$

Dolar

47,9097

Euro

55,5631

£

Sterlin

65,0007

Frank

59,0513

Gram Altın

6.775,4800

Bitcoin

3.037.244

$

Dolar

47,9097

Euro

55,5631

£

Sterlin

65,0007

Frank

59,0513

Gram Altın

6.775,4800

Bitcoin

3.037.244

Türkiye

Erdoğan: Demokrasiden Taviz Vermeyeceğiz

Başbakan Erdoğan, "Hükümet politikalarını çeteler eliyle, mafya eliyle, gizli senaryolarla, kirli ilişkilerle şekillenebileceğine inananlar, karşılarında hukuku bulurlar" dedi.

04.10.2009 - 00:59
Timeturk Editör
Erdoğan: Demokrasiden Taviz Vermeyeceğiz
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyetimizin temel nitelikleri olan demokrasiden, laiklikten, sosyal devletten ve hukuk devleti anlayışından taviz vermeden ülkemizi, milletimizi ve devletimizi yüceltmeye devam edeceğiz" dedi.

Erdoğan, ASKİ Sosyal Tesislerinde düzenlenen AK Parti 3. Olağan Kongresi'nde, yeni bestelenen, birlik mesajı içeren "Işık Buradan Yükselir" şarkısı eşliğinde salonu selamladıktan sonra partinin kuruluşu ve iktidar sürecinin anlatan sinevizyon gösterisinin ardından partililere hitap etti.

Bu parti, bu hareket ve bu kadronun, milletin rotasından başka bir rota tanımadığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bundan sonra da tanımayacak. Bu partiye, toplumdan kopuk olan elitler yön belirleyemez. Bu partiye, küçümseyerek bakan seçkinler rota çizemez. Bu parti milletin hukukunu ayaklar altına alan çeteler sirayet edemez. Zira üzerimizdeki yük, aziz milletin yüküdür. Üzerimizdeki emanet top yekin milletin emanetidir. Biz bu yükü yere düşürmedik. Bundan sonra da düşürmeyeceğiz. Dikkat edin, iktidarda bulunduğumuz 7 yıl boyunca üzerimizdeki bu emaneti düşürmek isteyenler oldu. Millet iradesini gölgelemek, milletin arzu ve taleplerini çiğnemek isteyenler oldu. Bizi demokrasi yolunda, ilerleme yolunda, kalkınma yolunda alıkoymak isteyenler oldu. Tahriklerle, provokasyonlarla, kirli senaryolarla Türkiye'yi karanlık mecralara sevk etmek isteyenler oldu. Hiç birine boyun eğmedik. Hiçbirine prim vermedik. 3 Kasım 2002 bu ülke için bu ülke ve millet için milat olmuştur. 3 Kasım'dan itibaren bu ülkede siyaset tartı, yönetim anlayışı, demokrasinin standardı, devlet millet kaynaşması köklü şekilde değişmiştir.

Millet iradesinin seçimlerin dışında bir yolla değiştirilebileceğine inananlar, artık karşısında milleti bulurlar. Demokrasinin ertelenebileceğini, zafiyete uğratılabileceğini vehmedenler, karşılarında milleti bulurlar. Hükümet politikalarını çeteler eliyle, mafya eliyle, gizli senaryolarla, kirli ilişkilerle şekillenebileceğine inananlar, böyle bir gayretin içine girenler, karşılarında hukuku bulurlar. Milleti, bulurlar, Ak Parti iktidarını bulurlar."

AK Parti'nin Türkiye'yi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaya kararlı olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Cumhuriyetimizin temel nitelikleri olan demokrasiden, laiklikten, sosyal devletten ve hukuk devleti anlayışından taviz vermeden ülkemizi, milletimizi ve devletimizi yüceltmeye devam edeceğiz. AK Parti'de yozlaşma bekleyenler, beyhude beklerler; yıpranma bekleyenler, beyhude beklerler. AK Parti'de yorgunluk, bıkkınlık, heyecansızlık, durgunluk bekleyenler beyhude beklerler. Meyve veren ağaç taşlanır. 7 yıl boyunca türlü iftiralara, karalama kampanyalara, asılsız ithamlara maruz kaldık. Her birini alnımızın akıyla aşmayı başardık. Bize hile yapanlar, kendi hilelerine aldandılar. Bize tuzak kuranlar, kurdukları tuzağa kendileri düştüler.

AK Parti, iktidarın eritici gücünü, yozlaştırıcı etkisini, yıpratan özelliğini tersine çevirdi. Kimliğinden felsefesinden, ideallerinden asla kopmayan, hak ve hukuktan asla uzaklaşmayan, Türkiye'nin ve türk milletinin menfaatlerini korumaktan asla vazgeçmeden iktidarda nasıl büyünebileceğini, nasıl ayakta kalınabileceğini gösterdi. Girdiği 4 seçimden de birinci parti olarak çıkarak, istikrarı önce siyasetten başlattı."

Doğu'daki 57 vekilden 43'ü Ak Partili

AK Parti'nin Doğu Anadolu'da toplam 57 milletvekilliğinin 43'ünü, Güneydoğu'da ise 54 milletvekilliğinin 37'sini kazandığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Doğu Anadolu'da bağımsızlar 9, CHP 3, MHP ise sadece 2 milletvekili çıkardı. Güneydoğu'da ise bağımsızlar 13, CHP 3, MHP 1 milletvekili çıkarabildi. Aynı tablo, 29 Mart 2009 seçimlerinde de tekrar etti. Doğu ve Güneydoğu bö lgemizde bulunan 23 ilimizde, AK Parti ortalama yüzde 40 oy oranına ulaşarak yine birinci parti oldu. Buna karşılık, AK Parti'nin bölgedeki en yakın takipçisi DTP ise yüzde 25 oy oranına ulaşabildi. CHP bölgeden yüzde 8, MHP ise yüzde 7 oy alabildi. Şimdi, bu tablo son derece önemli. Bu tablo şunu gösteriyor. Bu ülkenin batısı da, doğusu da, kuzeyi ve güneyi de AK Parti'ye umut bağlıyor, AK Parti'nin kendisini hayal kırıklığına uğratmadığına, uğratmayacağına inanıyor ve emaneti gönül huzuruyla AK Parti kadrolarına yüklüyor.

AK Parti'nin kadroları, Edirne'nin, Tekirdağ'ın, İstanbul'un, Kocaeli'nin, Yozgat'ın, Çankırı'nın, Çorum'un, Kırşehir'in sorunlarını çok iyi bildiği, çok iyi takip ettiği gibi, Diyarbakır'ın, Muş'un, Bitlis'in, Tunceli'nin, Şanlıurfa'nın, Mardin'in, Batman'ın, sorunlarını da çok iyi biliyor ve çok yakından takip ediyor.

AK Parti'nin kadroları, Aydın'ın, Muğla'nın, İzmir'in, Antalya'nı n, Afyon'un, Rize'nin, Trabzon'un, Hatay'ın sakinleriyle iletişim kurabildiği kadar, Iğdır'ın, Ağrı'nın, Şırnak'ın, Hakkari'nin, Van'ın sakinleriyle, oralardaki vatandaşlarımızla da iletişim kurabiliyor, gönül köprüsünü oralarla da inşa edebiliyor. Ülkenin bir meselesi varsa, AK Parti'nin ona sırtını dönme seçeneği asla ve asla yok. Ülkemde kanayan bir yara varsa, AK Parti'nin ona ilgisiz kalma, alakasız kalma lüksü asla ve asla yok. Ülkemde yükselen bir talep varsa, AK Parti'nin ona karşı kör, sağır, dilsiz olma ihtimali yok.

Türk, Kürt ve Alevi meselesi benim meselemdir

Türk kardeşimin meselesi benim meselemdir. Kürt kardeşimin meselesi benim meselemdir. Alevi kardeşimin meselesi benim meselemdir. Azınlıkların meselesi, benim meselemdir. Bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı her bir kardeşimin meselesi benim meselemdir. İşte onun için 'milli birlik' diyoruz. İşte onun için 'demokratik açılım' diyoruz."

Erdoğan meselenin "Sivas'ın doğusuna geçemeyen partilerin anlayabileceği, kavrayabileceği bir mesele olmadığını" belirterek, "Sivas'ın batısına geçemeyenler bu meseleye bizim kadar samimi yaklaşamaz" dedi.

Türkiye'nin belli illerinde, belli bölgelerinde varlık gösterebilenlerin, Türkiye'nin tamamına hitap edemeyenlerin, Türkiye'yi bir bütün olarak ele alamayanların bu sorunları çözemeyeceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Onlar, 'Küçük olsun, ama benim olsun' derdindeler. Biz bunu yapamayız, yapmadık ve yapmayacağız. Tüm Türkiye'yi kucaklayamayanlar, Türkiye partisi olmaktan çıkıp bölge partisine dönüşenler, milletimizin hissiyatını bir bü tün olarak algılayamazlar. Türkiye'yi zihinlerinde, siyasetlerinde, teşkilatlarında bölenler, bizi Türkiye'yi bölmekle itham edemezler. Bugün Türkiye'de birlik siyasetinin, bütünlük siyasetinin yegane adresi AK Parti'dir. 30 yıldır bu ülkenin ne batısında, ne de doğusunda annelerin feryadı duyulmadı.Evladını yitirmiş annenin ne hissettiği anlaşılmadı. Doğurduğu, emzirdiği, üzerine kol kanat gerip büyüttüğü yavrusu, al yıldızlı bayrağımıza sarılmış tabut içinde gelen annelerin acısı paylaşılmadı."

Erdoğan, bir Anadolu türküsünün sözlerini okuyarak Türkiye'nin meselelerinin bu türkünün, ağıdın ve yakarışların karşılığını bulmak oldu ğunu ifade ederek, "Meydanlarda hamasetle bu iş çözülmüyor. Onun için diyoruz ki ne biliyorsan onu söyle. Hizmetkarın olalım, doğruları paylaşalım, beraber bunu ortadan kaldıralım diyoruz. Bildiğimizi, düşündüğümüzü dayatalım demiyoruz gel beraber yapalım diyoruz. Onun için de İçişleri Bakanımızın koordinasyonunda bugüne kadar çalıştık, çalışıyoruz. 11 Ağustosta partimizin grup toplantısında da ifade ettim.

Doğudaki anne ile batıdaki anne, gencecik yavrularının başında aynı Fatiha'yı, aynı Yasin'i okuyorsa, aynı ağıdı yakıyorsa, cemaat aynı kıbleye yöneliyorsa, buna rağmen bu acılar yaşanıyorsa, burada çok ama çok ciddi bir yanlış vardır. Herkes, çözümü devletten bekliyorsa, herkes çözümü siyasetten bekliyorsa, buna gözünü yummak, buna duyarsız kalmak akıl karı mıdır? Böyle bir yaklaşım, demokrasiden başka, siyasetten başka, hukuktan başka kapıların açılmasına seyirci kalmak demek değil midir?"

Erdoğan, AK Parti'nin her meseleyi siyaset içinde, hukuk içinde, demokrasi içinde konuşulabileceğini, tartışılabileceğini, çözülebileceğini düşündüğünü ifade ederek,Türkiye'nin her sorunu hal yoluna koyabilecek bir donanıma, bir birikime ve bir özgüvene sahip olduğuna inandıklarını belirtti.

Gayemiz annelerin gözyaşlarını dindirmek

Son derece halis duygularla, son derece samimi hislerle, son derece hasbi niyetlerle yola çıktıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada iki şey var. Bir hesabı olanlar var, iki hasbi olanlar var. Hesabı olanları milletim hesaba çekecek. Ama hasbi olanları da benim milletim her zaman olduğu gibi mükafatlandıracak.

Annelerin gözyaşını dindirmekten, babaların yürek sızısını gidermekten başka hiçbir gayemiz yok. Kimse AK Parti'ye, AK Parti iktidarına 'ülkeyi bölüyorsunuz' diyemez. Bunu diyenler AK Parti'ye en büyük ithamı yapmış olur. Bu ülkeyi, 780 bin kilometre kare, 72 milyon vatandaşıyla birlikte arşınlayacaksın, metrekaresine kadar ulaşacaksınız. Dağ, taş demeyeceksin. Köydes projesiyle yolu olmayan, suyu olmayan yerlere ulaşacaksın, orada vatandaşınla kucaklaşacaksın. Ondan sonra da sen bölücü olacaksın, öyle mi? Kaç kere gittin acaba oralara? Tanır mısın acaba oranın yollarını? Hiç gittin mi, kucakladın mı, sarıldın mı, okşadın mı, derdin nedir sordun mu? Yok. Ama utanmadan, sıkılmadan bir de kalkacaksın, diyeceksin ki Türkiye'yi bölüyorlar. Türkiye'yi asıl bölen sizsiniz, siz.

Sizin ta kendiniz bu ülkeyi yıllardır maalesef etnik ifadelerle böldünüz. Hiç bir zaman kucaklayamadınız. Ama biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Romanıyla istisnasız bütün vatandaşlarımı aynı şekilde kucaklıyor ve seviyoruz. Ayırmak yok. Etnik kimlikler alt kimliktir dedik. Bir de bizim üst kimliğimiz var. O da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımızdır. Burada da birleşeceğiz. AK Parti'li işte budur. Biz böyle biliyoruz, böyle yürüyeceğiz. Öyle mi Diyarbakırlı bacım?"

"Ülkeyi asıl bölen MHP'dir"

Erdoğan, salonda bulunan Diyarbakırlı kadınlara yönelerek, "Diyarbakır'daki bütün bacılarımıza bunları anlatıyor musunuz? Zılgıt o zaman zenginleşir. O zaman güç kazanır. Kapı kapı anlatacağız" diye konuştu.

Bu süreci yılmadan, usanmadan devam ettireceklerini, parlamentoda önce milletvekillerince konuyu müzakere edeceklerini, daha sonra da bütün Türkiye'yi dolaşacaklarını belirten Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın iki aydır konuya ilişkin sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, düşünce grupları, yazılı ve görsel yayınların temsilcileri ve akademisyenlerle görüştüğünü anımsattı. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Havuzda şu anda bir şeyler birikti. Bu kongreden sonra MHP kararını açıkladığı için, ret cevabı verdiği için, gerek yok. CHP yazılı cevap vermediği için ben bir yazılı davet isteyeceğim. Verirler veya vermezler. Vermeleri halinde gideceğim, konuşacağım. Konuştuktan sonra da ona göre yolumuza devam edeceğiz. Biz bu konuda bağcıyla uğraşmıyoruz bizim tek derdimiz barışın, özgürlüğün, kardeşliğin markası olan üzümü yemek. Ve slogan atarak, iftira atarak, ağır ithamlarla süreci tahrik ederek açılımları baltalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Cenaze törenlerinden, stad tribünlerine kadar neler yaptıklarını görüyorsunuz değil mi? Bu provokasyonları kimler ne için yapıyor, milletim biliyor. Futbolu dahi tahriklerine alet edecek kadar bu ülkenin kardeşliğinden haz etmiyorlar. Cenazelerimizde bizim slogan atılmaz. Bağırıp, çağrılmaz. Tekbir dahi getirilmez. Bunları biz bu işin ehli olanlardan öğrendik. Ama ehli olanlar musallanın başında söylemelerine rağmen onlar bakıyorsunuz kendilerine has sloganlarıyla, kendilerine has işaretleriyle, kendilerine siyasi rant devşirmenin gayreti içerisindeler. Ve maalesef cenaze namazında da durmazlar. Şehide saygın varsa gel görevini yap. Bırak slogan atmayı, bırak orada bu işin adabı içerisinde olmayan şeyleri yapmayı."

Bütün bu yaşanan olumsuzlukları sabırla karşıladıkları nı, sabırla da karşılamaya devam ettiklerini ifade eden Erdoğan, hiç bir zaman kötüyü kendilerine örnek almayacaklarını, yapılan ayrımcılığı, haksızlığı onaylayan, suskunluk ve pişkinlik içerisinde olmayacaklarını vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Stadlarda atılacak her gol kalemize atılacaktır. Orada atılacak her gol, bizi küme düşürecektir. Orada atılacak her gol, düşmanlığın, çatış manın, ayrışmanın hanesine yazılacaktır. Gelin, kardeşlik adına, dostluk adına, birlik ve beraberliğimiz adına gol atalım. Zorlu bir süreçteyiz, zor bir dönemeçteyiz, sabır isteyen, soğukkanlılık isteyen, suhulet isteyen bir değişim sürecindeyiz.

Terör piyasasından nemalananlar, kirli oyunlarını sergilemeye devam edecekler. Biz o oyunları hep birlikte bozacağız, millet olarak, el ele, gönül gönüle bozacağız. Ve bu demokratik açılım sürecinde öncelikli terör sorunu var. Etnik unsurların sorunları var. Azınlıkların sorunları var. İşsizlik sorunları var. Ülkelerle olan sorunlarımız var. Aklınıza ne geliyorsa tüm sorun alanları bu açılım içerisinde yer alıyor. Aziz milletimizden rica ediyorum; kışkırtmalara, tahriklere, galeyana prim vermeyin, fitne ve fesadı aranızda barındırmayın. Bizim yolumuz barış yoludur, yolumuz kardeşlik yoludur.

Allah'ın izniyle, milletimizin hayır dualarıyla biz bu kardeşlik sürecini nihayete erdireceğiz. Göreceksiniz Türkiye kazanacak, Türkiye'nin 81 vilayeti birden kazanacak, 780 bin kilometrekare vatan toprağının her bir karışı, 72 milyon vatandaşımızın her biri kazanacak. Bizim samimiyetimizi sorgulayanları, bizim vatan ve millet sevgimizi istismar konusu haline getirenleri cemaziyelevvellerini aziz milletim de çok iyi biliyor.

TRT tüm dünyaya seslenecek

Bizim yaptıklarımız, bu ülkeye kazandırdıklarımız her şeyi açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. İşte TRT ŞEŞ, işte TRT TÜRK, işte TRT AVAZ. Şimdi tüm Ortadoğu'ya, Arap dünyasına seslenen TRT kuruluyor, o da yayına başlıyor. Nereden nereye. Güneydoğu'da AK Parti iktidarı olağanüstü hali kaldırdı. Fakat şimdi bunu kimse konuşuyor mu? Bunları unutmayın. Dünyanın 26'ıncı ekonomisiydik şimdi 17'inci ekonomisiyiz. Yüzde 63 faizle devlet borçlanıyordu, şimdi tek haneli rakama indik. Faiz yüzde 30'du, dün açıklandı yüzde 5.27'ye geldik. Yüzde 30'dan buraya enflasyon canavarı ne olacak diyenler bunu konuşsunlar."

Başbakan Erdoğan Türkiye'nin borcunun da yüzde 74'lerden yüzde 45'lere gerilediğini belirterek, bu oranın daha da aşağılara çekileceğini söyledi. Dünyanın en gelişmiş ülkesinde dahi işsizliğin yüzde 10 seviyesinde oldu ğunu, Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden İspanya'da işsizlik oranının yüzde 19'lara dayandığını anlattı. Erdoğan, Türkiye'de işsizlik oranın yüzde 12 seviyesinde bulunduğunu belirtti.

Türklerin, bilinen en eski yazılı anıtlarının Moğolistan'daki Orhun Kitabeleri olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Onlara biz sahip çıktık, AK Parti iktidarı sahip çıktı. Moğolistan hükümetiyle işbirliği içinde o tarihi anıtları dünya mirasına biz kazandırdık. Müzeyi kurduk, 42 kilometrelik Karakurum-Orhun Kitabeleri yolunu yaptık. Makedonya'da Mustafa Paşa Camii'nin restorasyonunu bitirme aşamasına getirdik. Priştina'da Fatih Camii'ni biz restore ettik. Kosova'da, Murat Hüdavendigar Türbesi'ni restore ettik, yeniden gün yüzüne çıkarttık.

Mescidi Aksa'nın cinisini yeniliyoruz

Kırım'da Zincirli Medrese ve Sultan Giray Han Türbesine biz sahip çıktık, restorasyonlarını yaptık, bitirdik. Konya'da Selimiye Külliyesi'ni, Beyşehir Eşrefoğlu Külliyesi'ni, Akşehir Ulu Camii'ne Sahip Ata Medrese ve Camisi'ni tamir ettiğimiz gibi; Bosna'da Drina Köprüsü, Trablusşam'da Mevlevihane, Şam'da Süleymaniye Külliyesi'ni biz yeniden inşa ediyoruz. Kudüs'te Mescid-i Aksa içindeki Kubbetüs Sahra'nın çinilerini biz yeniliyoruz. Yine Kudüs'te, Yusufiye Osmanlı mezarlığının çevre düzenlemesini de biz yaptık. Kırım'da, Kırım Tatarlarına bin konut inşa ediyoruz, Afganistan'da 50 den fazla okul, 11 hastane, 168 su kuyusu, köprü, yol, meslek lisesini de biz yapıyoruz.

İstanbul'a Fetih Müzesi'ni yaparken, Çanakkale'yi unutmadık, kendi kaderine terk edilmiş şehitliklerimizi, şehitlerimize yaraşan, Çanakkale ruhuna yaraşan şekilde yeniden düzenledik. Çanakkale'nin, o şehitliklerin, o buram buram tarih kokan, her karışı Mehmetçiğin kanıyla sulanmış toprakların eski halini bilirsiniz. 1973'te Gelibolu'yu Milli Park ilan ettiler, onun dışında da hiçbir şey yapmadılar. Geldik, 2003 yılından itibaren burası için 50 milyon TL harcadık. Bir de şimdi gidin görün. Mutlaka gidin. Çocuklarınızı yanınıza alın, eşinizi yanınıza alın, Çanakkale'ye, Gelibolu'ya, şehitliklere mutlaka gidin ve orada bir Fatiha okuyun.

1998-2002 yılları arasında Türkiye genelinde sadece ve sadece 46 eserin restorasyonu yapılabilmişti. Biz ise, 2002-2008 yılları arasında toplam 3 bin 363 adet tarihi eserimizin restorasyonunu gerçekleştirdik. Samsun'da, Polatlı'da, Amasya'da Kurtuluş Savaşımızın hatırasını yücelten biz olduk."

Başbakan Erdoğan, tekrar AK Parti genel başkanı

AK Parti Genel Başkanlığı'na, İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçildi.

AK Parti'nin, ASKİ Spor Salonu'nda yapılan 3. Olağan Büyük Kongresi'nde, Genel Başkanlık seçimi için bin 463 delegeden bin 363'ü oy kullandı. Geçerli oyların bin 362'sini alan Erdoğan, genel başkanlığa seçildi.

Divan Başkanı Bülent Arınç, Erdoğan'ın İstanbul'da IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen Uluslararası Finans Enstitü sü gala yemeğine katıldığı için teşekkür konuşması yapamadığını, partililere sevgi ve saygılarını ilettiğini bildirdi.

AK Parti 3. Olağan Büyük Kongresi'nde, genel başkanlık geçiminin ardından Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve Genel Merkez Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulunun seçimlerine geçildi.

Kaynak : Anadolu Ajansı

Haberi Hazırlayan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın