$

Dolar

47,0601

Euro

54,0099

£

Sterlin

63,6793

Frank

58,2584

Gram Altın

6.053,7600

Bitcoin

3.009.728

$

Dolar

47,0601

Euro

54,0099

£

Sterlin

63,6793

Frank

58,2584

Gram Altın

6.053,7600

Bitcoin

3.009.728

Genel

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk: Kriz, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk, krizin, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu olduğunu söyledi. Sadece Türkiye'de deği

29.12.2010 - 16:04
cihan_
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk: Kriz, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk, krizin, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu olduğunu söyledi. Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada devletin düzenleyici üst organ olarak, ekonomide yer alması gerektiğini belirten Ertürk, İpekyolu Kalkınma Ajansı'nın 2010 yılı 2. Kalkınma Kurulu toplantısına katıldı.

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan toplantıya, Gaziantep, Adıyaman ve Kilis'ten belediye başkanları, kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı.

Ahmet Ertürk, toplantıda yaptığı konuşmada, son 3 yıldır bütün dünyanın kriz meselesini konuştuğunu hatırlattı. Ertürk, şöyle konuştu; "Hem ulusal hem global ekonomiler için bir kriz varsa, bir dengesizlik durumu varsa, bir dalgalanma, aşırı bir dalgalanma varsa mutlaka orada iyi gitmeyen şeyler vardır. Kriz, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin getirdiği bir sonuçtur. Kriz öncesi, bütün dünyada kötü yönetildi. Bu global kriz 1929 buhranından sonraki hatta ondan da daha şiddetli, modern çağın, son yüzyılın belki en şiddetli krizi. Bunu Türkiye çok yaşamadı. Hani kendi kıyametimiz bizim daha şiddetli 2001 krizini yaşayan bir Türkiye, bu krizi çok fazla yaşamadı. Dünya gelişmiş ülkeler bunu çok daha şiddetli yaşadı."

"KRİZ İKİ TEMEL VARSAYIMI ÇÖKERTTİ"

Krizin iki temel varsayımı çökerttiğini vurgulayan Ertürk, o iki varsayımdan birisinin de iki uç yorumu ve iki uç uygulamayı çökerttiğini dile getirdi. Bunlardan birinin devletin ekonomiyi daha iyi idare edeceğine dair inanç, diğerinin ise piyasaların ekonomiyi daha iyi idare edeceğine dair inanç olduğunu kaydeden Ertürk, "Devlet inancı, devletin ekonomiyi yönetmesi gerektiği inancı aslında daha önce çökmüştü. Onun yerine piyasaların ekonomiyi en iyi yöneten mekanizmalar olduğu inancı ikame edilmişti. Bu kriz bunu da çökertti. Artık piyasalar da, devlet de kendi başlarına mutlak olarak ekonomiyi en iyi şekilde idare eden mekanizmalar değiller. Buradan gelen şey, devletin ve piyasanın en uygun, en optimal birleşimini oluşturmak." diye konuştu.

"DÜZENLEME ŞART"

Ertürk, gelinen noktada krizin; devletin doğrudan ekonomik aktör olarak üreten, dağıtan, satan aktör değil, doğrudan bir ekonomik fail değil, ekonomiyi düzenleyen, gözetleyen ve denetleyen bir üst mekanizma olarak varlığını sürdürmesi gerektiğinin altını çizdi. Düzenlemenin şart olduğuna dikkat çeken Ertürk, sadece düzenlemenin de yetmediğini, o düzenlemelere uyulup uyulmadığının gözetlenmesi ve denetlenmesinin de şart olduğunu kaydetti. Krizin sadece Türkiye'de değil bütün dünyada, devletin bir düzenleyici üst organ olarak ekonomide mutlaka yer alması gerektiğini gösterdiğini anlatan Ertürk, "Ama devlet nasıl bir devlet? O halde devletin ekonomide mutlaka yer alması gerekiyorsa ki bu bir gereklilik o zaman devletin de kendisine yeniden çeki düzen vermesi gerekiyor. Bunu bütün dünya için söylüyorum, bütün devletler için söylüyorum. Bizim için ilaveten şunu söylemek gerekiyor, artık bütün ekonominin devlet tarafından planlandığı ve yönlendirildiği bir dönemi geride bırakıp bölgesel, sektörel ve stratejik teşvik ve desteklerin uygulandığı bir döneme geçmek zorundayız. Bunun örnekleri dünyada var. Bu teşvik sistemi son yıllarda çokça tartışılıyor. Nasıl bir teşvik, ya da devlet ekonomide nasıl yer almalı, devlet sosyal amaçların da ihmal edilemeyeceği yerlerde nasıl kendini göstermeli? Bölgesel olarak, bölgesel, sektörel ve stratejik planların yapılması... Kalkınma ajansları bu açıdan çok doğru bir fikir ve uygulamalar da onu gösteriyor ki bu doğru fikir doğru bir uygulamaya kavuşmuş." ifadelerini kullandı.

GAÜN Rektörü ve İpekyolu Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yavuz Coşkun ise kalkınma ajanslarının, bölgesel kalkınmada ve bölgesel dinamikleri, potansiyeli harekete geçirerek kalkınmanın bölge tüm Türkiye'ye yayılmasını amaçlayan önemli bir enstrüman olduğuna dikkat çekti. Eski köye yeni adet getirmenin zorunluluk olduğunu vurgulayan Coşkun, oturarak kalkınmanın olamayacağına işaret etti. Çalışmadan, hazır yiyerek kalkınmanın olduğu bir ülkenin olmadığını kaydeden Coşkun, kalkınmanın ve gelişmişliğin, paranın çok olması anlamına gelmediğini dile getirdi. Kalkınmanın içerisinde sadece ekonominin olmadığını belirten Coşkun, kalkınmanın, kültür, entelektüel ve sosyal birçok verinin içerisinde yer aldığını dile getirdi. Coşkun, "Gelişmişlikle büyüme farklı bir şeydir. Bölgenin kalkınmasını sağlayacak yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Doğrusu kalkınma ajansı bunun için çok güzel bir enstrüman ve ateşleyici bir yapı." diye konuştu.

İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Bülent Özkan da toplantıda 2010 yılı İpekyolu Kalkınma Ajansı faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Özkan, kalkınma ajansının bölge vizyonu ve mali desteklerini dile getirdi.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın