$

Dolar

48,1054

Euro

56,1548

£

Sterlin

65,6582

Frank

59,9146

Gram Altın

7.154,9100

Bitcoin

3.830.252

$

Dolar

48,1054

Euro

56,1548

£

Sterlin

65,6582

Frank

59,9146

Gram Altın

7.154,9100

Bitcoin

3.830.252

Türkiye

'Türkiye'de hükümetler üstü meseleler var'

Ankara Sanayi Odası'nın toplantısında konuşan Gül, "Türkiye'nin siyaset ve hükümetler üstü, bundan önceki hükümetlerin de, bugünkü hükümetin de, bundan sonraki hükümetlerin de karşılaşacağı bazı önemli konular vardır." dedi.

21.01.2010 - 17:20
Timeturk Editör
'Türkiye'de hükümetler üstü meseleler var'
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Bir ülkenin önünü açan ve kapatan şey istikrardır. İstikrar, sadece bir ülkenin önünün görülebilir olması demektir. Bir ülkenin meselelerini soğukkanlılıkla alıp, konuşabilmesi, tartışabilmesi, bunları tartışırken de alabora olmaması demektir' dedi.

Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Genişletişmiş Meclis Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin daha iyileşmesi ve yatırımcıların önünün açılması için hukuk devleti olunması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

'Hukuk devleti deyince sadece siyasi anlam çıkmasın. Siyasi anlamda hukuk devleti her şeyin temeli ama ekonominin gelişmesi de sizlerin rahat çalışabilmesi de işçi-işveren meselelerinin suhuletle çözülebilmesi de yabancıların güvenip tasarruflarını getirip Türkiye'ye yatırabilmeleri de Türkiye'deki ekonomi, ticaret ve iş hukukunun açık, sarih ve en modern seviyeye çıkarılmasıyla ilgilidir. Bu söz konusu olmadığından bürokrasilerden, başka engellerden her zaman şikayet edilecektir. Bu noktada Türkiye'de köklü reformların yapıldığını görüyoruz. Daha da yapılması gereken çok şey vardır.'

ÜRETİMİ DE SANAYİYİ DE TÜRK İŞ ADAMLARI YAPACAK

Sanayinin ekonomide önemli bir yeri olduğuna işaret eden Gül, üreten ve istihdam eden bir sektör olan sanayinin zorluğunu da vurguladı. Türkiye küçük bir ülke olsaydı hizmet sektörüyle yetinilebileceğini, ancak nüfusu, coğrafyası ve siyasi değeri büyük olan bir ülkede sanayi ve üretimin ayrı bir yeri olduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:

'Üretimi de sanayiyi de yerli, Türk iş adamlarının yapacağına inanıyorum. Tabii ki yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmesi hepimizin teşvik ettiği bir husustur. Türkiye'nin hızlı kalkınabilmesi için kendi tasarruflarımız yetmiyor malum. Arapların da, Japonların da Rusların da Amerika'nın da Avrupa'nın da hepsinin tasarruflarını Türkiye'ye getirip değerlendirebilmemiz lazım. Ama yabancılar gelirken onların tercihleri farklı oluyor. Onlar gelirken, sizlere ortak olurken bir taraftan sizde sermaye birikimi de söz konusu oluyor. Ama yeni yatırımları yapacak olanlar o ülkelerin yerlileridir açıkçası.

Bu konuyu sanayi odasının özellikle takip, teşvik etmesi, hükümetler, ilgili diğer devlet organları ve bankalarla çok daha özel bir şekilde görüşmesi gerektiği kanaatindeyim. Dışarıdan da gelip direkt üretim yatırımı yaparlarsa amenna. Ama görünen şu ki bu, daha çok o ülkenin yerli sahipleri tarafından yapılmaktadır.

Sanayicilerin hizmet sektörüne kaydığını görüyorum. Bunu yaparken sanayiyi ihmal etmemeleri lazım. Bu konuda özellikle bankaların daha teşvik edici davranış içinde olmaları içerisinde olmaları gerektiğini de ifade etmek istiyorum.'

TÜRKİYE'DE HÜKÜMETLER ÜSTÜ MESELELER VAR

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bir ülkenin önünü açan ve kapatan şey istikrardır. İstikrar dediğimde çok geniş anlamda söylüyorum. Bir ülkenin önünün görünür olmasıdır. Bu, Türkiye'de çok önemlidir. Yakın tarihimize baktığımızda bunun analizini eminim ki en iyi sizler yapacaksınızdır. Çünkü sizler eli taşın altında olan insanlarsınız. Bunun ne demek olduğunu bilirsiniz. İstikrar tabii ki gereklidir ama bu, her şeyin çok otoriter bir şekilde yönetileceği anlamına gelmez. İstikrar, sadece bir ülkenin önünün görülebilir olması demektir. Bir ülkenin meselelerini soğukkanlılıkla alıp, konuşabilmesi, tartışabilmesi, bunları tartışırken de alabora olmaması demektir.

Türkiye'nin demokrasisinin güçlenmesi ve derinleşmesiyle gurur duyuyoruz. Bu konuda Türkiye'nin hala alması gereken mesafeler olduğuna da inanıyorum.

Hepimizin şu olgunluğu da göstermemiz gerekir; Türkiye'nin siyaset ve hükümetler üstü, bundan önceki hükümetlerin de, bugünkü hükümetin de, bundan sonraki hükümetlerin de karşılaşacağı bazı önemli konular vardır.

Bu önemli konuları soğukkanlılıkla almak, tartışmak, bunlarla ilgili farklı fikirler varsa bunlardan karşılıklı faydalanabilmek ve bu meseleleri çözüp Türkiye'nin yoluna devam etmesi gerektiğine de inanıyorum.'

Cumhurbaşkanlığı makamındaki bir kişi olarak Türkiye'nin meselelerini görmezlikten gelen bir durumda olmadığını vurgulayan Gül, Türkiye'nin hükümetler üstü meseleleriyle yakından ilgilenmenin de kendisinin görevi olduğunu belirtti. Gül, şöyle konuştu:

'Bu meseleleri görmez, kapının arkasına saklar, halının altına süpürürsek gelecek nesillerimize bunları yük olarak taşırız. Bugün karşılaştığımız bir çok meselenin daha önceki yıllarda daha kolay çözülebileceği kanaatindeyim. O zaman demek ki şartlar müsait olmamış. Bundan hiç kimseyi suçluyor değilim, yanlış bir anlaşılma olmasın. Ama bir gerçeği söylüyorum ki problemler küçükken, çok şüyu bulmadan, toplumu artık taraflara ayırmadan eğer ele alınır, gerçekçi, realist, modern dünyanın ulaştığı bir seviye dikkate alınarak çözülürse bundan o ülke, o toplum karlı çıkar. 'Aman bunları saklayalım, konuşmayalım' dediğimiz andan itibaren de gelecek nesillerimiz çok daha kronikleşmiş bir şekilde problemlerle yüz yüze gelir.'

TEMEL MESELELERDE MUTABAKAT VAR AMA İFADELER FARKLI

Herkesin birbiriyle uğraştığı ve birbirine karıştığı bir dünyada meselelerin ülkelerin kendi inisiyatifleriyle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Gül, bunun yanlış tarafa çekilmemesini isteyerek, yakın geçmişe bakıldığında neler olduğunun hatırlanacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, 'Bizlerin bunları büyük milli meseleler olarak görmesi lazım. Bu meselelerde başta siyasi partilerimiz olmak üzere, Türkiye'nin entelektüelleri, bilim adamları, önemli sivil toplum kuruluşları, önemli şahsiyetleri, büyük iş adamlarının bütün bunlara kafa yorması gerekir ve bunları yapıcı bir şekilde ele alarak götürmemiz gerektiği kanaatindeyim'diyerek, Mehmet Akif Ersoy'un, 'Geçmişten ders almamış oluruz. Eğer ders alsaydık tarih tekerrür eder miydi?' ifadelerini hatırlattı.

Türkiye'deki farklılıkların, zenginliklerin ayrışma unsuru olarak görülmemesini isteyen Cumhurbaşkanı Gül, 'Yoksa bunların acısını hep beraber çekeriz. Benim bu konulardaki hassasiyetim gayet açıktır. Aslında hepimizin hassasiyetinin aynı olduğu kanaatindeyim ama ifade ederken bazen yapıcı mı ifade ediyoruz yoksa yapıcı olmayan bir şekilde mi bu konular ifade ediliyor? Meselenin burada olduğunu düşünüyorum. Yoksa bu ülkenin siyasi partilerinin de kurumlarının da çok büyük bir kısmının temel meselelerde mutabakat içerisinde olduğuna inanıyorum ama çeşitli anlayışlar yüzünden bu konular ifade edilirken farklı ifade ediliyor' dedi.

(AA)

Haberi Hazırlayan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın