$

Dolar

45,9810

Euro

53,5257

£

Sterlin

61,9046

Frank

58,1150

Gram Altın

6.608,4900

Bitcoin

2.930.494

$

Dolar

45,9810

Euro

53,5257

£

Sterlin

61,9046

Frank

58,1150

Gram Altın

6.608,4900

Bitcoin

2.930.494

Röportaj

Türkiye... Bir çekim merkezi

Almanya'daki Bilim ve Politika Vakfından Günter Seufert, 'Avrupa ve Orta Doğu arasındaki konumu, Türkiye'yi Almanya için stratejik bir ortak konumuna getiriyor. Bu, Türkiye'nin AB ile olan katılım müzakereleri için bir güç manivelası işlevini görüyor.' diyor.

22.10.2010 - 12:30
turgutalp
Türkiye... Bir çekim merkezi
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Almanya'dan yayın yapan ZDF televizyonunun 19 Ekim 2010 tarihli internet sayfasında yayınlanan, Philip von Bremen'in Türkiye uzmanı Günter Seufert ile yaptığı mülakatta şunlara yer verildi;

BREMEN: AB eylül ayında Türkiye'ye bir "stratejik diyalog" teklifinde bulundu. Türkiye'yi stratejik anlamda Avrupa ve Almanya için bu kadar önemli kılan nedir?

SEUFERT: Türkiye istikrarsız olan bir bölgenin merkezinde bulunuyor. Bu, Batı Balkanlar'dan Kafkasya'ya ve Orta Doğu'dan Kuzey Afrika'ya yayılan bir bölge. Yeni Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu önderliğindeki yeni aktif Türk dış politikası, ülkenin bölgede sadece en büyük askeri güç değil, aynı zamanda bir çekim merkezi olduğunu gösterdi. Bu, bir yandan ülkenin ekonomik başarısından kaynaklanıyor. Ancak bu, ülkenin kendisini, daha çok "yumuşak güç" olarak adlandırılan diplomasi tarzına bırakmasında yatıyor. Türkiye uzun zamandan beri, normalde Orta Doğu'da yaygınca kullanılan askeri tehdit tarzını kullanmıyor.

BREMEN: Şimdi AB, özellikle güvenlik politikası iş birliğinde, Türkiye ile çıkmaza giren katılım müzakereleriyle geciken "stratejik diyalog"la ilerleme kaydetmek istiyor. Bu tür bir iş birliği Türkiye için de bir ilerleme midir?

SEUFERT: Bu, Türkiye için daha çok bir gerilemedir. Orada bu öneri "imtiyazlı ortaklık" ya da Sarkozy'nin bir "Akdeniz Ortaklığı" kurma teklifi gibi değerlendiriliyor. Bütün bunları Türkiye, kendisinin, tam söz hakkı olmadığı bir bünyeye bağlanma yönündeki çabalar olarak görüyor. Aslında Türkiye'de ülkenin zaten Avrupa ile "imtiyazlı ortaklığı" olduğu görüşü hakim. Türkiye, AB dışında bütün Avrupa kuruluşlarında temsil ediliyor ve AB ile bir Gümrük Birliği anlaşması var. Bu da bir anlamda kendisini imtiyazlı kılıyor.

BREMEN: Yani güvenlik konularında AB ile iş birliği bir "imtiyaz" değil mi?

SEUFERT: AB özellikle güvenlik alanında Türkiye ile olan yakın iş birliğinden bir çıkar sağlayabilir. Türkiye bunu biliyor ve özellikle daha büyük bir ortaklık kurma konusunda kendini geride tutuyor. Bu, Afganistan ve Kosova örneklerinde olduğu gibi, AB ile birkaç noktada iş birliği yapmadığı anlamına gelmiyor. Ancak Türkiye buna genel olarak karışma konusunda çok şüpheci.

BREMEN: Türkiye bu geri duruşuyla tam üyelik için bir baskı mı yapmak istiyor?

SEUFERT: Aynen öyle. Türkiye, Almanya'nın kendisine güvenlik ortağı olarak büyük değer verdiğini biliyor. Bu yüzden, Türkiye eninde sonunda tam üyeliğe ulaşmak için kendisini geri çekiyor.

BREMEN: AB tam üyelik perspektifi elinden alınacak olursa Türkiye'nin Batı'ya sırt çevirme tehlikesi var mı?

SEUFERT: Bunun öyle olduğunu düşünmüyorum. Türkiye zaten Avrupa ve ABD ile olan çok iyi ilişkileri sayesinde bölgesindeki ülkelerin ilgi odağında. Türkiye aynı zamanda -ne kadar sınırlı olsa da- siyasal İslam'ı, parti bünyesine bağlayarak kendi tarzıyla ehlileştirip hükmedilebilir hale getiren bir devlet modelidir. Türkiye böyle bir model olma özelliğini Batı ile olan ilişkilerini devam ettirmekle elinde tutabilir.

BREMEN: Yani Türkiye Avrupa'ya bağımlı mı kalacak?

SEUFERT: Şimdiki AK Parti hükûmetinin başa gelmesinden bu yana, yani son sekiz yıl içinde, Türkiye'nin Avrupa'ya olan bağımlılığı yavaş yavaş azaldı. Tabii ki Batı ve her şeyden önce Almanya her zamanki gibi Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı. Ancak Doğu'daki komşu devletlerin Türkiye için önemi artarken Avrupa'nın ekonomik önemi yavaş yavaş azalıyor. AB'ye olan siyasal bağımlılık da azalıyor. Siyasi reformlar sadece AB baskısıyla değil daha çok Türkiye'nin kendi siyasi istikrarı için önemli oldukları ve daha fazla ekonomik gelişme için gerekli oldukları bilinciyle gerçekleşiyor.

BYEGM

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın