de mutlaka siyasetten elini çekmesi gerektiğini anlattı. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) olduğu müddetçe askerlerin siyasetten ayrı durmayacağını kaydeden Subaşı, "Tüm sorunlar yürürlükteki anayasanın sivil olmamasından kaynaklanıyor. Darbe ve hazırlıkları daha yeni yeni ağır suçlar kapsamına girdi. TÜSİAD gibi sivil toplum kuruluşları bile şu an anayasa hazırlıkları ile uğraşıyor. Tüm partilerin artık bu konuya destek verip yeni anayasanın hazırlanmasının vakti geldi." diye konuştu.
Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya da konuşmasında, Türkiye'nin ISO 10002 Kalite ve Hizmet Belgesi alan tek belediyesi olduklarını, bu belgeye layık olmak için bir dizi çalışma yaptıklarını söyledi. Çetinkaya, bu çalışmalardan birinin de toplumun önderleri ile vatandaşları kaynaştırmak için düzenledikleri 'Ayın Söyleşisi' programı olduğunu kaydederek, program sevildiği müddetçe devam edeceklerini söyledi.
Sunumun ardından soru cevap bölümü yer aldı. Konferansın sonunda Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, Hasan Subaşı'na, üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu bir plaket hediye etti.