$

Dolar

45,9806

Euro

53,5341

£

Sterlin

61,9015

Frank

58,1591

Gram Altın

6.592,5000

Bitcoin

2.902.477

$

Dolar

45,9806

Euro

53,5341

£

Sterlin

61,9015

Frank

58,1591

Gram Altın

6.592,5000

Bitcoin

2.902.477

Dünya

Castro ile nükleer savaş üzerine

Michel Chossudovsky'nin nükleer savaş tehlikesi üzerine Fidel Castro ile yaptığı röportaj, Global Research ve CubaDebate'te yayımlandı.

03.03.2011 - 11:35
turan
Castro ile nükleer savaş üzerine
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Bu röportajın ilk bölümünü okumak için tıklayın

Castro ile söyleşi: Nükleer savaş tehlikesi

Bak, bu da açıkça farklı etkinlikler ve propaganda yapan medyanın kapsamına giren bir sorudur. Ben, Şilililerin yaptıklarının büyük bir insani operasyon olduğunu düşünüyorum. Ama senin dediğin gibi insanlık için bir tehdit var olduğu doğruysa, bu dünyanın bütün gazetelerinin baş sayfasında olmalıydı çünkü insan toplumunun bütünü, bir kararın kurbanı olabilir. Hatta sonuçlarının ne getireceğini bile bilmeyen (nükleer silahların) üç yıldızlı bir general tarafından alınan bir kararın. Fakat burada medyanın tavrından konuşmaktayız, özellikle batıda, bugün dünyayı potansiyel olarak etkileyen en ciddi sorun gizlenmekte. Bu bir nükleer savaş tehlikesidir ve bunu ciddiye almak zorundayız. Çünkü Hillary Clinton gibi Obama da, İran'a karşı bir önleyici savaş çağrısında bulunarak nükleer silah kullanma fikrine sahip olduğunu açıkladı.

Peki, bunu nasıl cevaplayacağız? Hillary Clinton ve Barak Obama'nın, hiç kimse için tehlike teşkil etmeyen İran'a karşı nükleer silahların tek taraflı kullanımıyla ilgili yaptıkları açıklamalara ne diyeceksin?

Evet, ben iki şey biliyorum: Bugünlerde ortaya çıkan bir tartışma, ABD Güvenlik Konseyi içinde yapılan geniş çaplı tartışmalar. Bob Woodward'ın yazdığı kitabın önemi de buradan geliyor çünkü tüm bu tartışmaların nasıl geliştiğini ortaya koyuyor. Obama, Hillary ve Biden'in pozisyonlarının ne olduğu biliniyor. Askerler ile yapılan tartışmada, başarılı olan ve savaşın yayılmasına karşı katı bir şekilde tavır alan Obama olmuş, bu olay bir gerçek. Ben son makalemde bu konuyla ilgili gerçekleri yazmaktayım. Oraya gelerek ona bazı öğütler veren tek kişi, Cumhuriyetçi parti üyeliği nedeniyle rakibi olan Colin Powell olmuş. O'na, ABD'nin başkanı olduğunu hatırlatarak cesaret verici tavsiyelerde bulunmuş.

Konuştuğumuz bu mesajları herkese ulaştırmak gerektiğine inanıyorum. Global Research dergisinde yayınladığın makalelerinin çok okunduğunu düşünüyorum… Ve yaptığımız bu konuşmalar ölçüsünde fikirleri yaymak ve onları yayma fikrine ev sahipliği yapmak gerektiğine inanıyorum. Her seferinde bu problemleri ortaya getirdiğin, muhakeme ettiğin, tartıştığın için ben çok memnun oluyorum. Zaten bana göre de senin açıkladığın sebeplerden dolayı bu konuda gerçekten bir bilgi eksikliği var.

Şimdi, bizim şu sorunun cevabını bulmamız gerekir: Bunu duyurmanın yolları nedir? Zamanında, On İki Havariler, on iki kişiydiler daha fazla değil, iletilerin yayılması görevini üstlenmişlerdi. Elbette önlerinde yüzlerce yıl vardı. Bizim önümüzde yok. Fakat Global Research ile çalışanlar listesinden, aynı şeyleri planlayan 20'den fazla kişiye bakmaktayım, saygın kişiler; iyi ama önümüzde yüzlerce yıl yok, tersine çok az.

Savaş karşıtı hareket; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avrupa'da bölünmüş durumda. Bazıları tehdidin İran'dan geldiğini düşünüyor, diğerleri “bunlar terörist” diyor ve savaş karşıtı hareketin içinde birçok yanıltıcı haberler dolaşıyor. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu'nda, sol ya da ilerici insanlar arasında, nükleer savaş, tartışmaların bir parçası değil. Soğuk Savaş boyunca, evet bir nükleer çatışmadan konuşulurdu ve insanlarda bu bilinç vardı. New York'ta, Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılan, Silahların Yayılmasının Önlenmesi gününün son toplantısında üzerinde durulan konu, devlet dışı kişilerin/ teröristlerin nükleer tehditleriydi.

Başkan Obama, tehdidin nükleer silahlara sahip olan El Kaide'den geldiğini söylüyordu. Ayrıca, şayet birisi Obama'nın konuşmalarını okursa, onların kirli bomba diye adlandırdıkları bombaların üretimi için teröristlerin küçük bir nükleer bomba üretme kapasitesine sahip olduklarını düşünebilir. Evet, bu da konuyu bütünüyle çarpıtmanın bir başka yoludur.

O'na ne söylüyorlarsa, o da kendi halkına bunu söylüyor ve onları buna inandırıyor. (…)

Size bir soru sormak isterim çünkü Küba Devrimi'nin tarihi ile ilgili önemli bir yönü var. İnsanlığın geleceğiyle ilgili bu tartışmaların aynı zamanda devrimci söylemin bir parçası olduğuna inanıyorum. Bir bütün olarak topluma nükleer savaş tehdidi varsa, bu gerçek karşısında herhangi bir şekilde eylemlerde bulunmak ve bir devrim düşüncesine sahip olmak gerekmez mi?

Söylemek lazım, tekrar ediyorum, insanlık yerin 800 metre altına sıkışmış durumda, insanlığı o çukurdan çıkarmak, bir kurtarma operasyonu yapmak lazım. İnsanlara duyurmak zorunda olduğumuz bir numaralı mesaj bu. Eğer birçok insan bunu düşünüyorsa, sizin yapmakta olduğunuz şeyi birçok insan yapacaksa ve sizin desteklemekte olduğunuz şeye destek verecekse, artık bunu söyleyenin ya da söyleyecek olanın kimler olduğuna bakılamaz.

Kitlelerin nasıl daha fazla haberdar edileceğinin yollarını bulmak zorundayız. Çözüm gazetelerde değil. İnternet var, internet daha ekonomik ve daha uygun. Ben, size internette haber ararken yaklaştım, haber ajansları, basın organları, CNN aracılığıyla değil tersine internette günlük makaleleri aldığım bir haber bülteni aracılığıyla. Her gün 100 sayfadan fazla.

Dün, sizler bir süre önce Amerikan halkının üçte ikisinin İran savaşına karşı olduğunu savunuyordunuz. Bugün ise yüzde 50'sinin, bu kadar yüzde, İran'a karşı yapılacak askeri eylemin yanında yer almakta.

Hatta son aylarda şu oldu ve şöyle dendi: “Evet, nükleer savaş çok tehlikeli ve bir tehlikedir; ama tehlike İran'dan geliyor”. New York'un içinde şöyle posterler vardı: “Nükleer İran'a hayır deyin.” Bu posterler, İran'ı dünya güvenliğine karşı bir tehdit olarak sunuyor ve hatta bu tehdit olmasaydı kendileri nükleer silah sahibi olmayacaktı, mesajı veriyor. Ve sonunda şu noktaya gelindi, The New York Times bu hafta başlarında “evet, siyasi suikastlar meşrudur” diyen bir metin yayınladı.

Şu halde, bize böyle şeyler sunan bir basın varken ve onların sahip olduğu dağıtım ağıyla uğraşmak bizim için çok büyük bir iş olacak. Biz, alternatif bir medya dağıtımıyla bu süreci tersine çevirme olanağına sahip değiliz. Ayrıca, bu alternatif medyanın birçoğu da ekonomik güçler tarafından finanse edilmekte.

Ve yine savaşmamız gerekecek.

Dün verdiğiniz mesajda, bir nükleer savaş durumunda, tali hasarın bir bütün olarak insanlık olacağını söyledin.

Evet insanlık, insan hayatı.

Doğrudur, bu savaşın olmaması için İnternet bu konuda bir tanıtım aracı olarak işlevini sürdürmeye devam etmelidir.

Evet, bunu durdurmanın tek yolu bu. Eğer kamuoyu oluşturacaksak bahsettiğim örnekteki gibi olmalı: yaklaşık 7 milyar insan yerin 800 metre derinliğinde ve bunları ifşa etmek için Şili fenomenini kullanmak zorundayız.

Yerin altında kurtarılması gereken 33 işçi var diyerek medya tarafından geniş biçimde yayınlanan, 33 işçinin kurtarılması olayıyla bu olayı kıyaslıyorsun. Ve yerin 800 metre altında, neler olduğunun farkında olmayan yaklaşık 7 milyar insanın var olduğunu ve onları kurtarmak zorunda olduğumuzu çünkü insanlığın bir bütün olarak ABD ve onun müttefikleri tarafından tehdit edilmekte olduğunu zira onu kullanmaya hazır olduklarını ve bunu da kendilerinin açıkladıklarını söylüyorsun.

Ve eğer muhalefet olmazsa, eğer hiçbir direniş olmazsa, onu kullanacaklar. Aldatılıyorlar, askeri üstünlüğü ve modern teknolojileriyle uyuşmuş durumdalar ve ne yaptıklarını bilmiyorlar. Nükleer silahların sonuçları konusunda hiçbir fikrileri yok. Onlar galip durumlarını devam ettirebileceklerine inanıyorlar. Bu mümkün değil.

Ya da bunun yalnızca herhangi bir konvansiyonel silah olduğunu düşünüyorlar.

Evet, onlar kandırılıyorlar, bu silahı kullanmaya devam edebileceklerine inanıyorlar. Onlar zamanı karıştırıyor ve Einstein'ın ne dediğini hatırlamıyorlar: O, üçüncü dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyordu ama dördüncü dünya savaşının taşlar ve sopalarla yapılacağını söylüyordu. Ben buna şunu ekledim: “… yalnız, o zaman sopa ve taşları kullanacak kimse kalmayacak.” Gerçek bu; bana geliştirmemi önerdiğin, bu aynı kısa konuşmanın özetini yazdım, işte orada.

Benim gördüğüm sorun, nükleer silahların kullanımının insanlığın sonunu mutlak bir gecede getirecek olmayışıdır çünkü radyoaktifin etkisi birikimli bir süreçtir.

Tekrarlayın, lütfen tekrarlayın.

Nükleer silahların çeşitli sonuçları vardır. İlki, savaş sahnesinde patlama ve yıkım, Hiroşima'da olduğu gibi; diğeri zamanla genişleyerek artacak olan radyasyonun etkisidir.

Evet, buna Nükleer Kış diyoruz. Prestijli kuzey Amerikalı araştırmacı, New Jersey, Rutgers Üniversitesinden emekli Alan Robock, sekiz nükleer gücün ikisi arasında bir savaşın patlak vermesi ve bu tip silahların en azının kullanılması halinde dahi, bir “nükleer kışa” yol açacağını reddedilmez bir biçimde kanıtladı. Ultra-bilimsel bilgisayar modellerinin kullanıldığı bir grup araştırmacı ekibin önünde yaptı bu keşfi.

Yaklaşık sekiz yıl sürecek uzun bir gecenin yaşanması ve bütün gezegenin havasının donma noktasının altına düşmesi için bahsedilen sekiz potansiyel gücün sahip olduğu 25 bin stratejik nükleer silahtan 100'ünün patlaması yeterli olacaktır. Bu kadar korkunç bir şey, Profesör Robock haykırıyor, “insanlar bu durumu inkâr ediyorlar, bunu düşünmek istemiyorlar, yokmuş gibi davranmak daha kolay.” Kendisinin verdiği bir uluslararası konferansta, bana bunu bizzat kendisi anlattı ve orada onunla konuşma onuruna nail oldum.

Bir varsayımda bulunacağım: İran'da bir savaş patlak verirse, kaçınılmaz olarak küresel bir nükleer savaşa dönüşür. İşte bu nedenle dün, böyle bir anlaşmaya (BM Güvenlik Konseyi'nin, 1929 no'lu kararı üzerinde ki anlaşma; ç.n) izin vermenin doğru olmadığını söylüyorduk. Çünkü bu her şeyi daha fazla kolaylaştırdı. Anlıyor musun?

Bugün İran'da yapılacak bu tipte bir savaş yerel düzeyle sınırlı kalamaz zira İranlılar güce boyun eğmezler. Savaşın karakteri konvansiyonel olursa ABD ve Avrupa kazanamayacak ve bu yüzden savaşı hızla nükleer bir savaşa dönüştüreceklerini iddia ediyorum. ABD taktik nükleer silah kullanma hatası yaparsa, dünyada büyük bir dehşet üretecek ve olayların kontrolünü de elinden kaçıracaktır.

Obama, Afganistan'da yapılması gerekenler konusunda Pentagon ile hararetli bir tartışma yapmak zorunda kaldıysa, milyonlarca İranlı savaşçıyla savaşırken Amerikalı ve İsrailli askerler karşısındaki Obama'nın durumunu hayal edin. Ne Suudiler ne Pakistanlılar ne de diğer Arap veya Müslüman askerler, İran'a karşı savaşmazlar. Ne olabilir? Yankiler, pilotsuz uçaklarıyla öldürdükleri ve saldırdıkları Pakistanlı aşiretlerle (İranlılarla aynı kökten gelen; ç.n) ciddi çatışmalara girebilirler ve onlar bunu biliyorlar. Bu aşiretlere darbe vuracakları zaman, önce onlara saldırıyorlar sonra hükümeti uyarıyorlar, önceden bir şey söylemiyorlar. Pakistanlıları en fazla öfkelendiren şeylerden biri de budur. Orada güçlü bir anti-Amerikancılık var.

Onlara karşı taktik nükleer silah kullanılması halinde İranlıların teslim olacağını düşünmek bir hata ve böyle bir durumda dünya gerçekten sarsılır, fakat sonra çok geç olabilir.

Onlar konvansiyonel bir savaşı kazanamazlar.

Kazanamazlar.

Bunu Irak'ta görüyoruz; Afganistan'da bir ülkeyi yok edebilirler ama askeri açıdan kazanamazlar…

Ama onu (Afganistan) yıkmanın bedeli ne olacaktır, neye mal olacaktır dünyaya, felakete doğru yürümenin ekonomik maliyeti nedir. Amerikan halkı tepki verinceye kadar senin bahsettiğin problemler durumu ağırlaştırır; çünkü Amerikan halkı genel olarak tepki vermekte gecikir ama sonunda tepki gösterir. Amerikan halkı, askeri ölümlere ve kayıplara sessiz kalmıyor. Vietnam Savaşı sırasında birçok insan Nixon hükümetini desteklemiş hatta Kissinger bu ülkede nükleer silah kullanılmasını önermiş ama halkın Nixon'u desteklemesi onun bu suça adım atması konusunda cesaretini kırmıştı. Amerikan halkının savaşın bitirilmesini istemesi sonucu müzakere etmek ve güneyden çekilmek zorunda kalınmıştı. İran petrol bölgesinden vazgeçmek zorunda kalacak. Vietnam'da ne bıraktı? Bir maliyet. Ama eninde sonunda, şimdi onlar, petrol satın alarak, ticaret yaparak yeniden Vietnam'dalar. İran'da çok can kaybedecekler, belki de bölgedeki petrol tesisleri büyük ölçüde tahrip olacak.

Bugünkü gibi bir durumda, onların bizim mesajlarımızı anlamaları olası değil. Eğer savaş patlak verirse, bana göre onlar ve dünya hiçbir şey kazanamayacak. Çok olası olmamakla birlikte şayet savaş sadece konvansiyonel silahlarla olursa kaçınılmaz olarak kaybedecekler ve eğer küresel bir nükleer savaşa dönüşürse insanlık kaybedecek.

İran önemli konvansiyonel güçlere sahip.

Milyonlarca.

Kara kuvvetlerine, roketlere ve kendini savunma olanaklarına sahip.

“Eli silahlı tek bir adam kaldığı sürece bu onların yenmek zorunda kalacakları bir düşman olacaktır”

Ve orada birkaç milyon silahlı insan var.

Milyonlarca; birçok Amerikalı hayatını feda etmek zorunda kalacak, eğer şimdi tepki vermezlerse ne yazık ki sonra tepki vermek zorunda kalacaklar ve o zaman çok geç olacak; yazmak lazım, olanaklarımız ölçüsünde yaymak lazım. Hıristiyanların zulme maruz kaldıklarını, onları antik yeraltı mezarlıklarına götürüp öldürdüklerini ve aslanlara attıklarını hatırla. Fakat onlar yüzyıllarca inançlarını terk etmediler. Sonra bu olanlar Müslümanlara yapıldı ve asla boyun eğmediler.

Müslüman dünyasına karşı gerçekten bir savaş var. Neden tarihin verdiği bu dersler unutuluyor?

Bu savaşın riskleri hakkında yazdığın makalelerden birçoğunu okudum.

İran konusuna dönelim. Dünya kamuoyunun savaş senaryosunu anlamasının çok önemli olduğuna inanıyorum. Onların konvansiyonel savaşı kaybedeceklerini açıkça ortaya koydun. Zaten Irak ve Afganistan'da kaybetmekteler, ayrıca İran NATO'dan daha fazla konvansiyonel kuvvete sahip bir ülke.

Çok daha fazla deneyimli ve motive olmuş durumdalar. Zaten bunlar Afganistan ve Irak'ta onlarla çatışma içindeler. Pakistanlılarla aynı etnik gruptan olan İranlıların, Afganistan'daki direnişlerinden kimse söz etmiyor. Ve Beyaz Saray'da yapılan tartışmalarda bu savaşa kaybedilmiş savaş diyorlar. Bunu bize, onların da doğruladığı, “Obama'nın Savaşları” adlı kitabında Bob Woodward anlatıyor.

İran'a vuracakları ilk şok darbesinden sonra geriye kalanları yok etmek için savaşa ekleyecekleri şeyleri hayal et. İşte o zaman kendilerini, ya kazanamayacakları bir konvansiyonel savaş içinde ya da küresel bir nükleer savaş çıkarma zorunluluğu -zaten bunu konuşmuştuk- içinde bulacaklar. Bu koşullar altında da dünya çapında çok büyük bir kargaşa üretecekler.

İran'da yıkmak için 450 hedef belirlemişler. Onlara göre bunlardan bazıları, derin ve dağlık bölgelerde bulunuyor bu nedenle bunlar taktik nükleer başlıklı silahlarla vurulması gereken yerler. Bunları yıkmak için yapmak zorunda oldukları bu savaş tipini kim haklı görebilir bilmiyorum. Bu saldırılarda Rus personelden ve onlarla işbirliği yapmakta olan diğer uluslardan birçok insan ölecektir.

Bugün birçok Amerikalının desteğiyle, medya tarafından sorumsuzca teşvik edilen bu darbe karşısında dünya kamuoyunun tepkisi nasıl olacak?

Bir soru, İran, Irak ve Afganistan bir şekilde komşu ülkelerdir. İran'ın, Irak ve Afganistan ile sınırı var, ABD ve NATO işgal ettikleri bu ülkelere askeri tesisler yerleştirdiler. Bu durumda ne olur? Ben, İran birliklerinin hemen sınırı geçeceklerini sanıyorum.

İyi, onların hangi taktiği uygulayacaklarını bilmiyorum. Fakat biri onların yerinde olsaydı, en çok arzu edilen şeyi yapardı ve birlikleri tek bir yere toplamazdı. Çünkü taktik nükleer silahlarla yapılan bir saldırıda, tek bir noktaya toplanmış kuvvetler daha fazla kurban verirler. Yani tehdidin niteliğine göre pozisyon alınmalı. Onlar, bizim Angola'nın güneyinde kullandığımız taktiğe benzer bir taktik kullanırlarsa daha iyi olur. Güney Afrika'nın elinde nükleer silahlar olmasından şüphelendiğimizde kara ve anti-hava ateş güçlü 1000 kişilik taktik gruplar oluştururduk. Nükleer silahlar asla bir asker kitlesine ulaşmamalı. Uçaksavar roketler ve diğer benzeri silahlar ile kuvvetlerimizi destekliyorduk. Silahlar, arazi ve taktikler sürekli değiştirilmelidir.

Dağınık yerlere…

Dağınık fakat insanlar izole edilmiş değil. Uygun silahlarla donatılmış yaklaşık olarak 1000 insandılar ve toprak kumluydu. Onların geldiği her yeri kazmak ve toprağın altında gizlenmek zorunda kaldılar, daima birimler arasındaki büyük mesafeyi koruyarak. Güney Angola'da düşmanın, 60 bin Kübalı ve Angolalı askere karşı kesin bir darbe indirmesine asla fırsat verilmedi. Biz bu kardeş ülkede geleneksel kriterlerle çalışan yüz binlerce kişilik bir ordu kuruyorduk. Hoş, biz Güney Angola'da, Kübalı ve Angolalılar olarak 100 bin değil 60 bin kişiydik. Teknik gereksinmelere bağlı olarak, başlıca taktik grupları Kübalılar oluşturuyordu çünkü tankları, roketleri, hava savunma araçlarını, iletişimi Kübalılar yönetiyordu. Ama piyade birliği, büyük bir mücadele ruhuyla Angolalı ve Kübalı askerler oluşuyordu. İsrail ve ABD tarafından desteklenen apartheid rejiminin beyaz ordusuyla yüzleşmek için bir an bile tereddüt etmediler. O zamanlar üretilen sayısız nükleer silahı acaba kimler kullanıyordu?

İran'ın durumuna gelince, oradan toprağı kazmakta olduklarına dair haberler geliyor ve onlara sorulduğunda, işgalcileri gömmek için mezarlar hazırlamakta olduklarını söylüyorlarmış… Bunun bir ironi olup olmadığını bilmiyorum ama onları tehdit eden saldırılara karşı güçlerini korumak için gerçekten yeterince kazanmaları gerektiğini düşünüyorum.

İran birkaç milyon askeri seferber etme potansiyeline sahip.

Sadece askerler değil, aynı zamanda komuta birimi de çok mühim. Kanımca, yetki genişliği çok önemli, saldırganlar emirlerin iletilmesini önlemeye çalışacaklardır. Her mücadele birimi, farklı koşullarda yapılması gerekeni önceden bilmelidir. Saldırgan, radyoaktif silahlarıyla komuta zincirini bozmaya ve vurmaya çalışacaktır. Bütün bu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. İnsanlık asla buna benzer bir deneyim yaşamadı.

Her koşulda bir aptallık olan Afganistan ve Irak'taki durumuyla, İran'da içine düşeceği durum kıyaslanırsa, orada karşılaşılacak şeyler farklı silah, eğitim, zihniyet, asker türü… olacaktır. 31 yıl önce, 1979 yılında, İranlı savaşçılar mayın tarlalarının üzerlerinde yürüyerek mayından arındırıyorlardı. Hiç şüphesiz onlar Amerika Birleşik Devletleri'nin karşılaşacağı en korkunç düşmanlar olacaktır.

Çevirenin notları:

*II. Dünya Savaş'ında Nazilerin uyguladığı savaş doktrini. Yıldırım harekâtı anlamına gelir. Mekanize yer birlikleri ve hava kuvvetlerinin birleşiminden oluşan orduyla düşman saflarını yarıp ele geçirme esasına dayanır.

**Nükleer Kış: Nükleer bir savaştan sonra hemen ortaya çıkacak olan çevre felaketi. Nükleer patlamalarda açığa çıkacak olan azot oksitleri ozon tabakasını yok edecek ve patlama sonucu atmosfere yayılan büyük miktarda toz güneş ışıklarının dünyaya ulaşmasını engelleyerek havanın soğumasına yol açacak.

[Global Research'teki İspanyolcasından Atiye Parılyıldız tarafından 5deniz.net (Sendika.Org) için çevrilmiştir]

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın