Yönetmen koltuğunda Tarkan Özel var. Senaryo yazarı ise tartışma programlarından aşina olduğumuz gazeteci-yazar Avni Özgürel. Film, esir kafilesiyle İstanbul'a getirilip bir ailenin yanına evlatlık verilen Emine'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nu yönetme gücünü elde edişini, önce I. Ahmet'in Mahpeyker'i sonra Kösem Sultan oluşunu ve iktidar uğruna verdiği mücadeleyi anlatıyor. Kösem Sultan'ın 'kendini aradığı' bir viraneden yola çıkışıyla başlıyor film. Aynı dakikalarda, tahttaki 6 yaşındaki torunu IV. Mehmet'i öldürmek için tuzak kurduğunu öğreniyoruz. Mahpeyker'in hayatı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçip gidiyor. Annesiyle birlikte Saray'a gidişleri, Sultan Ahmet'in bu güzel genç kıza bir bakışta âşık olup Mahpeyker yani 'ay yüzlü' ismini yakıştırması canlanıyor gözünün önünde.
Filmin ilk yarısı Emine'nin sarayda başına gelenlere odaklanıyor. İki kötü karakter, padişahın annesi Handan Sultan ve Büyük Valide Safiye Sultan'ın acımasız muamelesine maruz kalıyor. I. Ahmet'i bu evlilikten vazgeçirmek için yaptıkları hin planlar, kıza uygulanan işkenceler, iki kadının kötülük yapmadan önce gözlerinde, çizgi film karakterlerini hatırlatan parlama, abartılı bir şekilde sunulmuş. Bir şekilde Hünkar'a sesini duyuran Mahpeyker, Safiye Sultan'ın sürgüne gönderilmesiyle bu sefer 'kötülük' bayrağını ele geçiriyor.
I. Ahmed'in genç yaşta hastalanıp ölmesi, on yaşındaki oğlu 4. Murat'ın tahta çıkmasıyla on yıl Saltanat Naibi olarak imparatorluğu yöneten Kösem Sultan, tahtını kaybetmemek adına birçok kirli işe bulaşıyor. Film, yaşlanıp kenara itildikçe bir derin devlete dönüşen sultanın tahtı sallamak için her türlü yola başvuruşuna odaklanıyor.
Kösem Mahpeyker'in hayatından yola çıkan film, onun ihtiraslarını, aşkını ve pişmanlıklarını anlatma noktasında yetersiz kalıyor. Ana karakterimiz film içinde bir hikâye anlatıcısına dönüşüyor. İzlediğimiz, kötülerin kötülere karşı savaşı. Şaşaalı kostümler içerisinde verilen bu mücadelede, diyalogların günümüz konuşmasından izler taşıması sahicilik duygusunu zayıflatıyor. Türk sinemasında tarihi filmler sanat yönetmenliği açısından hayli yol aldı. Mahpeyker, gösterişli kostümler ile neredeyse bir saray defilesi. Lakin kostümlere yapılan yatırımlardan bazı takma sakallar nasiplenememiş. Neredeyse tüm bilgi birikimini görsel kaynaklardan edinen bir nesil için tarihi filmlerin önemi büyük. Bu manada Mahpeyker önemli bir misyon edinmiş, fakat karakterleri ele alış biçimi ve zayıf anlatımıyla amacına ulaşamıyor. Keşke kostümler kadar filmin kendisine de yatırım yapılsaydı dedirtiyor.
Kaynak: Zaman