Ersin Kalkan'ın kaleme aldığı ve İstanbul'un yer altındaki zenginliklerinin anlatığı ''Yeraltındaki İstanbul'' kitabının imza günü Beyoğlu İstanbul Kitapçısı'nda yapıldı.
İmza gününde kitapla ilgili bilgi veren Kalkan, ''taşı toprağı altın'' İstanbul'un, yer altındaki yapılarıyla hala gizemini koruduğunu, kitapla şehrin gizemli yönünü gün yüzüne çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Kalkan, İstanbul'un yer altında taşıdığı sırlara ulaşıp anlatmanın bir hayli zor ve iddialı bir iş olduğunu vurgulayarak, bugüne kadar birtakım nedenlerle şehrin altında kapsamlı bir arkeolojik araştırma yapılamadığını belirtti.
Bazı bilim insanlarının büyük bir özveriyle yaptığı ciddi çalışmaların ise devamı getirilmediği için bir türlü tamamlanamadığına dikkati çeken Kalkan, şöyle konuştu:
''İstanbul'dan çok uzaklarda Hititler, Urartular, Sümerler, Likyalılar için yapılan araştırmalara kolayca fon ve destek bulan arkeologlar, İstanbul'un altına yolculuk yapmak istediklerinde imkansızlıklar içinde kıvranmışlar. İstanbul'un yer altı şehri hakkında elimizde derli toplu bir envanter yok. İşte bu kitapla bu eksikliğe bir nebze de olsa katkı sağlamak istedik.''
Berlin Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Johannes Cramer ile 1998'de yaptığı bir söyleşi esnasında ünlü tarihçinin kendisine, ''İstanbul'un yer altı şehrinin Roma'dakinden sekiz kat büyük olduğunu biliyor musunuz?'' diye sorduğunu anlatan Kalkan, Cramer'in İstanbul'un yer altını fotoğraflamak için Yıldız Teknik Üniversitesine teklifte bulunduğunu ama yanıt alamadığını anlattı.
Carmer'in sorusunun kendisini İstanbul'un yer altını araştırmaya sevk ettiğini, toprağın altında nelerin bulunduğunu bilen insanlarla sohbetler ettiğini vurgulayan Kalkan, şunları kaydetti:
''Son 10 yılda yaptığım çalışmalardan sonra anladım ki kente dair bilgimiz, karganın ummandan gagasına alabileceği su hacmindeymiş. İyi ki Marmaray ve metro kazıları yapıldı. İyi ki eski Sultanahmet Cezaevi'nin bahçesinde temel çalışması yapıldı. Çünkü bu üç çalışma esnasında toprağa vurulan ilk kazmayla muazzam bir tarih hazinesi fışkırdı.''
Kitabı yayımlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Bayhan da İstanbul'un üzerinde meskun olan İstanbulluların çoğu zaman şehrin ''altı''nda akan giden zamandan ve mekandan bihaber olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Üç büyük medeniyete beşiklik etmiş olan İstanbul'un 'beden'inde taşıdığı izler, insanı 'geçmiş'in koridorlarında gezdiriyor. Geçmiş ile şimdiki zaman arasında mekik dokuyarak,'an'ı yakalamaya çabalayan insanlara bu hayret iklimi, İstanbul'u diğer şehirlerden farklı kılan yegane özelliktir. Yer altındaki İstanbul, okuru İstanbul'un dünyanın merkezine seyahate çağırıyor. Bu şehir, bu izlerin peşinden yürüyen gezgini, nasibi ve ilmi ölçüsünde 'tepe'lerinde dolaştırır, dehlizlerinde ağırlar.''
Bayhan, kitabın okuru Büyük Saray'dan Ayasofya'nın sırlarına, Antik Liman'dan ayazmalara, su tesislerinden sarnıçlara, çilehanelerden İstanbul'un yer altı efsanelerine uzanan geniş bir yelpazede farklı bir İstanbul ile yüzleştirdiğini kaydetti.
AA