Mario Mevlud Martino'nun Türkiye'ye ilk gelişi 1974 Kıbrıs Çıkarması'na denk geliyor, ikincisiyse 1980 İhtilâli'ne... Çoğu onu Kurtlar Vadisi'nde Polat Alemdar'ın, yeni kitabı Rücû'dan bahsetmesiyle tanıdı. Martino, Müslüman olduktan sonra ailesi tarafından terk edilen 'yalnız' bir adam.
Biz de her taşının altında merak uyandıran yeni bir hikâye çıkan Martino'yu daha yakından tanımak için, kitabı Rücû'nun yayıncısı Castillo'nun kapısını çalıyoruz. Evde doğanlar olarak, yolun merakıyla bu hikâyeye kulak kesiliyoruz...
Kitabın adıyla başlamak istiyorum, 'eve dönüş' yolculuğu bitti mi, yoksa devam ediyor mu?
İnanıyorum ki; yolculuğum hayatımın geri kalan kısmında da devam edecek! Tırmanışın ilk etabını tamamladım diyebiliriz, ama dağın zirvesine daha var, geri kalan kısmını ağır adımlarla çıkmayı umuyorum...
Fiziksel dünyada kendinizi en rahat hissettiğiz 'ev' hangisi peki?
Ben İtalya'da doğdum. 1 yaşındayken, ailemle Kanada'ya gittik. Kendimi oraya yabancı hissettim hep. Sürekli bir arayış içindeydim, gidilecek, varılacak bir yer... Fiziksel dünyada kendimi en rahat hissettiğim yer Türkiye! İtalya'da anılarım, benim için özel olan şeyler yok. Sadece doğum yerim. Oraya seyahat etmeyi seviyorum, ama kalbim kendini en çok burada rahat hissediyor... Burada çok mutluyum...
Anne ve babanız Müslüman olmanızı nasıl karşıladı?
Annemle babamın Tanrı'ya karşı çok güzel bir sevgileri vardı. Annem kiliseye gidip gelen, dindar bir insandı. Babam da kiliseyi seven bir adamdı. 1985 yılında Müslüman oldum. Beni anladıklarını söyleyemem, çok şaşırdılar, ama bu benim için sorun olmadı. Ben bir yetişkindim ve kendi kararımı vermiştim
Kitapta sıklıkla meydana gelen mistik durumlardan birine değinmeden geçemeyeceğim. Bir İstanbul ziyaretinizde Erdal ve Emrah'la tanışıyorsunuz... İkinci sefer geldiğinizde ne oturduğunuz kafe ne kaldığınız otel. Hiçbiri yok! Aslında hiç de olmamışlar...
Romanda birbiriyle iç içe geçmiş iki unsur var; gerçek ve hayâl! Ben hangisisin gerçek, hangisinin hayâl olduğuyla ilgili net bir şey söylemeyeceğim. Okuyucu hikâyenin içine kendi girip karar verecek. Herkes kitabın içinde kendi hayâlini ya da kendi gerçeğini bulabilir!
2004'ten beri buradasınız 'Türk politikası' ve 'Türk müslümanlığı' hakkında fikirlerinizi merak ediyorum?
Politikayla çok ilgili olmadığım için, o konuda çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim, ama dünyada çok ülke gezdim. Bunların içinde İslam ülkeleri de vardı. Türkiye, İslâmı modernlikle beraber yaşamayı en iyi becermiş ülke gibi gözüküyor.
Çoğu Türk, modernliği İslam'dan ayrı düşünmüyor. Modern kıyafetlere, modern fikirlere inanıp, aynı zamanda iyi bir müslüman da olabilirsiniz. Bunu dünya üzerinde en iyi uygulayan ülkenin, Türkiye olduğunu düşünüyorum...
Müslümanlıkla aileniz arasında bir tercih yapmak zorunda kaldınız ve siz müslümanlığı tercih ettiniz. Aileniz bu yolda sizi terk etti... Nasıl hissettiniz?
Ailemden ayrıldığım dönem, hayatımın en zor zamanlarıydı diyebilirim, benim için çok trajikti. Özellikle ilk yıllar anlatılmayacak kadar zordu, ama ailemi doğru bir sebepten dolayı kaybettiğimi düşünüyorum.
Allah'ın yoluna kuvvetli bir sevgi duyuyordum ve buna rağmen başka bir yolda yürüyordum. Kopuş kaçınılmazdı. Bu süreçte bana destek veren insanlar, benim yeni ailem oldular.
Eğer bir şansınız daha olsa aynı kararı verir misiniz? Hiç pişman oldunuz mu?
Şimdi, ikinci bir şansım olsa, şu an neredeysem, gene 'orada' olmak isterim. Harika, kusursuz bir hayat da olsa sunulan, cevabım "hayır" olur.
Çocuklarınızdan hiç haber alıyor musunuz?
Onları on dört yıldır görmüyorum. Onlardan direkt olarak hiçbir haber ya da mesaj almadım. Hiç konuşmadık, hiç yazışmadık! Bire bir gerçekleşen hiçbir iletişim olmadı.
Kitabı dizide Polat'ın elinde gördüğünüzde ne hissettiniz?
Necati'ye minnettarım. Evet kitabı gösterdi ve hakkında konuştu. Kitabı televizyonda görmek gerçekten ilginç bir deneyimdi. Kitabevi'ndekinden farklı görünüyor! (Gülüyoruz)
Necati Şaşmaz'la tanışmanız nasıl oldu?
Sanırım 1996 yılıydı. Kanada'da öğrenciydi, geldiği ilk gün tanıştık. Çok sıcak kanlı ve yakın davranan biriydi. Arkadaşlığımız o günde beri devam ediyor. Pana Film çalışanlarıyla da onun aracılığıyla tanıştım.
Türkiye'de seyrettiğiniz başka televizyon programı var mı?
Kurtlar Vadisi Pusu ve Pana Film'in tüm filmlerini seyrediyorum.. Diğer programlara da bakıyorum, ama anlamadığım için çeviriyorum... Türkçe'm oldukça zayıf.
Kuran'da kalbinize dokunan kelimeler hangileri oldu?
Kuran'ı İngilizce olarak okudum ve beni etkileyen üç nokta oldu. Kuran'da öncelikle Fatihâ Sûresi'nden etkilendim.. Yalnız O'ndan yardım istememizle ile ilgili kısım. Dünya'daki tek gücün Allah olduğuna inandım..
İkinci olarak da kalplerimizden geçeni yalnız Allah'ın hakkıyla bildiğine dair kısımdı. Bir satır da şöyle diyordu; biri, dünyanın tüm ağaçlarını kaleme çevirse, tüm denizleri de mürekkep olsa, yine de Kuran'ın bir benzerini yazamaz.
Nasıl müslüman oldunuz, anlatır mısınız?
'Baba Muhiddin' isimli biriyle tanıştım. Çok gizemli bir adama benziyordu. Öyle güzel konuşuyordu ki, kalbimi etkiledi. O ne söylediyse sevdim. Kendi kendime, "Bu adam neye inanıyorsa, ben de ona inanırım" dedim. O müslümandı. Ben de müslüman oldum.
Aslında, hızla akıp giden hayatta, biz de yolumuzu bulmaya, bir şekilde 'uçmaya' çalışıyoruz, uçmak için neye ihtiyacımız var?
Arabalar benzinle seyahat ederler, uçaklar da öyle. Bazı insanlar alkolle seyahat ediyorlar. Bazıları da uyuşturucuyla.. Bence en iyi yol Allah ile seyahat.. O'nu okuyup, anlayıp, anmak.
O size uçmak için ihtiyacınız olanı verecektir!
Artık yanından ayrılmaya hazırlanırken, Mevlud Martino yolluk bir haber de veriyor; Türk vatandaşlığı için başvuru yapmış ve cevabını bekliyormuş! Kimin 'yol'da kimin 'ev'de olduğuna röportajın başındaki kadar emin değilim..
ÜMİT BUGET/ SABAH İNTERNET