$

Dolar

46,5321

Euro

53,0122

£

Sterlin

61,5360

Frank

57,2914

Gram Altın

6.007,9500

Bitcoin

2.834.696

$

Dolar

46,5321

Euro

53,0122

£

Sterlin

61,5360

Frank

57,2914

Gram Altın

6.007,9500

Bitcoin

2.834.696

Dünya

Lübnan'da tehlike çanları çalıyor

Arap basında bugün bir türlü yeni hükümeti kuramayan ve aynı zamanda İsrail'in olası saldırısının hedefi olan Lübnan ön plana çıkıyor. İşte bunlardan birkaçı...

12.09.2009 - 17:58
Timeturk Editör
Lübnan'da tehlike çanları çalıyor
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Ramazan'da dahi Müslümanları mübarek Aksa Mescidi'ne ulaşıp namaz kılmaktan alıkoyan işgalci İsrail yönetimi de gündemde yerini alan bir diğer konu.

Leyla Ebumellal / TİMETURK

Arap basını bugün bir türlü yeni hükümetini kuramayan Lübnan'a geniş yer veriyor. Bir yandan ülkenin yaşadığı hükümet krizden çıkması için alternatif yollar sunulurken öte yandan İsrail'in yaşadığı iç ve dış sorunlardan kurtulmak için bu ülkeyi kendisine hedef seçebileceği uyarıları yapılıyor. Ayrıca İsrail yönetiminin Filistinlileri Aksa Mescidi'ne ulaşmaktan alıkoyması eleştiriliyor. Filistinlilerin bu durum karşısında ancak Aksa'yı kurtarma hırslarının artacağı belirtiliyor.

Suudi Arabistan'dan yayımlanan El-Vatan gazetesi bugünkü 'Lübnan ve Yeniden Kriz Tüneli' başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; 'Hükümeti kurmaktan sorumlu başbakan Saad El-Hariri'nin hükümeti kurmaktan aciz kalması, işler henüz felaket ya da siyasi bir kriz boyutuna ulaşmamışsa da tehlike zilini çalıyor. Çıkış yolu ise ufukta açıkça görüldüğü üzere hükümetin şekillendirilmesi teklifini tekrarlamasıdır. Ancak bu arada bu acziyet, başkan Michel Süleyman'a krizin aşılmasında daha merkezi bir rol oynama fırsatı verecek.

Başkan Süleyman Lübnan'daki en belli adres. Zira Lübnanlıların üzerinde birleştiği tek isim kendisidir. Ayrıca barışçıl hareketin ilk noktası da odur. Şu ana kadar başkan Süleyman anlaşmazlıkların giderilmesi ve değişik görüşlerin yaklaştırılması girişiminde iyi bir rol oynadı. Ancak kriz tüneli, saygınlığı, uyumluluğu ve işlerin idaresinde kendisine gerçek bir itibar kazandıran askeri deneyimi bulunmasına karşın bu meselede anayasal olarak hareket etmede fazla yetkiler taşımayan başkanın başarısızlığından başlamaktadır.

Lübnan'da bariz isimlerden bir diğeri ise Hizbullah. Müttefiklerine karşı gevşek davranmak istemiyor. Bugün ana sorunu onlar teşkil etmektedir. Ancak oluşuma karşı bile olsa Hizbullah'ın son hitabı her zamanki gibi gergin değildi. Bu da görüşmeler için daha fazla kapı açılmasını sağlıyor. Belki de oluşum haritasının küçük oyuncularla çizilmesi girişimlerinin yenilenmesi yerine Müstakbel Akımı ve Hizbullah arasında görüşlerin yaklaştırılması başlangıç noktası olur.

İSRAİL SOYUTLANMADAN KURTULMAK İÇİN LÜBNAN'A SALDIRABİLİR

Londra'dan yayımlanan El-Kudsu'l Arabi gazetesi bugünkü 'Lübnan: Savaş İhtimalleri Büyük' başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; 'İsrail Bünyamin Netenyahu hükümeti çok yönlü bir kriz yaşıyor. Bunların bazıları başta dışişleri bakanı Avigdor Lieberman olmak üzere bazı bakanlarının yolsuzluklara karışmasına dönen iç sorunlar olup bazıları da işgal edilmiş Filistin topraklarında yerleşimi devam ettirmekte ısrar etmesinden kaynaklanan dış sorunlardır.

