$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.971.858

$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.971.858

Türkiye

Takipçisi Erdoğan olacak

Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye gelen Arap sermayesinin şahsi takipçisi olacağını taahhüt ediyor. Hariri, Beyrut'taki Arap Bankacılık Konferansı'nın açılışında bölgesel birlikteliğe davet etti.

29.11.2010 - 14:54
yelizogreten
Takipçisi Erdoğan olacak
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

HABERMERKEZİ / TİMETURK

Türkiye Başbakanı Recep Tayyib Erdoğan, Arap sermaye sahiplerini “finansal krizi atlatan bir yer olarak fırsatı erken yakalayanın kârlı çıkacağı Türkiye’de yatırım yapması” için davet etti ve gelen Arap sermayesini doğrudan kendisine bağlı Yatırım ve Destek Ajansı vasıtasıyla şahsen takip edeceğini ve mümkün olan bütün kolaylıkların sunulacağını belirtti.

Erdoğan ,Avrupa Birliği’nin bölge ülkeleri arasındaki “Şengen” uygulaması örneğinde olduğu gibi fark gözetmemenin zaruretine dikkat çekti. “Bizler farklı diller konuşuyoruz ancak tarihimiz, kültürümüz ve değerlerimiz birdir. Tarihi hep birlikte oluşturduk ve dünyanın bu bölgesinde geleceği de hep birlikte şekillendireceğiz” diyerek Suriye, Lübnan, Libya ve Ürdün ile vizelerin kaldırılmasının (bu ülkeler arasındaki vize uygulamasının) manasız ve gereksiz olduğunu ortaya çıkardığına işaret etti.

“Arap Bankalarının Yeni Uluslar arası Rolü” adı altında dün Beyrut’ta başlayan Arap Bankacılık Konferansı’nın açılışında Erdoğan dedi ki; “Bizim hedefimiz birdir o da bölgenin barış, istikrar ve refahıdır. Türkiye’nin Batı’ya yöneldiğini söylüyorlar, evet, biz Birliğe üyelik görüşmeleri sürecindeyiz ve Türkiye İslami kimliğin Avrupa ile uyum sağlayacağına inanmaktadır ancak bu, komşu ülkelere ve Asya’ya sırtımızı dönmemiz gerektiği manasına gelmez.”

Erdoğan, “Amerika’da başlayıp bütün dünyaya yayılan global finans krizine” değindi. “Dünyanın adaleti olmayan bir yer olduğunu, krizlerden kaçmanın imkansız olduğunu” ilave ederek, “Çok sayıdaki gelişmiş ülkelerde bankaların kriz nedeniyle sarsıntı geçirdiğini ancak Türk bankacılık sektörünün hiçbir hükümet desteği olmadan kendi sermaye gücüyle (krize) karşı koyduğuna” dikkat çekti.

Lübnan Başbakanı Said El-Hariri, Erdoğan’ın “ En başta Türkiye olmak üzere entegre bankacılık ve ekonomik hedefleri bulunan, Arap ülkeleri ve komşu ülkelere hizmet verecek olan bölgesel bir bankacılık bloğu oluşturmanın önemine” dair yaptığı çağrıyı makul karşıladı ve “ Türkiye ile Lübnan arasında çeşitli yatırım, kalkınma ve ekonomik alanlarda işbirliği kanallarını güçlendirmeye bakıyoruz. Lübnan’daki iş çevresi, gelecek vaat eden ekonomik alanlara Türkiye dahil yabancı yatırımları çekmeye hazırdır. Türk ve Lübnan özel sektörü arasındaki ortaklığı geliştirmeye gayret ediyoruz. Her iki taraf arasındaki ticaret hacmini arttırmayı arzuluyoruz. Bu çerçevede Başbakan Erdoğan ile, Türkiye ile Lübnan arasında serbest ticaret bölgesi anlaşmasını imzaladık. Ayrıca iki ülke arasındaki koordinasyon ve işbirliği için yüksek strateji kurulunun tesis edildiğini beraber ilan ettik” dedi.  

Hariri, “Bu adımlar, Türkiye, Ürdün, Suriye ve Lübnan arasında daha geniş bir serbest ticaret bölgesi oluşturacak sözleşmeler kapsamında yer almaktadır. Lübnan ihracatının önünde daha geniş bir pazar açmak ve ticaret hacmini genişletmek ve buna bağlı olarak bu dört ülkedeki iş fırsatlarını ve ekonomik hacmi arttırmak için bunun daha fazla Arap ülkesine yayılmasını arzuluyoruz. Ayrıca serbest ticaret anlaşmasının Türkiye ile Lübnan arasındaki hizmet ticaretini serbestleştiren bir başlangıç olmasını arzuluyoruz ki bu, Lübnan bankalarının hassaten önemsediği bir alandır” dedi.

Hariri, “Global ekonomik ve finansal kriz ilk merhalesinde bir uluslar arası bankacılık krizi idi. Arap bankaları bu krizden uzak durmayı başarmışlardır. Bazıları finansal baskılara maruz kalmasına rağmen direnmiş ve başarmıştır. Bu da özellikle global kriz esnasında Arap bankalarının güzel idare edildiğinin en iyi kanıtıdır. Tedbir politikalarında, risk olmamasını ve genişleme işlemlerinde tedbirli olmayı esas kabul etmişlerdir. Uluslar arası bankacılık standartlarını özellikle Basel ilkelerini uygulama sürecine devam etmişlerdir. Arap merkez bankaları, ülkelerindeki bankaların faaliyeti ve finansal işlemler için denetim ve kalite standartlarına itimat etme hususunda sürekli bir çaba göstermektedir” şeklinde açıklama yaptı.

Diğer taraftan Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selameh, Lübnan bankalarının ülke dışında yayılmaları için teşvik edildiğini teyid etti ve “ Bu gün itibariyle (Lübnan bankaları) Arap, Afrika ve Avrupa ülkelerinin çoğunda mevcuttur. Fakat biz, bu bankaların dışarıdaki her bir şubesi için yeterli sermaye tahsis etmedeki kudretinden, sahip oldukları insan gücünün yeterliliğinden ve bu yayılmaya eskortluk etme kabiliyetinden emin olmadan bunu yapmak istemiyoruz. Bankaların dış işlemlerini veya harici işlem araçlarını yürüten yetkililerin özellikle zikredilen benzer faaliyetlere maruz kaldıkları zaman, denklik belgesi (FSA) almasını banka yönetimine zorunlu kılan bir tamim yayınladık. Ayrıca, muhtemel riskleri kontrol altında tutmak için, dışarıdaki bankanın yetersiz hacimde olmasını veya içerdeki banka hacmini aşıyor olmasını kabul etmeyeceğiz. Bankalarımıza sunulan yeni rol ne olursa olsun Merkez Bankası olarak bizim önemsediğimiz şey bizim denetimimize bağlı bankaların çalışma güvenliğidir” dedi.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen sermayelerin kontrolünde halihazırda devam eden döviz savaşına dikkat çekti. Bu ülkelerin paralarının kıymetlenmesi onları muhtemelen güçlerinden fazla ithalat yapmaya teşvik etmektedir. Sahip olduğu avantajları azaldığı zaman ihracatta rekabet güçleri sınırlanmaktadır. Bu durum onları, bankalarımızın da faaliyet gösterdiği tahvil piyasalarından daha fazla borçlanmaya teşvik etmektedir.

Arap Bankacılar Dünya Birliği (WUAB) başkanı Dr.Joseph Torbey Erdoğan’ın “ Türkiye’nin işlerini ve çıkarlarını, bölge dengelerindeki stratejik konumunu yönetmedeki, çevresiyle olumlu etkileşim esaslı mevcut ekonomik ve siyasi yönetimindeki farklı modeli ile, tarihi başarılardan ve hatalardan ilham alan, jeo-politik gerçeklerle bağdaşan çağdaş bir görüş çerçevesinde civar ülkelerle bağlantıların yeniden tesis edilmesi” hususundaki azimli çalışmasını övdü.

Torbey, “Arap bankalarının yeni rolünde başarılı olması için, Dünya Bankası ve IMF gibi uluslar arası kuruluşların çıkardığı ekonomik, parasal ve finansal kararların formunda bir Arap rolü faaliyeti gerekmektedir. Arap bankacılığının uluslar arası topluma açılma talepleri ile esnek bir şekilde işleyecek bir strateji modeli ve bankacılık çalışma kaideleri oluşturmaya katkıda bulunması adına BCBS (Basel Committee of Banking Supervision) gibi uluslar arası denetim kuruluşlarıyla koordinasyonu geliştirmek gereklidir” açıklamasını yaptı.

 

Arap bölgesinin bir çok potansiyele sahip olduğunu ancak aynı zamanda bölge ülkeleri arasındaki işbirliğinin her seviyede geliştirilmesine ihtiyacı olduğunu ifade etti. Arap bankacılık sektörü, karşılıklı ticaret ve yatırım işlemlerinde istenilen büyüme için gerekli olan kredi ve finansmanı kapsayan ihtiyaçlardan daha fazla bir potansiyele sahiptir. Ayrıca hükümetlere ortak proje uygulamalarında ve hızlı hazırlıklarında yatırım imkânı veren yeterli teknik ve beşeri güç ve hızlı hareket etmede özel karaktere de sahiptir.

Arap Odalar Birliği Başkanı Adnan el-Kasar, “Uluslar arası bankacılık ilişkilerimizde kabul edilecek olan koruma, uluslar arası finansal topluluktan izole olma zorunluluğunu şart koşmamalıdır. (Bu koruma) bankaların yüksek çeşitlilik ve rekabet ortamındaki zamanlaması, konumu, hacmi, bilinci ve görevlendirdiklerimizin kalitesi değerlendirildikten sonra belirlenen miktarda bir koruma şeklinde olmalıdır” açıklamasını yaptı.

 

El-Kasar, Özellikle sermaye yeterliliği, risk yönetimi ve sadece muhtemel zararlar için değil bilakis beklenmedik şartlardan ortaya çıkan ihtimal dışı zararlar için önlem alma açısından bankacılık çalışma standartlarını hassas bir şekilde tatbik etmeye çağırdı. “Özellikle bankaların “Basel 3” koşullarına uyum sağladığı bu gün, yatırımlarımızı Arap devletlerindeki gerçek ekonomi alanlarına yönlendirmenin tam zamanıdır ki bu dışarıdaki gelişen sektörlere yapılan yatırımdan daha emniyetli ve kârlıdır. Ayrıca dış yatırımlarımızda da rasyonel olmak zorundayız” dedi.

Arap Bankalar Birliği Başkanı Adnan Yusuf, Arap bankaları toplam aktiflerinin bu yıl sonunda 2,5 trilyon USD’ye yükseleceğini tahmin etmektedir. Bunun, hızlı kâr peşinde koşmayan veya çetrefilli ve riskli yatırımlara bulaşmayan  bu global krizin etki etmemesini sağlayan faktördür.Sağlam bankacılık uygulamaları ve kaidelerine bağlılığı gerektirdiğini, belirtti.

Arap bankalarının uluslar arası bankacılık sisteminin geliştirilmesine olan katkısının neredeyse hiç olmadığına dikkat çekti. Ancak başarılı deneyimlerinin dikkate değer olduğunu belirterek uluslar arası bankacılık grupları ile rekabet etmeye muktedir olan, ittifaklar ve birleşmeler yoluyla büyük bankacılık grupları oluşturmaya davet etti.

Bu haber Hakkı Çetin tarafından timeturk.com için tercüme edilmiştir.

Kaynak : Ortadoğu (asharqalawsat) Gazetesi    

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın