Satig Nureddin*
Mısır rejiminin ülke medyasının son birkaç yılda kazandığı özgürlükleri geri alması felaketin işaretlerinden başka bir şey değil. Halbuki bu özgürlükler, Mısır’ın, kriz ve talepleri tartışmaya alan açan, baskı, karışıklık ve kaosa götürecek gizli çalışmaları uzaklaştıran bir istikrardan beslendiği izlenimi bırakmıştı.
Öncelikle itiraf etmek gerekir ki, Arap dünyasının dört bir yanından övgü alan ve kıskanılan bu özgürlükler Mısır’daki medyanın sendikal mücadelesinin sonucu değildi. Tabii bu bağlamda daha fazla özgürlük için çabalayan birçok Mısırlı iletişimci takdir ediliyor. Fakat bu özgürlükler esasında, hiçbir rejim için denetlemenin veya engellemenin kolay olmadığı internetin ve uydu iletişim araçlarının gelişmesinin sonucuydu. Rejim nispeten muhalif olan gazetelerin, dergilerin, televizyon kanallarının ve internet sitelerinin ortaya çıkması için alanı genişletmek zorunda kaldı. Bu da Mısırlı vatandaşın ülkesinde yaşananları öğrenmek için dışarıya bel bağlamasını engelledi.
Fakat bu geniş özgürlüklerin en önemli kaynağı, rejimin iktidar ve halk nezdindeki rahatlığıydı. Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in yaşının ve hastalığının ilerlemesi, değişime veya iktidarın el değiştirmesine ilişkin önerilerde bulunan kanatlar arasındaki iç çekişmeler ve oğul Mübarek’in babasın-dan sonra yönetime gelmesi önerisi cumhurbaşkanlığının saygınlığına gölge düşürdü; Mısır’a ve halkına hakaret teşkil eden bu durum, cumhuriyetin kısa tarihinde benzeri görülmemiş siyasi muhalefet dalgasının önünü açtı.
Rejimin son zamanlarda birçok ismi televizyon kanalları, gazeteler ve dergilerden uzaklaştırma kararı iki kanat arasındaki çekişmenin kızıştığı mesajını veriyor. Mısır’da medyaya getirilen sınırlamalar aksi sonuçlar verecektir. Bu karar çok kötü bir tercih. Zira halkın öfkesi artacak ve kamuoyu siyasi çalışmaya alternatifler aramaya başlayacak. Fakat siyasi çalışma hâlâ kendini ifade etmenin ve hatta değişimin tek barışçıl kanalı olarak görülüyor.
Satig Nureddin*: Lübnan gazetesi Sefir yazarı