Orada bu krizden çıkmak için iki çıkış ihtimali bulunmaktadır. Bunlardan ilki bölgede ve dünyada kartları karıştıracak bölgesel bir savaşa girmek, ikincisi de işgal altındaki Kudüs ve Batı Yaka'daki yerleşimlerde yeni konutlar inşa etme planından geri adım atmak ve aşırı radikal sağcı partiler yerine uluslararası platformda daha çok kabul gören taraflarla ittifak kurmaktır. Tzipi Livni başkanlığındaki Kadima Partisi de bu ittifakın omurga kemiğini oluşturacaktır.

Bundan önceki tecrübeler İsraillilerin kötüleşmeye giden iç ve dış sorunlar yaşadıkları her seferinde savaş seçeneğine başvurduğunu ortaya koydu. Bu nedenle Netenyahu'nun Arap bölgesinde kendisini uluslararası soyutlanmadan kurtaracak, Amerika ve Avrupa'nın hükümetine yerleşimi durdurması için yaptığı baskıların hafifletilmesini ve İsrail'in Yol Haritası'ndan kopmasını sağlayacak bir savaş başlatmak için herhangi bir bahane ortaya atması uzak bir ihtimal değil.

Orada fitilini Netenyahu'nun ateşleyeceği yeni savaşa aday iki meydan bulunuyor. Bunlardan ilki nükleer reaktörlerini vurma girişimi bahanesi altında İran, diğeri de İsrail'in gelişen askeri gücünden ötürü korkularını artıran Hizbullah'ın varlık gösterdiği güney Lübnan cephesidir. Ayrıca İsrail Ordusu 2006 yılında direnişe karşı tattığı hezimetin intikamını da almak istemektedir.

İran cephesine karşı savaş Amerika'dan yeşil ışığa ihtiyaç duymaktadır. Şu anki idarenin ise Afganistan ve Irak'ta iki ağır yenilgi yaşadığı bir vakitte bölgede yeni bir savaşa girmeye niyeti yoktur. Lübnan'a saldırmak ise Amerika'dan herhangi bir izni gerektirmemektedir. Gerekli olan tek şey uygun bahanelerin varlığıdır.

Bu yıl Lübnan'ın baharı yazından daha sıcak olabilir. Ülkenin Hariri hükümetinin oluşturulamaması nedeniyle içinde bulunduğu krizin yanında İsrail'in ürkütücü saldırı ihtimali Lübnan'dan kaynaklanan, bölgesel ve üçüncü olarak da sırf İsrailli sebeplerle mevcuttur. Dünkü roketler ve İsrail'in buna verdiği cevap bu bağlamda önemli bir göstergedir.

İŞGALCİNİN ENGELLEMELERİ ANCAK HIRSI ARTIRIYOR

Ürdün'den yayımlanan El-Düstur gazetesi bugünkü 'Namaz Kılmaya Gelenlerin Korkutulması Aksa'yı Özgürleştirme Israrını Artırıyor' başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; 'Siyonist işgal yönetiminin namaz kılmak isteyenleri mübarek Aksa Mescidi'ne ulaşmalarını ve orada namaz kılmalarını engellemesi bu işgalcinin insan haklarını, uluslararası yasaları ve toprakları işgal edilen halka dini ibadetlerini özgürce eda edip ibadet mekanlarına ulaşabilme hakkı veren Dördüncü Cenevre Konvansiyonu'nu çiğnemekteki ısrarını açıkça ortaya koymaktadır.

Siyonist işgal çetelerinin namaz kılmak isteyenleri korkutması ve Aksa Mescidi'nde namaz kılmalarını engellemesi, yerleşime, Yahudileştirmeye ve etnik temizliğe dayalı düşmanca hedeflerini ve planlarını Uluslararası Meşruiyet Yasalarına aldırış etmeden devam ettirmekteki ısrarını ortaya koymaktadır. Bu ise onların (Müslümanların) ilk kıbleyi; harameyni-ş Şerifeyn'in üçüncüsünü özgürleştirmekteki ısrarlarından başka birşeyi artırmayacaktır.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın