NTV'de Ruşen Çakır'ın sunduğu Yazı İşleri'nde bugün özel bir "Hizbullah" dosyasına yer verildi.
Programın konuğu Özgün Duruş dergisi Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, Hizbullah'ı Ruşen Çakır'la değerlendirdi.
Taraf Gazetesi'nin kuruluşunda yer alan, ardından Sabah Gazetesi özel haber biriminde çalışan Nevzat Çiçek, Suriye, Kazakistan, Pakistan, İran, Irak ve Doğu-Güneydoğu Anadolu'da uzun süre İslami Cemaatler ve tarikatları izledi. Çalışmalarını Kürt Sorunu, PKK, Yakın Siyasi Tarih, Nakşibendilik, Kürt Medreseleri, Ergenekon Soruşturması ve askeri darbeler üzerine yoğunlaştırdı.
Nevzat Çiçek, şunları söyledi:
"Hizbullah üzerine çalışmak kolay değil, kamuoyundaki algı nedeniyle değil en başta. Kaynak noktasındaki ilişkiler üzerinde en ufak bir kelime bile yanlış anlaşılmaya müsaitse, bu size ters olarak dönebiliyor. Ciddi bir baskı oluşuyor. Bu konuyla ilgili bir şey yazdığınızda, sürekli en iyi arşivlerden biri oluyor. İyi de yazsanız, kötü de yazsanız sürekli karşınıza çıkıyor. Hizbullah meselesinde yoğun çalışıyorsanız, bazı konularda size bir ünlem işareti de konuluyor.
Bundan 10 yıl önce Hizbullah'tan kimseyle görüşemezdiniz, ciddi anlamda bir kapalı kutuydu. Bir kaynağa ulaşmak için araya belki 10 kişi koyuyordunuz, ilk görüştüğünüz kişinin asıl kaynak olduğunu ise sonra öğreniyordunuz. Yayınlarına baktığınızda 2000 yılından sonra cemaatten çıktı, Hizbullah açık açık kullanılmaya başlandı. Bu tahliyelerle birlikte internet sitelerine baktığınızda açık açık 'Hizbullahiler serbest bırakıldı' manşetleri atıldı.
Ruşen Çakır: Geçmişteki dönüm noktası Hüseyin Velioğlu'nun öldürülmesi ve bir yıl sonra örgüt tarafından gerçekleştirilen Gaffar Okkan misillemesidir. Örgüt önce bir kabuğuna çekildi, sonra yeniden ortaya çıktı, daha önce hiç görmediğimiz şekilde yeni bir stratejiyle ortaya çıktı, yasal faaliyetler...
Nevzat Çiçek: Sivilleşme diyebiliriz. 5'e veya 6'ya ayırabiliriz. İlk dönem İlim-Menzil grubuyla birlikte Mekke dönemi diye adlandırdıkları bir dönemdi, irşat faaliyetleriyle geçen bir dönemdi. İlim ve Menzil grubu arasındaki çatışmanın olduğu ve Medine dönemi diye adlandırdıkları tebliğden çıkıp artık ciddi anlamda savaşmaya gidilen bir dönemdi.
Sonra 90'lı yıllarda PKK-Hizbullah çatışmasının yoğun yaşandığı bir dönemdi.
1999'da Öcalan'ın yakalanması ve bir yıl sonra Hüseyin Velioğlu'nun öldürülmesiyle örgüt kabuğuna çekildi. Sonrasında sivilleşen bir yapı ve yeni bir dönem... Bu dönemde AB uyum yasalarıyla birlikte örgütlerin üzerinden çok ciddi anlamda yasak kalktı. Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere birçok vakıf ve dernek kuruldu. Diyarbakır'a baktığımızda sadece Cumhuriyet tarihi kadar vakıf ve dernek sadece 5 yılda kuruldu. Sivil bir şekilde örgütlenme başladı. Sadece Hizbullah'a ait bir şey değildi, PKK'sı da bunu yaptı, diğerleri de...
Ruşen Çakır: Şöyle toparlayalım... Yıllar önce Diyarbakır'da bir Nevruz izlerken Bağlar bölgesinde, bir takım gençlerin Hizbullah'a yakın işyerlerinde güvenlik önlemi aldığını görmüştüm. Gençlerin içinde Güneydoğulu olmadıkları kılık kıyafetinden belli olanlar da vardı. Hizbullah kendini çok ifade etmese bile bir Kürt örgütü olmak değil, tüm Türkiye'ye yayılmak istiyordu. Ancak sonuç olarak İslamcı bir Kürt örgütüyle karşı karşıyayız...
Nevzat Çiçek: Basın yayında son günlerde hedef olarak İslami bir Kürt devletinin kurulması gösteriliyor ancak ortaya çıkışıyla öyle değil. 'Kendi Dilinden Hizbullah' kitabında anlatılan da öyle değil, ümmeti bir yapıya sahip örgüt olma şiarındaydı. Bölge dışında çok faaliyet gösterememesi Hizbullah'ı bir Kürt örgütü haline getirdi ancak kuruluş felsefesi bu değildi. Fiilen şu anda böyle...