Sırbistan'ın 1995'te Srebrenica'da aralarında çocukların da bulunduğu 8 bine yakın erkeğin, bugün Bosna-Hersek sınırları içinde bulunan Republika Srpska ordusu askerleri ve Sırp paramiliter güçlerce öldürülmesi için özür dilemesi, dünya çapında bir tartışmayı tetikledi. Sırbistan, bu özrü gerçekten değiştiği ve milliyetçi at gözlüklerinden sıyrılabildiği için mi diledi, yoksa bu sadece Avrupa Birliği'ne katılma yolunda bir siyasi oyun mu?
Belgrad'da geçirdiğim bugünlerdeki gözlemleri, Sırbistan siyasetine ve toplumuna yönelik uzun vadeli olanlarla birleştirdiğimde, ülkede ciddi bir değişim sürecinin yaşandığını düşünüyorum. Sırbistan'ın güneydoğusundaki Novi Sad'dan Azrudin Pecanin'in sözleri aklımda; "Genciz, ama artık doğduğumuzdan beri, 'şanlı tarihimizle' ilgili hikâyeleri duymaktan sıkıldık. Sürekli geçmişle ilgili şeyler duya duya büyüdük; oysa herkesin geçmişi kendine göre parlak başarılarla dolu. Artık, geçmişin kötü yüzünü de görmenin zamanı geldi. Balkanlar bu hale geldiyse, geçmişe takılıp kalmak yüzünden geldi. Biz artık 'büyük ulusal meselelerin' esiri olmak istemiyoruz. Sadece gençliğe yakışan normal hayatlar istiyoruz".
Polje konuşması tarih oldu
Tabii, tablo tamamen de pembe değil. Adları, Sırbistan'ın Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Kosova Savaşı'nı kaybettiği tarihe atıfta bulunan, "1389" gibi aşırı milliyetçi gençlik grupları da yok değil. Sırbistan'ı yurttaşlarına karşı savaşa sürükleyen totaliter lider Slobodan Miloşeviç de, 1987'de Kosova Polje'de 1389'u "Bir daha Sırpları ezen olmayacak" diyerek gündeme getiren bir konuşmasıyla Sırp milliyetçiliğinin zirve yapmasına neden olmuştu.
Bugünkü 1389 hareketi, daha çok eşcinsellere ve Avrupa Birliği'ne karşı söylemleriyle, internet üzerinden taraftar toplamaya çalışıyor. Belgrad Üniversitesi'nden, 1389 ve Obraz gibi aşırı milliyetçi grupların sitelerini inceleyen uzman Zoran Dragişiç, "Eskinin derin devletiyle, şimdi interneti kullanmaya çalışan bu gruplar arasında açık bağlantı var. Eski devlet eliti, bu gruplar üzerinden yeniden canlanmaya çalışıyor. Miloşeviç döneminde elde ettikleri para kaynaklarını, aşırı sağın emrine sunuyorlar, fakat bu gruplar, Avrupa yandaşı çoğunluğun aklını çelebilecek ideolojik ve entelektüel derinliğe sahip değil" diyor.
Sırp derin devletinin tarihin derinliklerine gömülmesinde gençlik hareketleri, öğrencilerin Sırbistan'ın yüzlerce yıllık koyu milliyetçiliğinden bir nebze uzaklaşıp, ülkenin dünyaya açılması ve Avrupa'ya yönelmesine katkıda bulunarak önemli rol oynadı.
AB için büyük destek
Sırp Ortodoks Kilisesi Hayır Vakfı üyesi Ivan Tasiç, gençlerin Sırbistan'ın değişiminde itici güç olduğunu doğruluyor. Tasiç, "Bugün 40'larında olanlar, hayatın trenini kaçırdığını hissediyor. Onlar, Miloşeviç devrildiğinde her şeyin mükemmel olacağını sanıyordu. Böyle olmadı, ülkenin zaten Miloşeviç'in iktidara gelmesine neden olan bir sürü sorunu olduğu ortaya çıktı. Yaşı 35 üzerinde olanlar bıkkınlar. Fakat gene de, yeni nesiller için çaba göstermeleri gerektiğini düşünüyorlar" diye konuşuyor. Kamuoyu araştırmalarına göre, Sırbistan'da halkın yaklaşık yüzde 90'ı Sırbistan'ın Avrupa Birliği'ne üyeliğini destekliyor.
Bazı gençlik grupları için, Sırbistan'ın Srebrenica'nın açık seçik "soykırım" olarak tanımlanmaması kabullenilecek bir durum değil. Sivil toplum örgütü, İnsan Hakları İçin Gençlik Girişimi, çarşamba gecesi, Sırbistan Parlamentosu'nun önündeki kaldırım üzerine, "Ağır kelime: soykırım" yazdı. Örgütün yöneticisi Maja Stojanoviç, "Temiz ve geleceğe güvenle bakan toplumun yolu, geçmişle layıkıyla yüzleşmekten geçer. Kaldırıma tasarıda açıkça söylenmesi gereken kelimeyi yazarak, Sırbistan'ın yüzündeki kiri temizledik" diyor. Meraklısı için, sokağa yazan örgüt üyeleri beş saat gözaltında kaldıktan sonra haklarında bir suçlama yapılmadan serbest bırakıldı.
Kim ne dedi?
Tim Judah (The Economist'in Balkanlar uzmanı): Sırbistan, hâlâ siyasi kutuplaşmaların yüksek olduğu, milliyetçiliğin pençesindeki bir ülke. Bu karar da, mükemmel olmasa da büyük bir adım. Karara burun kıvırmadan önce, geçmişiyle yüzleşmekten kaçınan ülkelerin halini de akla getirmeliyiz.
Marcus Tanner (Balkanlar uzmanı gazeteci): Sırp Devlet Başkanı Boris Tadiç, Srebrenica konusunda ülkesinin kamuoyunun her zaman birkaç adım önünde gitti. Ama Boşnaklar için, askerî sorumlu Ratko Mladiç yakalanmadan adalet yerini bulmaz.
Hatice Mehmetdoviç (Srebrenica Anneleri Örgütü Başkanı): Eğer gerçekten özür dilemek istiyorlarsa, Mladiç adalet karşısına çıksın. Yoksa bu karar bizim için bir şey ifade etmiyor.
Hasan Nuhanoviç (Srebrenica'daki Hollanda'lı Birleşmiş Milletler askerlerinin çevirmeni): Ailemin, benim dışımda tüm erkekleri Srebrenica'da öldü. Ama bugün, sırf Sırplar yapıyor diye, yapılan doğru bir şeyi reddetmek zorunda değiliz.
Slavenka Drakuliç ("Belgrad'a dönmeyi neden reddettim" adlı yazıyla tartışma yaratan Hırvat yazar): Bugüne değin Sırbistan'ın geçmişiyle yüzleşmeyi reddettiğini düşünüyor ve eskiden kendimin de parçası olduğu bu ülkeye ayak basmayı reddediyordum. Ne var ki, bu adımı da takdir etmek zorundayım.
SEZİN ÖNEY/TARAF