Mahmut Aydın* / TİMETURK
Bağımsızlığından sonra iç savaş ile boğuşan Sudan'ı, şimdi referandum ile bölmeye çalışıyorlar. Haberlere baktığımızda iş bitmiş, Güney Sudan bağımsız olmuş. Yani batılıların istekleri bu seçimle olacak ve ardından batılılar mevcut sudan zenginliğinin bir kısmına bedavadan sahip olacaklar. Seçimler 25 yıllık fiili iç savaşın ardından; 2005 yılında yapılan barış anlaşması gereği 6 yıl sonra yapılacak referandum ile güney sudan geleceğini oylayacak. Şimdi bu referandum başladı ve bir hafta sürecek. Orada yaşamış, Sudan'ın havasını ciğerlerine çekmiş biri olarak olası sonuçları ve mevcut durumu özetlemek isterim. Sudan 26 eyaletten oluşmakta ve eyalet sistemi ile yönetilmektedir. Darfur'da 3, Kordofon'da 3, Güney Sudanda 10 eyalet olmak üzere merkezdeki eyaletlerle birlikte toplam 26 eyaletten oluşan, merkezi hükümet ve eyalet ile yönetilmektedir. Güney cumhurbaşkanı düzeyinde temsil edilmekte ve merkez hükümette Başbakan yani cumhurbaşkanının birinci yardımcısıdır( Salva Kiir Mayardit). Ayrıca barış anlaşması gereği belirli sayıdaki bakanlar güneylilere aittir. Seçim: %90 katılım şartı ile %51 tercihinin nasıl sağlanacağı sorusu referandum sonucunda gizlidir. Okuma yazmanın düşük olduğu bir yerde referandum ne anlama gelir? Birleşmiş milletler batının bir eli olarak nasıl adil olacak? Tüm bu sorular sayfalarca uzatılabilir. Bu olup bitenleri kimler bizlere taşıyor, haberler bir enformasyonun taraflı kuşatması mı yoksa başkaca bir şey mi? Bu konuda Müslümanları konuşmaya gerek yok derim ya da hangi arkadaşımız şimdi güneyde olup bitenleri Sudan'ın bir ve bütünlüğü endişesi ile izliyor? Referandumun yapıldığı Güney Sudan 6 yıldır güneyliler kanalıyla yönetiliyor. Milli gelirden kendilerine düşen paylar Güney Sudan'a aktarılıyor. Bu barış ortamında merkezi hükümet ciddi atılımlar (ambargoya rağmen) yapmıştır. Güney ise bu konuda Batı'nın desteğine rağmen daha yavaş hareket etmiştir. Güneyde en kalabalık topluluk olarak Denkalar yaşamaktadır. Daha önce krallık olarak yaşayan bu grup şimdi Kenya, Uganda ve Sudan'da yaşamaktadır. Eyaletlere ve kabilelerdeki nüfus dağılımına baktığımızda %30 Müslüman yüzdesine ek olarak tahminde zorlandığımız Hıristiyan ve Animist gruplar yaşamaktadır. Güneyin bağımsız olması demek, Batı'lıların desteğinde ve labaratuar incelemesi altında olan Denkaların egemen olması demektir. Bu durumda diğer kabileler sistemli olarak yok edilme korkusu ile ne yaparlar? Kısaca Müslüman nüfus ayrılıktan yana değil, küçük kabileler güvenlik açısından ayrılıktan yana olamazlar. Mevcut merkezi hükümetle olanlar birlikten yana oy kullanırlar. Birlikten yana olanlara baktığımızda %66'lık bir blok merkezden yana taraf alarak "hayır" der. Barış imzalandıktan sonra John Garang, Ömer El Beşir ile ülkeyi gezdi. El Beşir'in elini tutarak, tek Sudan sloganı ile konuşmasını bitirdi. Batı bir ay dayanabildi ve uçağını düşürdü. Bu referandum onun mezarını ziyaret ile başladı. Sudanın birliğine gönül veren ve iç savaşta güney komutanı olan Garang'ın anısına güneyliler tercihlerini birlikten yana koyacaklardır. Amerikanın -batının- oyunu bu referandum ile ötelenecektir. Şayet sonuç ayrılık olarak çıkarsa, bu asla Güney Sudan'ın tercihi değil, sandıktan alınan 1946 seçim sonuçları gibi olacaktır. Şimdi sudanın birliğine inanan Müslüman, Hıristiyan, animist aklıselim insanlara ciddi iş düşmektedir. Şimdi özgürlüğün ve adaletin egemen olma zamanıdır. Petrol Çad da 1975 Ekim ayında bulundu, pazara ise 2003 yılında sunuldu. Petrol bir Amerikan şirketi tarafından boru ile denize ulaştırıldı. Çad bu petrolden %5 ini alırken, petrolü bulan Fransız firması %80 ini, Kamerun da topraklarından geçmesine imkân verdiği için %10 hisseye sahip olmuştur. Belki bu Afrika da ki en adil dağıtım sayılmalıdır. Sudan ise Afrika da kendi petrolünü ülke gelişiminde kullanabilen tek ülkedir. Referandum ile güneyde oynanan oyun, Sudan dan alınamayan ayrıcalıklı sömürü koşullarının, Sudanın bir parçasında oluşturmak için, batının gayretlerini yerinde görmek gerekmektedir.Batı bu referandum ile güneyi ayırmak, beraberinde iç kaosa sürükleyerek kendi politikasını egemen kılmak istemektedir.Afrika da milyonları katleden, beraberinde birleşmiş milletler denetiminde soykırıma göz yuman batı neden Sudana ambargo uygulamakta, neden daha büyük soykırımların olduğu yerleri görmezden gelmektedir.Güneyde mevcut iktidarın egemen olma sansı yokken neden burada ayrılık yönünde çabalayan batının masum olduğunu düşünelim.mevcut güney iktidarı farklı çıkar ve kabile anlayışlarının kavgalarına, ne dur diyebilecek nede onların taleplerini görebilecektir, yani çatışma kaçınılmaz olunca da ,iktidar mecburen batının çıkarlarını önceleyecek karşılığında ise yönetimi elinde tutacaktır.soru bence şu olmalı,% 30 Müslüman olan güney sudan Müslümanların ne kadarın da gündemindedir.Batının söylemi ile konuşanlar acaba genel nüfusun içinde Müslümanların var olan ağırlıklarını koruyabilecekler mi?Batı kendisi katledince insan hakları rafa kalkıyor kendisi kışkırtıp ortada sorunlar çıkınca insan hakları havarisi kesiliyorsa burada insanların düşünmesi gerekmez mi? Darfur özeline baktığımızda isyancılar eli silahlı olarak Omdurmana kadar geliyor ve orada durduruluyor.Silahlı isyancıların imha edilmesi haber olurken,isyancıların liderinin şimdilerde İsrail de yaşıyor olması nedense haberlere konu olmuyor.Yada Müslümanlar bu habere kulak tıkıyor. İsrail’den söz etmişken İsrail i devlet olarak tanımayan Sudan’ın, yine İsrail’in, şimdilerde ABD’nin de projesi olan Nil su havzası projesinin tam ortasında; Sudanın olması ve ambargo ile kuşatılması sanırım tesadüfî değildir. Batı zenginliğini sanayi devriminden sonra, ucuz hammaddeyi de Afrika’dan temin etmiş ve bu talan edilen zenginliğin kendilerinde kalması için acımasız bir çabanın içindedir. Bu oyun acımasız ve adil olmayan koşullarda cereyan etmektedir. Afrika’da bu zenginlik, bir tek Sudandan alınamadığından her türlü ambargoya maruz kalmıştır. 25 yıl savaşmış John Garang dahil Sudanın birlikteliğine ve tek Sudan kalma sı noktasındaki ısrarına batı ancak bir ay dayanabilmiş onu uçağını düşürerek ortadan kaldırmıştır. Gün Sudanın ve yöneticilerin kusurlarının konuşulacağı gün değildir. Gün Afrika ya özgürlüğü getirecek, gelişmiş bir Afrika ve adaletle tanışmış bir kıtadan söz edeceksek: Ömer el Beşir ve birlikten yana olan güney sudan halkı ve yönetimini destek olma zamanıdır. Aslında birlikten yana olan ve iyi tanıdığım güneyli yöneticiler var, onların isimlerini oradaki politik kargaşadan dolayı burada zikredemiyorum, onlara derin saygı ve sevgilerimi de iletmem lazım, onlar birliğin sağlanmasında isimsiz olarak kalsalar da Sudan bütün-bölünmemiş olarak bu savaştan çıktığında, onlar gereği gibi yerlerini alacaklardır. Sudan Afrika’nın özgürlük güneşi olarak kalmalı ve desteğimiz ile batının acımasız ikiyüzlülüğün acı bir ders alması; Güney Sudan referandum yenilgisi ile yüzleşmelidir. Sudan bir olarak kaldıkça Afrika özgürlüğe daha yakın olacak aydınlık günler ve adalet çok yakın olacaktır. DUALARIMIZLA ADALETİN EGEMEN OLMASI İÇİN ÂMİN. SUDAN HAKKINDA YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER 1) Sudan güvenli bir ülkedir. (Darfur olayları ülke genelini kapsamamaktadır.) 2) Sudan’da gıda sıkıntısı yoktur. 3) Sudan’da bilindiğinin aksine bulaşıcı hastalıklar yoktur.(Sıtma hastalığı yaygın değildir.) 4) Sudan’da abartıldığı gibi sıcaklar insanları rahatsız edici boyutta değildir. 5) Sudan’da su sıkıntısı yoktur. 6) Sudan’da Türk olmak ciddi bir avantajdır. (Osmanlı geçmişinden dolayı) 7) Sudan’a Türkiye’den günlük THY seferleri vardır. 8) Sudan’da 5 bine yakın Türk yaşamaktadır. 9) Sudan bilinenin aksine fakir bir ülke değildir.
*Araştırmacı-Yazar.