Yüce, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde yazılı ve görsel basında tartışılan ''Türk çayında radyoaktivite'' konusu ve konuyu gündeme taşıyıp tartışan kişilerin son derece düşündürücü olduğunu belirtti.
Türkiye'de bu konudaki otoritenin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) olmasına rağmen konunun uzmanı kurum ve araştırma kuruluşları yerine bu konuda hiçbir eğitimi ve bilimsel geçmişi olmayan bir takım kişilerin kamuoyunu yanılttığını savunan Yüce, şunları kaydetti:
''Ülkemiz ve bölgemiz açısından stratejik öneme sahip olan çayın bilimsel desteği olmayan dedikodularla karalanmaya çalışılmasının, kısa ve uzun vadede kimlere çıkar sağlayacağı ve ülkemize, özellikle bölge insanına neler kaybettireceği çok iyi hesap edilmelidir.
ÇAYKUR bugün olduğu gibi geçmişte de her konuda sorumluluk bilinci içerisinde üzerine düşeni yapmıştır. Çernobil nükleer santralindeki patlamanın ardından TAEK ile temasa geçerek çalışmaları başlatmıştır. Bölgede TAEK tarafından başlatılan çalışmalar bitki, toprak ve insan üzerinde yapılmış, 2000 yılı dahil yapılan çalışma ve taramalarda insan sağlığını tehdit eden bir durum olmadığı sonucuna varılarak çalışma tamamlanmıştır.''
Yüce, Avrupa Birliği'nin Çernobil sonrası ithalat koşullarının süt ürünlerinde 370 Bq/litre, diğer gıdalar için ise 600 Bq/litre olduğunu bildirerek, şöyle devam eti:
''TAEK ülke çapında çay ve çay toprakları dahil her bölgeden rutin olarak toprak ve gıda maddeleri numuneleri almakta ve ölçüm yapmaktadır. Herhangi bir ürün veya bölge toprağı ile ilgili tehlikeli bir değer tespit edildiğinde bakanlığı bilgilendirme zorunluluğu vardır. Halen tüm diğer gıdalarda ve bölgelerdeki değerlere paralel olarak çay ve çay toprakları ile ilgili de herhangi bir olumsuz sonuç tespit edilmemiştir.
Dünyadaki çeşitli kaynaklardan gıda zincirine giren radyoaktivite ile mukayese edildiğinde ne çay, ne bölgemiz, ne de bölgedeki diğer ürünlerimiz tehdit altındadır. Son yıllarda Türk çayı pestisid kalıntısı içermemesi sebebi ile en güvenli çay olarak dünyada kendine yer edinmeye başlamışken milli ürünümüzü karalamanın hangi amaca hizmet ettiğini anlamak mümkün değildir. Bunun için gerekli hukuki işlemler yapılacaktır.''
AA