Muhammed YILDIZ / TİMETURK
Öfkemizden yerimizde duramıyorduk. Bir saat içinde binlerce insan dökülmüştük İsrail konsolosluğunun önüne.
İsrail çocuk olsa, ve o çocuk dünyanın en masum yüzüne sahip olsa, önümüzde duruverip yüzümüze acınacak şekilde de baksa tutunamayacak haldeydik. O çocuğu tek saniye düşünmeden katledebilir, parça parça bölüp her parçasını köpeklere yedirebilirdik.
O kadar öfkeliydik işte.
Sonra sabah oldu, derken öğle vakti. Konsolosluğun önünde 500 kişi ya var ya yok. İşine gidenler, okuluna gidenler...
Dâvamızı demek ki ancak boş vakte sığdırabiliyormuşuz. Okul vakti gelince yine okula, iş vakti gelince herkes işine. Bunu anladım o günün öğleden sonrasında. Dâvamız sadece boş vaktimize sığacak kadar değerliydi.
Sonra çok kıymetli büyüğümüz Bülent Arınç ağzından kaçırdı: 'Kimse bizden İsrail'e savaş açmamızı beklemesin' diye. Laf kaçtı bi kere ağızdan. İstediğin kadar özür dile, istediğin kadar İsrail aleyhine açıklamalarda bulun patron. Biz aldık alacağımızı.
Tayyip Baba desen estiriyor. Filistin, Hamas, Kudüs, İstanbul. Türk bayrağı İslam aleminin tek bayrağı olma yolunda ilerliyor. (mu?)
Mesele ne biliyor musunuz? Başbakanımız da, Bakanlarımız da, Vekillerimiz de, Sözcülerimiz de hep aynı şeyi söylüyorlar: 'İsraili uyarıyoruz, filistinin yanındayız'
Merak ediyorum. Kendi milletini bile savunamayan , koruyamayan bir hükümet nasıl Filistin'in, Filistin halkının yanında oluyor?
Kendi milletini savunamayan hükümet diyorum çünki; tamamen haksız olmasına rağmen vatandaşlarımız öldürülmesine rağmen, İsrail Başbakanlığı web sitesinde Türklerle ve İslamla dalga geçen bir video yayınlamasına rağmen hala İsrail ile ilişkilerden söz ediyorlar. Hala tehditler hala sözlerde kalıyor bir şeyler. Hem de herkes icraat beklerken.
Devlet bakanı diyor ki: 'İsrail ile yapılacak olan ortak tatbikatlar iptal edildi.' Vatandaş da diyor ki: 'Siz hala İsrail ile ortak tatbikat mı yapıyordunuz?'
Devlet bakanı diyor ki: 'İsrail ile ekonomik ilişkilerimiz tehlikeye girecektir, israil aç kalacaktır.' Vatandaş da diyor ki: 'Siz hala İsrail ile ekonomik ilişkiler mi yürütüyordunuz?'
Ben mi? Ben diyorum ki siyasetin de savaş uslubunun da şerefi kalmadı. 1. dünya savaşına giriş nedenimiz sadece Osmanlı Bayrağı taşıdığı için Rus limanlarını bombalayan yabancı bir gemi değil miydi? ( Türk gemisi diye yazan tarih yalan söylüyor )
Şimdi bırakın baskını, bombayı, Türk bayrağı taşıyan gemideki Türk insanları bilerek ve istenerek, 'one minute' sloganları ile dalga geçilerek öldürülmüş. Hem de İsrail Hükümetinin bizzat emri ile. Bizim Başbakanımız ise hala özür bekliyor. Hala tehditler savuruyor.
Ortadaki durum şu: İsrail Türkiye'yi nikahına almış. İsrail 'boş ol, boş ol, boş ol' diyip talak-ı selase yapmaz ise ilişkiler bitmeyecek. Çünki Türkiye imam nikahı durumunda söz söyleme hakkına sahip değil. Çünki erkek adam laf ile değil icraat ile belli eder adamlığını, erkekliğini...
Gerçek şu ki Türk Milleti'nin öfkesi gün geçtikçe diniyor, yine herkes işine gücüne dönüyor. Biz 3 ay önceki Mısır taşlamasını unutmadık mı? Hani ne oldu? Ne olsun, 3 ay sonra da bunu unuturuz, olur biter. Evli evine köylü köyüne.
Başbakanımız ve Bakanlarımız da hala şunu desin: 'İsraili uyarıyoruz, Filistin'in yanındayız'
Filistindeki halkın zulmünü bitirmemişsiniz, bitirmiyorsunuz ki, istediğiniz kadar yanında olun. Muhtemelen Amerika'da Filistin'in yanında. Bizden tek eksikleri Başbakanımız gibi 'Filistinin yanındayız' dememesidir herhalde.
Şu anki politika öfkeleri dindirme politikasıdır. Halkı uyutma politikasıdır.
İsrail Başbakanlığı resmi sitesinde apaçık video yayınlamıştır ve bu videoda hem Türk halkı ile hem de İslam ile dalga geçilmiştir.
Halkımız gemilerde 'One minute' sloganları ile dalga geçilerek ve bizzat İsrail hükümetinin emri ile katledilmiştir.
Devlet halkın güvenliği için vardır. Güvenliğimizi sloganlara ve laf kalabalığına teslim etmek istemiyoruz.
Buradan Başbakan'ımıza sesleniyorum: 'Sayın Başbakanım, size hep saygı duyduk, sizi hep sevdik, vallahi savunması en güç durumlarda bile savunduk sizi. Sizden ricamız bundan sonra da sizi sevmeye devam etmemiz için, bundan sonra da size saygı duyabilmemiz için bize sebep vermenizdir, İsrail'e icraatlarınız ile haddini bildirin, aksi takdirde halk ile aranızdaki diyalog aşağıdaki gibi olacaktır'
- Beni sevîîmisin?
- Sevmîîm
Hürmetler.