Osman Atalay*
Kabil'de 70'e yakın devlet temsilcileri, BM, NATO, İKÖ Genel Sekreterleri bir defa daha bir araya gelerek Afganistan Devlet Başkanı Karzai'ye son şans vermiş oldular. Karzai çok büyük umutlar ile Afganistan'da yönetimin başına getirildi. Fakat bir süre sonra ABD ve komutanlar yolsuzluk ve beceriksizlikle suçladıkları Karzai'ye karşı yeni bir iktidar arayışına girdiler. Bunda başarılı olamayınca, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve NATO Genel Sekreteri Fogh Rasmussen Karzai'ye bir kez daha şans tanımaya mecbur oldular.
ABD ve NATO Afganistan'da güvenlik ve yönetim sorumluluğunu Afganlılara yani Karzai'ye devretme noktasında bir takvim veremiyor, bunu zaman ve şartlara bırakıyor.
Obama her ne kadar 2011 yılında Afganistan'dan askerlerini çekmeyi düşünüyor ise de Karzai en geç 2014 yılı sonuna dek Afganistan da güvenliği üstlenmek istediklerini belirtti. Konferansda konuşma yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 18 Eylül'de yapılacak olan parlamento seçimleri sürecine destek olmak için BM'ye 2 milyon dolar katkıda bulunacağını söyledi. Davutoğlu devamla, Afganistan'ın Afganlılara ait olduğunun altını çizdi.
Asıl merak edilen ABD ve NATO'nun kontrolünde 9 yıldır Afganistan'da Taliban'a karşı savaşan modern silah ve son teknolojik araçlar desteğindeki 100 bin üzerindeki Batılı ordu galip gelebilecek mi?
1838'de İngilizlere 1979 yılında dönemin süper gücü Rusya'ya karşı mücadele eden Afganlı savaşçılar hep galip gelen taraf olmuşlardı. Aslında bu savaşta Türkiye ve İslâm dünyasının hiçbir kurumu yer almamalıdır. BM, NATO ve İKÖ üçlüsü İslâm dünyasını zihin olarak bölüp parçalamaktadır. Hamid Karzai'ye son şans verilmiştir.
Ona güvenerek Afganistan'a getiren Batılı destekçileri artık güvenmiyor. ABD başta olmak üzere tüm katılımcılar Karzai'yi bir yıldır uyuşturucu ticareti yapmak, kullanmak, Afganistan için verilen milyarlarca doları kendi çıkarları uğrunda harcamakla itham ediyorlar. NATO Sekreteri Rasmussen, uluslararası camiayı, Afganistan'daki durumun vehametini kavrayamamakla suçluyor. Clinton ise Karzai'nin yolsuzluklarını nasıl kontrol edeceğini düşünüyor. 9 yıldır Afganistan'a karşı İslâm dünyasının "üç maymun"u oynamasına ne diyebiliriz?
AFGAN HALKININ TALİHSİZ KADERİ
İslâm dünyası ve Batılı vicdan sahibi insan hakları örgütleri Filistin'de yaşanan katliam ve haksızlıklara kilitlenirken, Afganistan'ı unutmamak gerekiyor. Gazze'ye kalkan gemilerin madden çok fazla değeri yoktu belki ama bu gemilerin manevi, vicdani değeri vardı. Adalet sahibi kalemlerin, vicdan sahibi kurumların yeryüzündeki haksızlıklara karşı gemiler inşa edecek güçleri var.
Adalete inanan insanların, bir araya gelerek vicdani gemiler inşa etme zamanı geldi geçiyor bile. Gazze'ye kaldırdığımız vicdan yüklü gemiler tarihi sorumluluğunu nasıl yerine getirdi ise, Afganistan için de vicdan yüklü gemiler oluşturmalıyız.
NATO saldırıları sonucunda 100 binin üzerinde insan hayatını kaybetti. Sivil kayıplar 40 binin üzerinde. ABD merkezli İnsan Hakları Örgütü Mart 2009 Kasiba kasabasında fosfor bombası kullanıldığını, 8 yaşındaki kız çocuğunun yaralandığını tespit etti. 26 milyon nüfuslu Afganistan dünyanın en fakir beşinci ülkesi. Yüz binden fazla çocuk sakat. Anne ve babasını kaybeden çocuk sayısı 1 milyon. Çocukların büyük kısmı ot ve çekirge yiyerek karınlarını doyuruyorlar.
11 milyon çocuk savaş travması nedeni ile tedavi edilmeyi bekliyor. 1 milyon çocuk ise, mülteci olarak yaşamakta. Afganistan'da binlerce çocuk uyuşturucu ve organ nakli ticaretinde kullanılmak üzere kaçırılmakta. İşsizlik oranı %90. Ağır yoksulluk altında kalan aileler çocuklarını satarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. ABD'nin Bargam üssünde kurduğu özel hapishane Guantanamo'ya eş tutulmaktadır. Burada bulunan esirlere cinsel tecavüzler ve insanlık dışı işkenceler yapıldığı İngiliz The Guardian tarafından belgelenmiştir.
2001 yılında Raşit Dostum'un kontrolündeki Cenk kalesi ve Şibirgan cezaevinde 7000 Afganlının infaz edilmesi ve BM, NATO tarafından suçlu bulunmasına rağmen cezasını hâlâ çekmemesi çok acı bir durum. Geçtiğimiz şubat ayında Taliban güçlerine öldürücü darbeyi vurmak için Afganistan'ın Marja Helmand bölgesine 10 binlerce asker ile saldıran NATO güçleri sadece sivil masum insanları katlettiler. Son 2 yılda NATO'nun kayıpları artmaya devam ediyor, askerler savaştan yorulmaya başladı. Ülkeler kayıplar çoğaldıkça Afganistan'dan çekilmenin hesabını yapmaya başladı.
9 yılı geriye bıraktığımızda Afganistan'da barış ve istikrar göremiyoruz. Müslüman Afganistan halkına yapılan zulmün, yıllar boyu nesillerden nesillere geçerek, kin ve düşmanlık duygularını daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Bu bir halkın kaderinin fotoğrafıdır.
Afganistan'da akan kan Müslümanların kanıdır. Afganistan'a gemiler kaldırma zamanıdır. NATO ve ABD'nin Taliban mücadelesi yaparken 10 binlerce masum insanı katletmesinin hesabını soracak kurumlarımızın olması lazım. İKÖ ve STK'lar, vicdan sahibi kalem ve aktivistler; 21. yüzyılda önemi daha da artan vicdan gemileri inşa etmek için sağlam limanlar oluşturmamız gerekiyor.
*Aktivist-yazar. (Vakit Gazetesi)