Gül, ilgili devlet başkanlarından gerekli talimatları vermesini istedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'İKÖ Tercihli Ticaret Sisteminin bir an önce işlerlik kazanması bizleri İKÖ içi ticaretin geliştirilmesinde çok daha ileri noktalara taşıyacaktır.
Bu bakımdan halen 4 ülke tarafından onaylanan Menşe Kurallarının da en az 6 ülke tarafından daha bir an önce onaylanması gerekmektedir.
Bu bağlamda saygıdeğer devlet başkanlarının gerekli talimatları vermelerinin önemini vurgulamak istiyorum' dedi.
Gül, İKT Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 25. toplantısı çerçevesinde gerçekleştirilen İSEDAK Ekonomi Zirvesinde, İSEDAK'ın üye ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğini geliştirmek, dayanışmayı artırmak ve bunun için gerekli altyapıyı oluşturmak amacıyla kurulduğunu hatırlatarak, bu konuda tercihli ticaret sisteminin kurulması, ticaretin finansmanı, özel sektör kuruluşları arasında işbirliği ve kapasite artırımına yönelik faaliyetler gibi projelere öncülük edildiğini belirtti.
İşbirliğinin önümüzdeki dönemde daha ileriye taşınabilmesi için, İSEDAK'ın kurumsal yapısının güçlendirilmesi, finansman imkanlarının araştırılması, yenilenen vizyonuyla uygulanabilir projeler geliştirilmesi gereğini dile getiren Gül, bunun için üye ülkelerin daha güçlü bir siyasi irade ortaya koymaları ve gereken takip ve kararlılığı göstermelerinin taşıdığı öneme işaret etti.
Gül, gelişmiş ülke piyasalarında geçen yıl yaşanan aksaklıkların 1930 ekonomik buhranından bu yana yaşanan en büyük küresel ekonomik krizi tetiklediğini anımsatarak, 'Küresel ekonominin etkin yönetiminin sağlanabilmesi için gelişmekte olan ülkelerin de büyüyen ekonomileriyle orantılı bir söz hakkında sahip olması gerekmektedir.
Krizden en çok zarar gören en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sorunlarına da çözüm üreten yaklaşımlara ihtiyaç bulunmaktadır.
G20 platformunda bu yaklaşımları yansıtan istişarelere yer verilmesi sevindirici bir gelişmedir. Bu bağlamda G20 platformunda yer alan İKÖ üyesi ülkelerin önemli bir misyon ifa edeceklerine inanıyor ve bu platformda daha çok sayıda İKÖ üyesinin yer almasını temenni ediyoruz' diye konuştu.
Şehirleşme, göç, sanayileşme gibi küresel değişimler ve iklim değişikliği konusunda işbirliğinin, bu sorunlarla mücadelede başarı oranını ciddi oranda artıracağını belirten Gül, su kaynakları üzerinde ciddi baskılar bulunduğuna işaret etti.
'TÜRKİYE, SU KAYNAKLARININ ETKİN KULLANILMASINI HEDEFLEYEN POLİTİKALARI HIZLA HAYATA GEÇİRMEKTEDİR'
Gül, 'Bu bağlamda Türkiye, su kaynaklarımızın etkin kullanılması ve tasarrufun sağlanmasını hedefleyen politikaları hızla hayata geçirmektedir. Su kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetimi konularında tecrübelerimizi İSEDAK üyesi ülkelerle paylaşmaya hazırız' dedi.
Türkiye'nin enerji politikalarına da değinen Gül, enerji sepetini çeşitlendirmek suretiyle, enerji arz güvenliğini sağlamayı, küresel enerji güvenliğine katkıda bulunmayı, transit rolünü güçlendirmeyi ve uzun vadede bir enerji merkezine dönüşmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Bu konuda önemli mesafe kaydedildiğine işaret eden Gül, 'Ulusal ekonomilerin artan karşılıklı bağımlılığı çerçevesinde İSEDAK üyesi ülkelerin enerji arz ve güzergah çeşitlendirmesi konusunda işbirliğinde bulunmaları önem arz etmektedir.
Ayrıca üretici, tüketici ve transit ülkeler arasındaki diyalog da üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir husustur' şeklinde konuştu.
Gül, İSEDAK'ta insan kaynaklarının etkin şekilde idare edilmesinin önemini vurgulayarak, ekonomilerin en önemli unsurunun insan olduğunu akılda tutarak girişimciliği ve yenilikçiliği teşvik eden politikalar izlemeye özen gösterilmesi gerektiğini, bu bağlamda insanların iyi eğitim almaları ve dünyada gelişen veya yeni oluşan sektörlere rahatlıkla uyum sağlayabilecek bilgilere sahip olmaları için gereken imkanlarının yaratılması ihtiyacını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
'2005 yılında kabul ettiğimiz 10 yıllık eylem programıyla, 2015 yılında üye ülkeler arasındaki ticaret hacminin yüzde 20'ye çıkarılmasını hedefledik, Bu doğrultuda İKÖ üyesi ülkelerin toplam dış ticaret hacminde İKÖ içi ticaretin yüzde 16'lara yükseltilmesini memnuniyetle karşılıyoruz.
Öte yandan Türkiye'nin İKÖ ülkeleriyle olan ticareti son 8 yılda 5 kat artmıştır. Bu artışın sürmesi konusundaki kararlılığımızı burada yinelemek isterim.
Yürürlüğe girmesi için 10 ülke tarafından onaylanması gereken PRETAS olarak isimlendirdiğimiz Tercihli Tarifeler Protokolünü Bangladeş ve Katar'ın yürürlüğe koyacakları müjdesi bizleri ziyadesiyle sevindirmiştir.
İKÖ Tercihli Ticaret Sisteminin bir an önce işlerlik kazanması bizleri İKÖ içi ticaretin geliştirilmesinde çok daha ileri noktalara taşıyacaktır.
Bu bakımdan halen 4 ülke tarafından onaylanan Menşe Kurallarının da en az 6 ülke tarafından daha bir an önce onaylanması gerekmektedir.
Bu bağlamda saygıdeğer devlet başkanlarının gerekli talimatları vermelerinin önemini vurgulamak istiyorum.'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin, küresel gelişmeleri ve jeopolitik gereklilikleri bir arada değerlendirmenin somut bir göstergesi olarak, hem Batı dünyası ile hem İslam ülkeleri ile yoğun ticari ve ekonomik ilişkiler içerisinde olduğunu vurgulayarak, 'Ülkemizin takip etmekte olduğu AB üyeliği süreci ile İSEDAK kapsamındaki çalışmaları, dış politikamızın birbirini dışlayan değil destekleyen unsurlarıdır' dedi.
Gül, Başkanlığını yaptığı İSEDAK'ın 25. toplantısı çerçevesinde gerçekleştirilen Ekonomi Zirvesinde yaptığı konuşmada, İKT Tercihli Ticaret Sisteminin, ticaret bakanları tarafından 1 Ocak 2009 tarihinde işlerlik kazanmasının hedeflendiğini anımsatarak, söz konusu sisteme ilişkin bu hedefin bir yıl gecikmeyle de olsa gerçekleştirilmesi amacıyla konuk devlet başkanlarına, anlaşmaların imzalanması ve onaylanması için gerekli süreci en kısa zamanda tamamlamaları çağrısında bulundu.
Aynı çerçevede İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü tüzüğünün en kısa sürede üye ülkeler tarafından onaylanarak yürürlüğe gireceğine inancının tam olduğunu ifade eden Gül, İKT ülkelerinin üyesi bulundukları EİT ve D-8 gibi bölgesel ekonomik kuruluşlarla İSEDAK'ın faaliyetlerinde eş güdüm sağlanmasının yararlı olacağı kanaatini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Gül, geçtiğimiz yıl yaşanan gıda krizinin, tarım alanındaki işbirliğinin geliştirilmesinin önemini ortaya koyduğunu, tarımın, ülkelerin birçoğu için özellikle fakirliğin azaltılmasında hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
İKÖ üyesi ülkelerde çok sayıda insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu gözönünde bulundurarak tarımsal işbirliği ve gıda güvenliği alanında başta acil olmak üzere orta ve uzun vadeli programların geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğini belirten Gül, diğer taraftan zengin bir tarihe, köklü medeniyetlere, doğal güzelliklere ve kültürel birikime sahip ülkelerin turizm alanındaki işbirliğini kuvvetlendirmelerinin özellikle istihdamın artırılmasında ciddi katkılar sağlayabileceğini söyledi.
BALKAN ÜLKELERİNDEKİ MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR
İSEDAK'ın gerçekleştirdiği faaliyetlerin başarılı olmasını sağlayan temel etkenin, üye ülkelerin İKÖ Genel Sekreterliğinin ve İKÖ kuruluşlarının sağladıkları katkıların süreklilik arz etmesi olduğunun altını çizen Gül, önümüzdeki dönemde İSEDAK'ın, çalışmalarını küresel gelişmeler ışığında ve üye ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda daha ileri noktalara taşıyacağını ifade etti. Abdullah Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'İKÖ'nün ve İSEDAK'ın çalışmalarının meyvelerini tam anlamıyla toplayabilmek için uluslararası meselelerin çözülmesinin taşıdığı önem aşikardır. Bu anlayışla oluşturulacak dayanışma ortamında İKÖ üyesi ülkelerin yanı sıra üye olmayan ülkelerdeki Müslüman topluluklarının da dahil edilmeleri önem taşımaktadır. Bu çerçevede Balkan ülkelerindeki Müslüman toplulukları her zaman gözönünde bulundurmak gerekmektedir. Türkiye, Balkan ülkeleriyle ilişkilerine özel bir önem atfetmektedir. Bu kapsamda bilhassa Bosna-Hersek'teki gelişmeler tarafımızdan yakından izlenmektedir. Bu vesileyle, geçtiğimiz ay Ankara'da toplanan İKÖ Bosna-Hersek Temas Grubu'nun bugün İstanbul'da bir kez daha toplanacak olmasından memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim.
Türkiye, küresel gelişmeleri ve jeopolitik gereklilikleri bir arada değerlendirmenin somut bir göstergesi olarak, hem Batı dünyası ile hem İslam ülkeleri ile yoğun ticari ve ekonomik ilişkiler içerisindedir. Ülkemizin takip etmekte olduğu AB üyeliği süreci ile İSEDAK kapsamındaki çalışmaları, dış politikamızın birbirini dışlayan değil destekleyen unsurlarıdır.'
'BÖLGESEL SORUNLAR, BAŞTA BÖLGE ÜLKELERİNCE SAHİPLENİLMELİ'
İSEDAK üyelerini doğrudan veya dolaylı etkileyen sorunların çözümüne Türkiye'nin stratejik konumu, tarihi birikimi, coğrafi ve kültürel bağları ve barışı koruma faaliyetlerindeki deneyimlerinin bahşettiği imkanlardan yararlanmak suretiyle yapıcı katkılarda bulunma gayreti içinde olduğunu dile getiren Gül, bu anlayışın, başta Filistin meselesi, Arap-İsrail ihtilafı, Irak ve Lübnan'daki durum olmak üzere, Ortadoğu kapsamında olduğu kadar, Afganistan, Sudan, Somali ve diğer ülkeleri derinden etkileyen tüm sorunlar için geçerli olduğunu söyledi.
Türkiye'nin 2009 yılında Su Forumu, Medeniyetler İttifakı Forumu ve son olarak Dünya Bankası-IMF Yıllık Toplantıları gibi çok çeşitli konularda uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaptığını hatırlatan Gül, tüm bu faaliyetlerle uluslararası sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yana olan tavrı bir kere daha ortaya koyduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin, bölgesel sorunların başta bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözümlerin de bölge ülkelerince üretilmesi gerektiğine inandığını, bu çerçevede bölgesel girişimlere ortak olduğunu ve bölgesel örgütlerle kurumsal çerçevede ilişkilerini geliştirdiğini anlattı.
Bu meyanda Türkiye'nin Arap Ligi ile Türk-Arap Forumunu oluşturduğunu, Körfez İşbirliği Konseyi ile stratejik diyalog mekanizması geliştirdiğini belirten Gül, tüm bunların bölgeye ve bölge ülkeleriyle ilişkilere verilen önemin işareti olduğunu kaydetti.
Abdullah Gül, komşularla karşılıklı çıkarlara saygı, iyi komşuluk, dostluk, işbirliği ve dayanışmaya dayalı örnek ilişkiler tesis etmenin öncelikli hedefleri olduğunu, Suriye ile mükemmel düzeyde gelişmekte olan ilişkilerin bunun en bariz örneklerinden birini oluşturduğunu ifade etti.
'TÜRKİYE-IRAK İŞBİRLİĞİ, KİLİT ÖNEME SAHİP'
Irak'ta Ocak 2010'da yapılması planlanan parlamento seçimlerinin, ülkedeki istikrar ve demokratikleşme çalışmaları açısından büyük önem taşıdığının altını çizen Gül, şöyle konuştu:
'Türkiye, Irak halkının bu kritik dönemi sorunsuz şekilde atlatabilmesini teminen, Irak'ta istikrar, güvenlik ve milli uzlaşıyı hakim kılma çabalarına destek vermeyi sürdürmekte, Iraklı tüm siyasi grupları, sorunlarını siyasi diyalog ve milli mutabakat ruhu içerisinde çözmeleri için teşvik etmektedir.
Bağdat'ta geçtiğimiz günlerde meydana gelen terör saldırıları, güvenlik alanında elde edilen kazanımlar, siyasi adımlarla desteklenmediği müddetçe Irak'taki güvenlik durumunun kırılganlığını muhafaza edeceğini bir kez daha maalesef açıkça göstermiştir. Irak'ın komşuları ve dostları olarak, Irak halkının yanında olduğumuzu göstermemiz gereken bir süreçten geçtiğimize inanıyoruz. Türkiye ve Irak arasındaki işbirliğinin her alanda geliştirilmesinin bölge istikrarı ve refahı için kilit öneme sahip olduğunu sürekli vurguluyoruz ve bu uğurda çaba gösteriyoruz.'
Cumhurbaşkanı Gül, bu bağlamda Ekim ayında düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı vesilesiyle Irak ile ilişkilerde yeni bir dönem başladığını dile getirerek, söz konusu toplantı neticesinde Türkiye ile Irak arasında 48 mutabakat muhtırası imzalandığını hatırlattı.
'SORUNLAR, VİZYONER BAKIŞ AÇISIYLA ÇÖZÜLEBİLİR'
Bu muhtıralarla iki ülke arasında kapsamlı ekonomik bütünleşmenin önünün de açıldığını belirten Gül, 'Enerjiden ticarete, sağlıktan bayındırlığa, su kaynaklarından ulaştırmaya kadar olan geniş bir yelpazede uygulayacağımız projelerle İSEDAK üyesi ülkelerin de desteğiyle Mezopotamya havzasını bir ortak istikrar ve refah alanı haline getirme hususunda kararlıyız' dedi.
Abdullah Gül, benzer bir mekanizmayı Suriye ile de tesis ettiklerine değinerek, kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin bakanlar düzeyindeki ilk toplantısının Ekim'de yapıldığını anımsattı.
Orta Doğu bölgesinin iç içe geçmiş sorunlarının çözümünün ancak bu sorunların bölgesel ve uluslararası nedenlerini anlayan vizyoner bakış açısıyla çözülebileceğine dikkati çeken Gül, 'Yıllar boyunca kronikleşmeye yüz tutmuş bu sorunların tam anlamıyla nihayete erdirilmesi de şüphesiz zaman gerektirecektir. Uluslararası toplumun da desteği olmadan Orta Doğu'da kapsamlı, adil ve kalıcı çözüme ulaşılması imkansızdır. Ne var ki, bölgede uzun süredir özlenen barış ve huzur ortamının oluşturulabilmesi için bölge ülkeleri olarak bizlere de önemli ve öncelikli sorumluluklar düşmektedir' şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugüne kadar İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine evsahipliği yapamayan Türkiye'nin 2014 yılındaki zirveyi düzenlemeye talip olduğunu hatırlatarak, üye ülkelerin, bu konuda desteklerini esirgemeyeceklerine inandığını belirtti.
İKT Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin (İSEDAK) 25. toplantısı çerçevesinde gerçekleştirilen İSEDAK Ekonomi Zirvesinin açılışında konuşan Gül, Filistin sorununa değinerek, sorunun İsrail devletiyle yan yana, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yaşayan ve başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması temelinde çözüme ulaştırılmadan bölgede barış ve istikrarın sağlanmasının imkansız olduğunu kaydetti.
'İki devletli çözümün sorgulanması ve bazı koşullara bağlanması bölgede barışa ulaşılmasını güçleştirecektir' diyen Gül, Filistinliler arasındaki bölünmüşlüğün de Filistin davasına zarar verdiğine işaret etti. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
'Tüm çabaların, barış müzakerelerinin yeniden başlatılması üzerinde yoğunlaştığı bugünlerde Kudüs'teki kutsal mekanlarda yaşanan gerginlikler ayrı bir endişe kaynağıdır. Bu bağlamda, geçmişte yaşanan acı olaylardan ders çıkarılarak tek taraflı, kışkırtıcı uygulamalardan kaçınılması, barış çabalarının sekteye uğratılmamasına özen gösterilmesi elzemdir. Gazze'de geçtiğimiz yıl yaşanan insanlık dramı hepimizi derinden yaraladı. Tek taraflı ateşkeslerin ilanından bu yana 10 ay, Şarm el-Şeyh'te Gazze'nin yeniden imarı için yaptığımız taahhütlerin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen bölgedeki durumda iyileşme kaydedilememiştir. Acilen tedbirler alınmaz ve Gazze'ye yardım ve yeniden imar malzemelerinin girişi sağlanamazsa kış aylarına girdiğimiz bu günlerde Gazze'deki kardeşlerimizin hayatları daha da zorlaşacaktır.'
Türkiye'nin Filistin'e yönelik desteklerinin devam edeceğini kaydeden Gül, Türkiye'nin Güney Kafkasya'da kalıcı bir barış ve istikrarın tesisi ile Orta Asya ülkelerinin bağımsızlıklarının pekişmesi, siyasi istikrar ve demokratik değerler içinde sosyo-ekonomik kalkınmalarının sağlanması konusunda destek çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.
'AFGANİSTAN, GÜÇLÜKLERİ BERABERLİK VE DAYANIŞMA İLE AŞACAKTIR'
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin Afganistan'da ISAF'ın komutasını iki kez üstlendiğini hatırlatarak, burada başarının, sadece askeri yöntemlerle elde edilemeyeceğini; siyasi, diplomatik, ekonomik ve kültürel araçların da etkin şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.
'Zorlu koşullar altında ve Afgan halkının cesaretli ve kararlı duruşu' sayesinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Hamid Karzai'yi tebrik eden Gül, Türkiye'nin, seçimleri takip eden dönemde Afganistan'ın karşı karşıya bulunduğu güçlükleri beraberlik ve dayanışma içinde aşacağı inancında olduğunu belirtti.
İran'la ilişkiler konusunda ise iki ülke ilişkilerinin, içişlerine karışmama, iyi komşuluk ve güvenlik alanında işbirliği şeklindeki ana ilkelere dayandığına işaret eden Gül, bu çerçevede İran ile ekonomik ve ticari konular dahil olmak üzere ilişkilerin geliştirilmesini arzuladıklarını kaydetti.
Gül, 'İran'ın nükleer programı hususundaki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması amacıyla, İran'la p5 1 ülkelerinin 1 Ekim 2009 tarihinde gerçekleştirdikleri doğrudan görüşmeyle başlayan diyalog sürecini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Devam etmesini beklediğimiz bu görüşmelerin somut ve olumlu sonuçlara vesile olmasını diliyoruz. Türkiye, bu soruna diplomatik bir çözüm bulunmasına yönelik süreci kuvvetle desteklemeye ve kolaylaştırıcı bir rol oynamaya devam edecektir' diye konuştu.
AFRİKA'DA YENİ BÜYÜKELÇİLİKLER
Sahra'nın güneyindeki Afrika bölgesinde yer alan İSEDAK üyeleri içerisinde Türkiye'nin halen Nijerya, Sudan ve Senegal'de büyükelçilikleri bulunduğunu kaydeden Gül, İSEDAK üyesi Fildişi Sahili, Kamerun, Mali, Nijer ve Uganda'da da büyükelçilik açma işlemlerini tamamlamak üzere olduklarını bildirdi.
Gül, ikinci aşamada ise Burkina Faso, Çad, Gine, Moritanya ve Mozambik olmak üzere 5 İSEDAK üyesinde daha büyükelçilik açılacağını söyledi.
Afrika'nın açlık ve yoksulluk gibi milyonlarca insanın hayatını derinden etkileyen ciddi sorunlarının herkes tarafından bilindiğinin altını çizen Gül, bu sorunlarla mücadele edilmesinin öncelikli sorumlulukları arasında yer alması gerektiğini söyledi.
Gül, Somali'de yaşanan gelişmelere de değinerek, 'Bölgenin istikrarı açısından büyük önem taşıyan bu ülkede yaşanan zorlukların aşılmasında İKT özel bir rol üstlenmeli. Somalili kardeşlerimiz sıkıntılarıyla başbaşa bırakılmadıklarını bilmelidir' dedi.
KIBRIS MESELESİ
Kıbrıs meselesine ilişkin olarak ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şunları kaydetti:
'Bildiğiniz gibi Türk tarafı, 2004 yılında BM çözüm planına destek vererek adil bir çözüme taraf olacağını tüm dünyaya açıkça göstermişti. Ne yazık ki, karşı tarafın bu planı kabul etmemesi nedeniyle o dönemde bir çözüm sağlanamadı. Türkiye, yeniden başlayan çözüm sürecine bu defa da kuvvetli biçimde destek vermektedir. İKT üyesi ülkelerin Kıbrıslı Türk kardeşleri üzerindeki haksız baskıların ve ambargoların ortadan kaldırılması için mümkün olan her türlü desteği vermeleri ricamızı burada bir kere daha ifade etmek istiyorum.'
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da İSEDAK çerçevesinde yürütülen tüm işbirliği çabalarına gerekli desteği sağlamaya ve ortak sorunları diğer küresel platformlara taşımaya devam edeceğini belirterek, sözlerini 'Bugüne kadar İKT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine evsahipliği yapamamış olan Türkiye'nin 2014 yılındaki zirveyi düzenlemeye talip olduğunu hatırlatarak, tüm üye ülkeleri bu konuda bizden değerli desteklerini esirgemeyeceklerine olan inancımı belirtmek isterim' diyerek tamamladı.
AA