$

Dolar

47,3794

Euro

53,9466

£

Sterlin

63,2658

Frank

57,9281

Gram Altın

6.168,0600

Bitcoin

3.044.991

$

Dolar

47,3794

Euro

53,9466

£

Sterlin

63,2658

Frank

57,9281

Gram Altın

6.168,0600

Bitcoin

3.044.991

Dünya

Emir Halid: Anahtar Sözcük: Saygı

Emir Halid, Arap dünyasının en tanınmış televizyon vaizlerinden biri. Uydu kanalları ve internet üzerinden olduğu gibi, kitapları, kasetleri ve CD'leriyle de milyonlarca Müslümana ulaşıyor. Emir Halid, inancın ve pratikteki çabaların, Müslümanların Batı toplumlarına entegrasyonuna ne gibi...

23.11.2010 - 13:19
Timeturk Editör
Emir Halid: Anahtar Sözcük: Saygı
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Mısır doğumlu Emir Halid ilahiyat eğitimi almamış gerçi ama Arap dünyasında geleneksel İslam âlimlerinin çoğundan daha fazla dinî etkiye sahip. "Müslüman Billy Graham" önceleri muhasebeci olarak çalışıyordu, sonra popüler vaiz olarak kariyer basamaklarını tırmanmaya başladı. Dinî ana akımdan sadece dış görünüşüyle, üzerine mükemmel oturan takım elbiseleriyle değil, daima Hz. Muhammed'den örneklere bağladığı aşk ve flört gibi güncel konuları ele almasıyla da ayrılıyor.

Ona karşı çıkanların bir kısmı Halid'i yumuşatılmış bir "light İslam"ı temsil etmekle, bir kısmı da modern kılıklı bir muhafazakâr olmakla eleştiriyor. Buna karşılık Halid, odak noktasına İslamın temel değerlerini koyduğunu ve geniş tutulmuş çerçeve içinde esnek yorumlara da yer olduğunu söylüyor. Son yıllarda uluslararası alanda giderek daha fazla angaje olan Halid, örneğin karikatür tartışması sürerken Arap ve Danimarkalı gençler arasında bir buluşma örgütlemiş, dinde aşırılığa karşı açıkça tavır almıştı. Emir Halid İngiltere’nin Birmingham kentinde yaşıyor.

Sayın Halid, bu dünya dininin başlıca sorunlarından birinin eğitimsizlik olduğu görüşündesiniz. Bu durumda din neden bir çözüm olsun ki?

Emir Halid: İnanç üzerinden konuşuyoruz, çünkü Ortadoğu’daki insanlar bu dilden anlıyor ve bu dille motive edilebiliyor. İnsanları motive etmenin çeşitli yolları vardır ve motivasyon olmadan harekete geçmiyor insanlar. Bu nedenle, dünyanın her yerinde insanların neyle motive edilebildiğini araştırıp bulmak gerekiyor. Eğer ben dünyanın başka bir bölgesinde uğraş veriyor olsaydım, motivasyon kaynağım belki spor ya da sanat olurdu. Ortadoğu’da insanları motive edebilmenin, ülkelerimizi ve geleceğimizi inşa etmenin, gelecekle ilgili vizyonlar oluşturmanın ve gelişme yaratmanın yolu inanç. Dolayısıyla, benim rolüm, inancın aşırılığa yol açmak yerine yapıcı olabildiğini göstermekten ibaret.

İnancı elinizdeki en iyi araç olduğu için mi seçtiniz yani?

Halid: Aynen öyle. Avrupa’daki Müslümanları motive etmek isteseydim, belki de birinci tercihim inanç olmazdı, çünkü buradaki insanlar için en önemli şey inanç olmayabilir. Onlar için en önemlisi spor ya da sanat olabilir, ama –aslında- gerçekte inançtır.

Avrupa’daki Arap ve Müslümanlar entegrasyon konusunda en iyi nasıl motive edilebilir?

Halid: Onlara toplum için bir şeyler yapma imkânı vererek motive edilebilirler, çünkü onlar da toplumun bir parçası. İnsan bir şeyler alıyorsa, karşılığında da bir şeyler verebilmeli – işte bu bir motivasyon olabilir. Toplumun nelere ihtiyacı olduğunu ve nelerle saygı kazanılabileceğini görmek. Belki de motivasyonun anahtar sözcüğü saygıdır.

İnancı olumlu bir faktör olarak vurguluyorsunuz. Ama Batı’daki Arap gençlerin genellikle olumsuz bir imajı var, özellikle de inançlarını ön plana çıkardıklarında. Saygı görmek ve toplumla bütünleşmek için neler yapabilirler?

Halid: Buna elverişli projeler bulmamız lazım. Örneğin İngiltere’de bir futbol turnuvası düzenliyoruz, bu turnuvaya katılan her şehrin takımının Müslümanlardan ve Müslüman olmayanlardan oluşması gerekiyor. Bu turnuva entegrasyona önemli katkılarda bulundu. Gençlerin, daha iyi bir gelecek için tüm enerjilerini ortaya koyabilecekleri projeler üzerine kafa yormamız gerekiyor.

Özellikle de Mısır’da, bugün orada pek çok kadının türban (hicab) takmasına neden olmakla eleştiriliyorsunuz. Yani suçlama, çok muhafazakâr bir İslamı savunduğunuz yönünde. Bu yaklaşımın bütünleşmeye ne faydası olacak ki?

Halid: Bu doğru değil, çünkü bizim ülkelerimizde kamuya nasıl hizmet edilebileceği, topluma nasıl olumlu bir etkide bulunulabileceği ve insanın kendi ülkesinin geleceğiyle ilgili nasıl hayaller kurabileceği gibi konulara –ki türban bunlardan biri değil– çok kafa yordum. İnanç ne anlama gelir ki? İnanç, bir şeyler inşa etmek ve kendini geliştirmek anlamına gelir. Bütün bunları yaptım ben.

Tüm dünyadan çok sayıda yardım kuruluşu, ortak bir şeyler –mikro kredi projeleri, uyuşturucuyla mücadele programları, çevre koruma projeleri– yapmak için benim kurduğum gençlik ağı Life Makers ile temasa geçti. Yani ben sadece konuşmuyorum, bir şeyler de yapıyorum ve yaptıklarım şu ya da bu eleştiriden daha fazla anlatıyor beni. Bazı kişiler, gelenekselcilerle benim aramda ne fark olduğunu soruyor. Aradaki fark, yan yana var olmaktan bahsedip durmak yerine benim eyleme geçiyor olmam.

Yine de şunu sormak istiyorum: Bugün örneğin Mısır’da bundan on yıl öncesine kadar çok daha fazla kadının türbanlı olmasını olumlu mu buluyorsunuz, olumsuz mu?

Halid: Başörtüsünün İslamda yeri var. Ama kadının rolünün başörtüsüne indirgenmesini reddediyorum. Kim böyle bir şey iddia ediyor ki? Kuran’da bu konu sadece iki sûrede geçiyor, oysa kadının haklarıyla ilgili pek çok sûre var. Bir kadına başörtülü olup olmamasına bağlı olarak saygı gösterilmesine ya da birinin iyi, diğerinin kötü olarak nitelendirilmesine itiraz ediyorum. Benim ekibimdeki kadınların bir kısmı başörtülü değil. Kadınlar arasında buna göre ayrım yapılmasına karşıyım. Evet, türban İslamda var ama bunu odağa yerleştirmemek lazım, başörtüsüz kadınları dışladığım izleniminin yaratılması yanlış bir şey.

Batı’da yaşayan Müslüman kadınlara ne önerirsiniz? Türban takmalılar mı, takmamalılar mı?

Halid: Avrupa’daki kadınların içinde yaşadıkları topluma saygı göstermesi gerekir. Türban taksalar da, toplumun bir parçası olmalı kadınlar, yaşadıkları ülkeyi sevmeli ve onun için angaje olmalılar. Onların da kendilerini ortaya koyması ve örneğin Almanya için bir şeyler yapması gerekir.

 

Peki, Batı toplumları Müslümanlara karşı daha açık olmak için neler yapabilir?

Halid: Ortak çalışacağımız projeler ve toplumları için bir şeyler yapan, dolayısıyla örnek oluşturabilecek Müslümanlar bulmamız gerek. Onları Müslümanlara örnek olarak göstermeliyiz ki, toplum için angaje olabilecekleri imkânlar yaratabilelim. Ama benim "Başkalarının bizim için bir şeyler yapması gerek" diyenlere itirazım var. Müslümanlar olarak ilk adımı biz atmalıyız ve bu ülkeyi sevdiğimize inanmalıyız. Müslümanlar olarak bizim projeler ve ortaklar bulmamız lazım.

Sizin ifadenize göre, çalışmalarınız çeşitli evrelerden oluşuyor: Önce ruhaniliğe dönüş, sonra gelişim, sonra da yan yana var olmak…

Halid: Benim işim üç bölümden oluşan bir yapboz gibi. Yan yana var olmak önemli, çünkü Batılı ortaklar ve onların bilgisi olmadan başarılı olamayız. Yani, yan yana var olmak önemli, gelişme önemli, inanç önemli ve bütün bunlar bir yapboz ya da zincir oluşturuyor. Mesele, Ortadoğu’daki gençliğin olumlu yönde etkilenmesi ve aşırılıktan uzak tutulması.

Politikanın da bu yapbozun bir parçası olması gerekmez mi?

Halid: Politikadan ne anladığınıza bağlı bu. Siyasi partilerden ve seçimlerden söz ediyorsanız, benim bunda bir rolüm olamaz. Ama siyasi konulardaki katkıma bakarsanız, evet, bu da işin bir parçası. Ben gençliği olumlu yönde etkilemek için uğraş veriyorum, demokrasinin ilk adımı budur. Yani ben siyasi olarak aktifim ama kendi tarzımda. Benim bunu sizin tarzınızda yapmam gerekmiyor.

Christoph Dreye/Qantara

 

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın