$

Dolar

48,9849

€

Euro

55,8690

£

Sterlin

64,9549

₣

Frank

59,0749

₺

Gram Altın

6.637,1300

₿

Bitcoin

4.092.330

$

Dolar

48,9849

€

Euro

55,8690

£

Sterlin

64,9549

₣

Frank

59,0749

₺

Gram Altın

6.637,1300

₿

Bitcoin

4.092.330

Türkiye

Filistinliler için son karar günü Eylül 2011

İsrail Knesset üyesi Hanin Zoubi, Mısır İntifada örneğini gerekçe göstererek, "Israil'in Arap halkının zayıflığına dayanmaktan' başka bir şey yapmadığını ama bunun artık değiştiğini söyledi.

21.02.2011 - 10:18
turan
Filistinliler için son karar günü Eylül 2011
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Nicola Nasser* / TİMETURK

Uluslararası Ortadoğu Barış Dörtlüsü ABD, AB, BM ve Rusya ve Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO), Eylül 2011’i tarihsel siyasi bir dönüm noktası olarak seçtiği bir gündem ayarlamış gibi görünüyor. Üyeleri arasında Quartet (Barış Dörtlüsü) için Filistin-İsrail “barış süreci”ni destekleyen ABD'nin çöküşünden bu yana, Dörtlü pratikte çıkmaza girmiş, 2000 yılında Camp David’de Filistin ve İsrail üçlü zirvesinden sadece İsrail Hükümeti Başbakanı Benjamin Netanyahu, Dörtlü tarafından geleceği olmayan bir sürece tekrar rağbet sağlamak için çaba harcanan, tamamen farklı bir gündem oluşturmak için kararlı görünüyor; böylece önceden barış için kaçırılmış bir başka fırsat olarak, son karar günü Eylül’e mahkûm.

Mısır ve Tunus’da rejim değişikliği sonrasında olası Filistin simulasyonunu önlemek için siyasi yaşama yönelik engelleme tedbirlerini inkâr ederken, FKÖ son karar günü Eylül 2011 olan,"barış süreci"ne bir ortak olarak devam etme kararını alacağını ya da bozacağını açıklamak için hazır durumda bekliyor. FKÖ özerk Filistin Hükümet kabinesinin yanı sıra müzakere departmanında değişiklik yapıyor ve önümüzdeki Eylül son karar gününden önce, kendini seçim meşruiyet ile yetkilendirmek üzere cumhurbaşkanlığı, yasama ve yerel seçimler için çağrıda bulunuyor, Quartet (Barış Dörtlüsü) temsilcisi eski İngiltere başbakanı Tony Blair’in; son zamanlarda Tunus ve Mısır rejim tarihinin çöpünü süpüren, hem de Orta Doğu "barış süreci"nin on yıllardır önemli ayağı olarak görülen Arap ayaklanmaları tarafından yaratılan bir "fırsat" ifadesini, "fırsat için gerçekten önemli bir an" olarak algılayan Quartet (Barış Dörtlüsü) tarafından destek görüyor.

(14 Şubat - Sky News) Blair'in "fırsat anı", ertesi gün Londra İktisat Fakültesi’nde, "Zaman bir faktördür ve Filistin - İsrail yerleşiminde acil süreç gereklidir." diyen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından da ifade edildi.

Aynı gün AB dış politika sorumlusu Catherine Ashton İsrail’de ve PA’da yaptığı bir ziyaret sırasında, "Tunus’daki ve tabi ki Mısır’daki önemli değişiklikler"i gerekçe göstererek, barış sürecinde "sorunun çözümünde daha iyi ve daha hızlı uğraşmak ve girişimde bulunmak açısından bu bizim için bir fırsat."dedi.

12 Şubat günü "Mısır ve Tunus olaylardan gelebilir iyi şeylerden biri" diye bahseden İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, "şimdi bu (barış sürecini) ileriye götürmek için hayati önem taşımaktadır" sözlerine "barış fırsatı" diye ekledi, çünkü "birkaç yıl içinde iki devlet için de çözüm elde etmek çok çok daha zor olacaktır" diye ileri sürdü. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy', 9 Şubat’ta Paris’te, Yahudi kuruluşlarının yıllık akşam yemeğinde (CRIF ) aynı “değişiklikleri” belirterek "bu İsrail ile Filistinliler arasındaki doğrudan görüşmeler yeniden canlandırmak için ivedidir. " dedi. 6 Şubat’tan üç gün önce İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres bile, 11. Herzliya güvenlik konferansına seslendi ve benzer şekilde "bizim için İsrail-Filistin çatışmasını bölgesel gündem dışına almayı" gerekli kılan, bölgede "son dönemde yaşanan dramatik olayları" gerekçe göstererek, İsrail’in bunu "olabildiğince kısa sürede" yapmasının "zorunluk" olduğunu Netanyahu’ya sevk etti. 

Aynı zamanda kayda değer olan, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in, son zamanlarda Mısır ve Tunus’daki değişikliklerin, Arap-İsrail çatışmasının Ortadoğu'daki istikrarsızlığın kaynağı olmadığını ispat etmesini, İsrail’in resmi açıklamalarını yalanlamak için gerekli bulmasıydı. Rasmussen, Herzliya güvenlik toplantısında "İsrail-Filistin sorununun çözümündeki eksiklikler bölge istikrarını baltalamaya devam etmektedir" diye konuştu.

ZAMAN ÇİZELGESİ (TAKVİM)

"Bunu yapmak" için öyle görünüyor ki Mısır'da Hüsnü Mübarek rejiminin çöküşünü görenler, son günü Eylül’e kadar olan bir "fırsat anı" takvimi belirlediler. FKÖ'nün önlemlerine ek olarak, 8 Şubat tarihinde yapılan bir basın toplantısında BM Genel Sekreteri, Quartet’ın Mart’ın ortalarında bakanlar düzeyinde bir araya geleceklerini hatırlattı ve "kapsamlı bir Ortadoğu barış arayışını hızlandırmak için", bu ayın başlarında Münih’de gerçekleştirilen en son toplantıda kararlaştırıldığını ekleyerek, Quartet’ın(Dörtlü’nün) "Mart’ın başında Brüksel’de Filistinli yetkililerle bilahare görüşmeyi umduğunu" söyledi.

Öte yandan, Paris Haziran ayında yeni bir uluslararası bağış konferansına ev sahipliği yapacak. Hafta başında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Ramallah'ta yapacağı toplantı öncesinde, Ashton; İsrail’in gelecekte hakkını korumak için gizlediği her ne varsa ifşa etmeden, Filistinlilerin Eylül’ü son gün yapmasının veya bozmasının AB için olumlu olduğunu, böylece Filistinlilerin beklentilerinin mümkün olan en üst düzeye yükseltildiğini dile getirdi. "zor" olacağını kabul ederek, "Bu herkesin yükümlülük altına girmesi gereken bir zaman dilimi" dedi ve ekledi: "Uğraşıp başarmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum."

5 Şubat tarihinde Münih’te Quartet'ın açıklamasına benzer şekilde, FKÖ müzakerecilerinin talip oldukları devletin gerçekleştiğinin uluslararası platformda tanındığını görmeyi umduklarında, "bu (Filistin-İsrail) müzakerelerinin 2011 Eylül’de sonuçlanması" için verdiği desteği yineledi.

Bu son karar günü, ilk olarak ABD Başkanı Barak Obama tarafından; 2 Eylül'de yeniden başlayan, Filistin-İsrail "doğrudan" görüşmelerin bir yıl sonra sonuçlandırması gerektiğini deklere ettiğinde ve ondan sonraki ay BM Genel Kurulu'nda verdiği demeçte "Önümüzdeki yıl buraya geldiğimizde, İsrail’le barış içinde yaşayan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti- Birleşmiş Milletlerin yeni bir üyesi olmasına yönelik bir anlaşmamız olabilir" diyerek umudunu ifade ettiğinde belirlendi.

ABD ve Avrupa’nın defalarca caydıkları vaatleri ile Abbas tarafından kayıtlara ifade edilen acı "hayal kırıklıklarına" rağmen, FKÖ başkanlığı ve müzakerecileri yalandan inanmaya ve ısrarla yenilen benzer vaatlere rehin olmaya, onların taahhüt ettikleri sözlerden mucize bir "barış ortaklığı" ummaya, ümit var şekilde devam ediyorlar.

FKÖ, bu "vaatleri" inşa etmek üzere, Eylül’de tamamlanması planlanan bir "devlet" kurumlarının inşası için iki yıllık bir plan ile Filistin Hükümeti’nin kabine Başbakanı Salam Fayyad’ı görevlendirmişti.

Her ne kadar Obama’nın yeniden başlattığı “direk“ görüşmeler üç hafta sonrasına askıya alındıysa da, Obama'nın, bir Filistin Devleti için belirlenmiş alanda İsrail’in yasadışı sömürgeci yerleşimlerinin sürekli genişlemesi için yapılan ödemelerin geçici olarak durdurulması kararının uzatılması için yaptığı çağrıya İsrail’in itiraz etmesiyle karşı karşıya kaldığı çaresizliğinin üzerine çöktü.

Buna göre Eylül’de “sonuçlanacak“ hiçbir müzakere yok.

"FIRSAT ANI" NEDİR?

Quartet aniden müzakereleri yeniden başlatmak ve bir araya gelmek için muhtemelen son karar tarihi olan Eylül’ü bir "fırsat anı" olarak görüyor. İronik olarak, hala görevdeyken sürece yardımcı olarak çalışamayan "barış süreci" nin Mısır ayağının bölgesel öneminin kalkmasından bir fırsat bulundu. Okuyucu bir açıklamaya borçlu bırakıldı.

Gerçekte ertelenen Mübarek askeri geçiş rejiminin taahhüdünün, zımnen İsrail ile barış anlaşması da dâhil olmak üzere anlaşmalarla "bölgesel ve uluslararası" selefi tarafından imzalandığı zaten söylenmişti, fakat bu anlaşmanın taahhüdü bir şey ama "barış süreci" içinde önceki aktif Mısır rolünün taahhüdü başka bir şeydir. En az bir yıl ve bundan sonraki yakın gelecekte yeni rejimin süreçte rol almak için vakit ayırmakla için için avunacağı geçmiş yirmi yıl içerisinde başarısız şekilde ispatlanmıştır, yeni ortaya çıkan rejimin dış politikası bir kenarda dura dursun, özellikle bölgesel arenada ne olduğu hala bir tahmin.

İsrail ve FKÖ’nün her ikisi de, süreç içinde Mısır rolünün eksiliğinin bariz mağlubudur ve sonuç olarak daha güçsüzleşmiştir. Besbelli, Quartet -Mısırlı büyük Arap destekçisini kaybeden ve ABD destekçisinin sözünden döndüğünü ve Avrupalı savunucularının – ABD’li liderlerinin iki devletli çözümünün izinden çaresizce gittiğini – gören -  doğrudan müzakerelerin yeniden başlaması için Quartet’ı etkilemekte başarısız olan elebaşları İsrail ile bir Quartet baskısına daha açık olan bir konumda bulunan FKÖ’yü,  daha zayıflamış olarak görüyor.

Okuyuculara, 1991 yılında Kuveyt savaşında Irak’lı destekçisini kaybeden güçsüz FKÖ’nün acımasızca ana vatanının beşte dördünü İsrail’e teslim ettiğini, FKÖ’nün hep rehin tutulan olduğu, uluslararası toplumun, sponsorluğundaki bütün olayların eninde sonucunda bir Filistin devleti karşılığında vaatlerini yerine getirmiş olacaklarına ümit var şekilde inanılan, 1991 Madrid Orta Doğu barış konferansı ve sonraki Oslo anlaşmalarına zemin oluşturduğu, tarihi imtiyazı kabul baskısı gördüğünü hatırlatmış olabilir.

FKÖ’nün barış vekâletnamesi sadece kendi halkı tarafından reddedilebilir. Son zamanlarda 1600 dokümanın ifşa edildiği Al Jazeera uydu TV istasyonu ve İngiliz The Guardian Show FKÖ müzakerecilerinin barış için imtiyazlarında ne kadar ileri gittiklerini gösterdi; Filistinli baş müzakereci Saeb Erekat sonuçta istifa etti, onun bölümünde şimdi değişiklik yapılıyor ve ortaya sızdırılan belgeler hayatının tehlikede olduğunu söylüyor.

ABD liderliğindeki "Barış süreci" nin sponsorlarının bozdukları sözler sayesinde, şimdi olduğu kadar, FKÖ tarihinde asla lideri bu kadar soyutlanmamış, meşruiyet ve güvenirliği dahilen hiç bu kadar reddedilmemişti.

Belli ki, önümüzdeki Eylül FKÖ için gerçek zamanı. Ondan sonra FKÖ uzun vadeli vaatler ve uzun zamandır beklenen Filistin devleti ile güçlenmedikçe; kendi halkına verdiği sözleri yerine getirmekten veya kısa bir süre için bile sürdürmenin imkansız hale geldiği statükoya karşı Arap kitlelerin isyanının Tsunami Filistin dalgalarıyla yüzleşmekten başka çaresi yok.

FKÖ statükonun sürdürülmesinde hiçbir alakası yoktur; Yararlanıcı olan sadece İsrail’dir. Bu dengesiz politik eşitlik barış için değil, felaket için bir reçetedir.

Alternatif Araplar tarafından öngörüldü- "belki biz de (İsrail) işgalinden kendimiz dahi kurtulabiliriz" diyen Filistinli, İsrail Knesset üyesi Hanin Zoubi, Mısır İntifada örneğini gerekçe göstererek, “Israil’in Arap halkının zayıflığına dayanmaktan" başka bir şey yapmadığını ama bunun artık değiştiğini söyledi.

Tunus ve Mısır’daki Arap kitlelerinin İntifadalarıyla fena halde gafil avlanan dünya kamuoyu, "intifada"nın ilk olarak Filistin bağlamında sivil ve barışçıl bir ayaklanmayı ve İsrail askeri işgali karşında, "barış süreci" içine ve işgal altındaki topraklara resmen getirilen FKÖ’nün isyanını tasvir etmek için icat edilen bir Arap kelimesi olduğunu unutmuş gibi görünüyor.

Quartet, olayların böyle ciddi bir değişime yol açmasını engellemek için acil önlem almadıkça, mevcut statüko FKÖ’yü kesinlikle hepsinden dışarıya çıkaracak başka Intifida için olgunlaşmıştır, fakat Quartet eylemi İsrail’inkinden ivedidir. İç ve dış baskılar arasında sıkışan, bir barış ortağı olan FKÖ en zayıf kırılma noktasında olduğu gibi en ufak bir ilave baskıyı da göze alamaz.

*Nicola Nasser, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarının Batı Şeria'sında, Bir Zeit’’de emektar bir Arap gazeteci..

Bu makale Zehra Ulucak tarafından timeturk.com için tercüme edilmiştir.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın