$

Dolar

46,8627

Euro

53,4905

£

Sterlin

62,5994

Frank

57,9339

Gram Altın

6.184,2800

Bitcoin

2.982.757

$

Dolar

46,8627

Euro

53,4905

£

Sterlin

62,5994

Frank

57,9339

Gram Altın

6.184,2800

Bitcoin

2.982.757

Dünya

Müslümanca yaşam için ABD mi, Fransa mı?

Colombia Üniversitesi özellikle 11 Eylül'den sonra gündeme oturan "21. Yüzyılda Entegrasyon ve Müslüman Göçmenlerin Amerika ile Fransa'daki Sorunları" konusunu masaya yatırdı.

04.04.2010 - 00:42
Timeturk Editör
Müslümanca yaşam için ABD mi, Fransa mı?
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

"Çoğulcu demokrasiye sahip olan Batı ülkelerinde Müslümanların entegrasyonu daha kolay"

Batı ülkelerinde yaşayan ve 11 Eylül terör hareketi ile önemi daha da iyi anlaşılan 'Müslümanların yaşadıkları ülkede entegrasyonu', 20'ye yakın akademisyen katıldığı konferans ile Columbia Üniversitesi'nde masaya yatırıldı. Konuşmacılar Fransa ile Amerikan devletinin laiklik politikalarını dile getirirken her iki ülkenin uygulamaları kıyas edildi.

Fransa, Türkiye ve Amerika'da uygulanan laiklik politikaları üzerine çalışmaları bulunan ve bu konuda kitabı olan San Diego Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi Ahmet Kuru, ABD'de 375 İslami okul olduğunu ve başörtüsü yasağının bulunmadığını söyledi. Fransa da ise yalnızca 3 İslami okulun olduğuna dikkat çeken Kuru, ancak bu ülkenin devlet liselerinde başörtüsü yasağının olduğunu dile getirdi.

Columbia Üniversitesi'nin Afrika, Avrupa ile SIPA enstitülerince ortak düzenlenen "21. Yüzyılda Entegrasyonu ve Müslüman Göçmenlerin Amerika ile Fransa'daki Sorunları" başlıklı konferansa Fransa ile Amerika'dan öğretim üyelerinin yanı sıra üniversitenin öğrencileri katıldı.

Amerika'daki laiklik anlayışını "pasif" şekliyle değerlendiren ve yalnızca okullarda değil kamusal alanın her yerinde başörtüsü konusunda bir yasağı olmadığına vurguda bulunan Kuru şöyle devam etti: "Başkan (Barack) Obama Mısır'daki konuşmasında başörtüsü konusundaki yasağa karşı olduğunu açıkça dile getirdi. Yine Beyaz Saray'da gerek Obama gerekse diğer başkanlar döneminde iftarlar verildi buralara başı kapalı insanlar geldi. Amerikan posta servisi Arapça yazılı özel bayram pulu bastırdı. Hatta geçtiğimiz ay bir Türk imam Kongre'nin açılış konuşmasını yaptı ki tüm bunların anlamı Amerika'da laiklik din devlet ilişkileri daha toleranslı uygulanıyor."

Amerika'da dışlayıcı laiklik anlayışının olmadığının altını çizen Kuru, "Tam tersine dine daha hoşgörülü, daha anlayışlı olan ve bir yaklaşım söz konusu." dedi. Fransa'daki laikliğin dine karşı "dışlayıcı" anlayış şekliyle uygulandığını kaydeden Ahmet Kuru, bu ülkede ister İslam isterse Hıristiyanlığın olsun dinin kamusal alandan dışlandığını ifade etti. Fransa'da da dışlayıcı ve pasif laik savucularının olduğunu ve nüfusun yarıyarıya bölündüğünü kaydeden Kuru şunları aktardı; "Katolik okullar söz konusu olduğunda pasif laiklik savucuları bir hayli güçlü idi. Konu başörtüsüne gelince dışlayıcı laikler kendilerine büyük ortak buldular. Bunlar da İslamifobik dediğimiz, İslam'dan rahatsız olan ve Müslüman göçmenleri istemeyen gruplar. Fransa'da dışlayıcı laikler ile İslamifobik ve göçmen karşıtlarının ittifakı yüzde 70'lik kamuoyu desteği ile başörtüsü yasağını getirdi."

Amerika'da da İslam karşıtı olanların bulunduğu ancak buna rağmen bu ülkede dışlayıcı laikliğin uygulanmadığını belirten Kuru, ABD'nin daha demokratik daha çoğulcu bir anlayış ile yönetildiğini dile getirdi.

MÜSLÜMANLAR ENTEGRE İÇİN İKİ YÖNETEM ÜZERİNDEN HAREKET EDİYOR

Batı toplumlarında yaşayan Müslümanların kendilerini yaşadıkları ülkeye kabullendirme çabası içinde olduklarını belirten CUNY Üniversitesi Jay Jay Koleji Öğretim Üyesi Mücahit Bilici, bunu da iki yöntem ile yapmaya çalıştıklarını aktardı. Bunlardan ilkinin İslam'ın 'İbrahimi bir din' şeklinde tanımlanması olduğunu aktaran Bilici, "O zaman İslam tanıdık bir din haline geliyor. Batı insanında hepimiz İbrahim'in çocuklarıyız düşüncesine sevk ediyor. Bu da İslami bir karşıt, bir düşman din olduğu anlayışından çıkıp, tanıdık ya da kaybolmuş kuzen, kardeş geri geldi şeklinde bir anlayışı doğuruyor." dedi.

Müslümanların entegre olma çabalarından bir diğerini de Endülüs devletinin mirasına sahip çıkma ile izah eden Bilici şunları söyledi; "Endülüs ile şimdiki Batı'daki Müslümanlar arasında bir bağ varmış gibi bir yaklaşım içindeler. Endülüs devletinde zira Hıristiyanlar ile Müslümanların barış içinde yaşamış ve dünyaya çok kültürcülük ve çoğulculuğu öğrettiği bir dönem olmuştur hem de bunu Avrupa'da yapmış. Bu yaklaşım Müslümanların Batı dünyasından dışlanmamasında oynayabilecek önemli bir yaklaşımdır."

Türkiye'de insanların dinler arası diyalog konusunun çok iyi anlaşılamadığını savunan Bilici, bunun öneminin ancak Batı ülkelerinde yaşayan kimselerce çok daha iyi idrak edildiğini ifade etti. Batı'daki Müslümanların kendilerinden olmayan kişileri "Bunlar gavurdur bizi ilgilendirmez!" deme lükslerinin olmadığına dikkat çeken Mücahit Bilici, bu kişilerin farklı din ve kültürleri öğrenme zorunluluğu içinde olduğunu ifade etti. Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanların yaşadıkları ülkenin bayramlarını, önemli günlerini bilmeye çalıştıklarını anlatan Bilici, "Bilmeye çalışarak onların değer yargılarına saygı gösteriyorlar ki, yaşadıkları toplumdan dışlanmak istemiyorlar. İkinci kuşak Müslümanların yaşadıkları topluma entegresi çok daha hızlı ve daha az sorunlu oluyor." dedi.

İslamiyet'in evrensel mesajı içinde İslam'ın gittiği her kültürün değerlerini özümseyip aldığını kaydeden Bilici, "Yani oraya yerleşiyor. Her nerede olursanız olun ya da hangi zaman olursa olsun İslam evrensel mesajı içinde o döneme ve yere göre gelişiyor; o renk, üzerine siniyor. O nedenle artık Batılı bir İslam, Batılı bir Müslümanlık var. Bu da İslam'ın geniş tanımı içinde yer alan bir durum." ifadelerini kullandı.

Konferansın sabahki oturumunda konuşan Politecnio di Milano'daki enstitüde araştırmacı olan Nathalie Kakpo da Batı ülkelerinde Tarık Ramazan gibi Müslüman aydınların daha çok olmasının gerekliliğini söyledi. Tarık Ramazan'ın İsviçre'de doğduğu ve ikinci kuşak göçmen olduğunu aktaran Kapko, "Ancak öylesine entelektüel birikime sahip ki verdiği konferanslar ile peşinden hayran kitleleri oluşturuyor. Bu da Batı insanının İslam'a bakışını olumlu yönde etkiliyor." dedi. Yaşadıkları Batı toplumuna uyum sağlamış Müslümanların iş hayatlarında daha başarılı olduklarını kaydeden Kapko, "Aşırı uçtaki kimselerin ise uyum sorunu yaşadığı görülüyor. Bu da cihat fikrini hep kılıçla, silahla olacağı düşüncesini bu insanlarda diri tutuyor." diye konuştu.

Amerikan Üniversitesi öğretim üyesi Muhammed Nimer de konuşmasında, bulundukları toplumlar tarafından dışlanan Müslümanların yabancılaşma yaşadığını kaydetti. Katı laiklik anlayışının Müslümanları toplum hayatına girmede sıkıntıya soktuğunu ve uyum sorunları yaşandığını kaydeden Nimer, bu konuda Fransa'yı örnek gösterdi. Nimer, Fransız laiklik anlayışını artık hiçbir ülke tarafından örnek alınmadığını dile getirdi.

Kaynak: Cihan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın