Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, '13 faslı açmış bir hükümet olarak, bizim, Avrupa Birliği (AB) sürecimizle ilgili hiçbir çekincemiz veya endişemiz yok, kararlılığımız tamdır. Türkiye'nin AB hedefinde hiç bir sapma yoktur' dedi.
Egemen Bağış, AB Genel Sekreterliği ile THY arasında iş birliği protokolü imzalanması dolayısıyla Airport Oteli'nde, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Hamdi Topçu ile basın toplantısı düzenledi.
Bağış, dün Polonya'nın Auschwitz Kampı'nda Birleşmiş Milletler'in her yıl düzenlediği '27 Ocak Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü'nde, Türkiye'yi ve hükümeti temsil ettiğini anımsattı.
Egemen Bağış, 'Herkesin içini ürperten, herkeste tarifsiz duygular uyandıran bir manzara vardı Auschwitz'te. Kapıda demir harflerle, 'Çalışmak özgürleştirir' ifadesinin arkasında, soykırım kurbanlarına ait kalıntılar, çocuklardan kalma oyuncaklar, iki ton insan saçı, binlerce ayakkabı, adeta oradaki trajedinin unutulmazlığını simgeliyordu. İnsanlık adına sözün bittiği yerlerden bir tanesinin Auschwitz olduğu kanaati oluştu. Bizler hoşgörüyü, farklılıkların zenginliğini, yaradılanı yaradandan ötürü sevmeyi özümsemiş bunu içselleştirmiş bir medeniyetin mensupları olarak, her zaman Auschwitz ve Auschwitz gibi olaylara sebebiyet veren insanlık dışı yaklaşım ve uygulamalara karşı sesimizi yükseltecek ve barış, hoşgörü ve diyalog çağrılarımızı haykırmaya devam edeceğiz' diye konuştu.
AB'nin de Auschwitz benzeri olaylara tepki olarak doğmuş bir fikir olduğunu dile getiren Bağış, 'AB, insanlık tarihinin en önemli barış projesidir. AB, birbirleriyle asırlardır savaşmış Avrupalı toplumların, bir daha savaşmamak üzere kurdukları ilk başta ekonomik bir birlik olarak başlayan daha sonra siyasi bir birliğe dönüşen bir değerler birliğidir. Bugün maalesef, AB'nin kendi değerlerini dahi özümsemeyen, 1930'lardaki faşist yöntemleri kendisine örnek alan ırkçı zihniyetlerin AB'yi kuşatmaya çalıştığına da şahit oluyoruz. Türkiye'nin AB üyeliği, medeniyetler ittifakının farklılıkları bir arada hoşgörü içinde yaşatabilmenin, her türlü etnik, ırksal ve dini mülazalalardan bağımsız olarak insanlığın ortak değerleri etrafında bir araya gelinebildiğinin 21. yüzyıldaki en simgesel örneği olacaktır' dedi.
-'FİŞİ ÇEKMİYORUZ, GÜÇ KAYNAĞINA SÜREKLİ ENERJİ DEPOLUYORUZ'-
'13 faslı açmış bir hükümet olarak, bizim, AB sürecimizle ilgili hiçbir çekincemiz veya endişemiz yok, kararlılığımız tamdır. Türkiye'nin AB hedefinde hiçbir sapma yoktur' diye konuşan Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bugün milli gururumuz THY ile birlikte önemli bir adım daha atıyoruz. Bu kapsamda tanıtım faaliyetlerimizi en yoğun şekilde sürdürüyoruz. Çünkü en önemli önceliklerimizden bir tanesi, AB sürecimizi sadece devletin değil, bütün toplumun ortak paydası haline getirmek çabası içindeyiz. Biz fişi çekmiyoruz, güç kaynağına sürekli enerji depoluyoruz. AB, her türlü riski alarak bu fişi çekmeye kalkarsa, biz ona da her zaman hazır olduğumuzu da çekinmeden vurguluyoruz.
Bu amaçla hazırlamış olduğumuz AB iletişim stratejimizle, Türkiye'yi AB'ye, AB'yi de Türkiye'ye daha iyi tanıtmak için farklı etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Avrupa kamuoyunun, AB'nin daha güçlü, güvenli, istikrarlı bir geleceğe ulaşmasında, Türkiye'nin anahtar rolünü görmesini çok önemsiyoruz ve bunun için de çalışmalarımıza ağırlık veriyoruz. Türkiye'nin anahtar rolü pek çok alanda geçerli. Bugün Avrupa'nın enerji güvenliğine Türkiye'nin katkısı göz ardı edilemez. Medeniyetler ittifakındaki rolümüz, Türkiye'nin ekonomik dinamizmi...'
-'AB TOPLUMLARININ GÜVENLİĞİ İÇİN DE TÜRKİYE ÖNEMLİ'-
AB toplumlarının güvenliği için de Türkiye'nin çok önemli bir ülke olduğunu ifade eden Bağış, 'Bugün hepimizin gurur duyduğu ordumuz, AB'nin en dinamik, en teçhizatlı en büyük ordularından bir tanesidir' dedi.
Göreve geldiğinden beri Brüksel'e 20 kez gittiğini anlatan Bağış, 'THY yolları ile giderken ya bir Belçikalı, Afrikalı, Koreli, Fransız bakan ile Türkiye'nin AB sürecini konuşma imkanı bulduk. THY sadece bizi değil dünyayı birbirine bağlıyor. Havacılık sektöründe İstanbul, dünyanın en önemli bağlantı noktalarından biri haline geldi. THY, Türkiye'nin anahtar rolünü, AB'nin sorunlarını aşmakta oynayabileceği önemli rolleri dünyaya en iyi anlatan kurumlarımızdan bir tanesi' diye konuştu.
AB üyesi bazı ülkelerin dar vizyonlu liderlerinin, Türkiye'nin anahtar konumunu anlamayabileceğini, kapıyı sürekli kapalı tutmak isteyebileceğini dile getiren Bağış, 'Ama onlar bir gün o kapıyı kilitli tutmaya devam ettikçe, havasız kalacaklarını hissetmeye başlayacaklardır. O yüzden biz diyoruz ki gelin Türkiye'nin size verdiği o altın anahtarı alın ve o kilidi açın. Aynı anda hem kapınızdaki hem de zihinlerinizdeki kilitlerden kurtulun. Bunu da inşallah THY ile 'AB'ye uçuyoruz' parolasıyla başlattığımız bu proje sayesinde duyuracağız' dedi.
THY ve Anadolujet'te dağıtılacak broşürlerde, Türkiye'nin AB'ye katkılarının rakamlarla anlatıldığını belirten Bağış, 'Bu broşürleri gözden geçiren insanların, Türkiye'nin AB sürecine bakışının değişeceğine inanıyoruz' diye konuştu.
-SORULAR-
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Bağış, 'Türkiye, AB süreci içinde 50 yıla yakın süredir birtakım mücadeleler veriyor. Gelinen aşamada bir türlü sonuca varılamıyor. Acaba Türkiye'nin tarihinden kaynaklanan bir çekince mi var Avrupa'nın üzerinde?' sorusu üzerine şunları söyledi:
'Geleneksel olarak Türkiye'ye karşı çıkanların, kapalı kapılar ardından birbirlerine fısıldadığı üç argüman var. 'Türkiye çok büyük, Türkiye fakir ve Türkiye Müslüman'. Türkiye'nin büyüklüğü bugün Avrupa için dezavantaj değil, avantaj haline geldi. Çünkü Avrupa'nın bugün büyük pazarlara ihtiyacı var. Türkiye'nin fakir olduğu ise artık bir gerçek değil. Rahmetli Adnan Menderes 1959'da AB sürecinde ilk imzayı attığında, Türkiye'de kişi başına düşen gelir 400 dolardı. Bugün 11 bin doların üzerindeyiz. O zamanlar Türkiye'de 14 üniversite vardı, bugün 156 üniversite var. Turizm gelirleri o yıllarda 9 milyon dolardı, bugün 21 milyar dolar. Türkiye, AB'nin kapısında yalvaracak bir ülke değil. Türkiye'nin artık fakir olduğunu iddia etmek abesle iştigaldir. Çünkü Türkiye'deki kişi başına düşen gelirdeki artış hızı, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde yaşanmamıştır. Türkiye'nin ekonomik büyüme hızı Avrupa'nın hiçbir ülkesinde yaşanmamıştır. Türkiye'nin inanç konusu... 1959 yılında AB'ye başvuruyu yaptığımızda da Müslüman'dık, Ankara Anlaşması'nı imzaladığımızda da Müslüman'dık, rahmetli Turgut Özal Türkiye'nin tam adaylık statüsünü aldığında da Müslüman'dık, Gümrük Birliği'ne girdiğimizde de Müslümandık, 2004'te müzakerelere başlamak için tarih aldığımızda da Müslüman'dık. Avrupalıların bu argümanı dile getiren bireylerine de biz artık uyanın beyler demek noktasındayız. Türkiye'nin Müslüman oluşu, Ortadoğu'da yaşanan olaylardan sonra bir kez daha anlaşılmıştır ki AB için bir avantajdır. Bugün Türkiye doğunun en batılı, batının en doğulu ülkesidir. Bugün Türkiye, batı medeniyetinin, AB'nin, doğumuzdaki kültürlerle, toplumlarla, inanç gruplarıyla iletişim kurabilmesi için muazzam bir merkez haline gelmiştir. Bu zamana kadar çok vakit almış olabilir. Biz Avrupalılara da söylüyoruz, bizim bir 50 yıl daha bekleyecek sabrımız yok.'
Egemen Bağış, THY ve Anadolujet'te dağıtılacak broşürlerin, AB sürecinde değişen paradigmalara göre içeriğindeki mesajların değiştirilerek dağıtımına devam edilebileceğini söyledi.
'Sivil toplum kuruluşlarıyla AB sürecinde ortak çalışmalar yapıyorsunuz. Muhalefetten de aynı şekilde bu süreçte destek alabiliyor musunuz?' sorusuna Bağış, şu karşılığı verdi:
'Alabildiğimiz, alamadığımız dönemler var. 2002-2005 yılları arasında, hakkını vermek gerekir, CHP, Türkiye'nin AB süreci için reform yasasına çok önemli katkılar vermiştir. Ama 2005'ten sonra tavır değişikliği görmüştük. Ben göreve ilk atandığımda, 2009 yılının başında o zamanki ana muhalefet partisi genel başkanından bir yıl çabalamama rağmen randevu alamamıştım. Kendisine bazı konuları aktarabilmek için THY'nin yardımına başvurdum. Sayın Deniz Baykal'ın Brüksel'e gideceğini öğrendiğimde aynı uçağa yer ayırtıp, uçakta görüşme yapmak durumunda kalmıştım. Başmüzakereci olarak içeride de dışarıda da müzakereyi her zaman canlı tutmamız gerekiyor.'
-'AVRUPA'DAKİ BAĞNAZLIK GİTTİĞİ ZAMAN...'-
Geçen hafta TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun ele alındığını hatırlatan Bağış, şunları söyledi:
'Bana göre, bu iki kanunun geçmesi AB sürecinde 5 fasıl açmaktan daha önemli. Çünkü bu iki kanunun toplam madde sayısı 3 bin küsür maddeydi. Bu maddelerin kabul edilmesiyle Türkiye artık daha küresel standartlarda bir düzene kavuştu. Biz 60 yıl öncesinin zihniyetiyle yazılmış kanuna rağmen, Avrupa'nın 6, dünyanın 15'inci en büyük ekonomisine sahip olabilecek potansiyele geldik. Yeni bir kanunla Türkiye'nin ekonomisinin önü daha da açıldı. Avrupa'daki bağnazlık bittiği zaman, ön yargılar kırıldığı zaman Türkiye'nin AB süreci hızlanacaktır.'
Bir gazetecinin, 'Bu bağnazlığı yapanlar genelde aynı ülkeler mi, yoksa orada görev yapan üst düzey siyasi yöneticilerle ilgili mi? Bu değişken mi?' sorusuna Bağış, 'Değişken. Siyasi görüşleri olanlar var, siyasi parti gruplarının etkisi altında olanlar var. Bunu çoğu zaman kendi iç siyasetlerinde istismar çabası olarak kullanan siyasetçiler var. O ülkelerde yaşanan ekonomik krizden insanları korkutmaya çalışan zihniyetler var. Ama bunların hepsi her yerde fos çıkmıştır, AB üyesi ülkelerde de fos çıkacaktır. Güneş balçıkla sıvanmaz. AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacı her geçen gün artmaktadır' yanıtını verdi.
Bağış ve Topçu daha sonra iş birliği protokolünü imzaladı. İmzalanan protokolle, AB Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan yayınlar THY ile Anadolujet uçuşlarında Türk ve Avrupalı yolculara ulaştırılacak. İmza töreninin ardından Bakan Bağış, Topçu'ya üzerinde lale figürü bulunan bir tabak hediye etti. Topçu da Bakan Bağış'a bir uçak maketi sundu. Bağış, Topçu'dan Avrupa Birliği Genel Sekreterliği logosunun THY uçaklarına konması önerisini THY Yönetim Kurulu'na iletmesini istedi.