Hamza Muhammed / TIMETURK
Arap basını bugün, Irak ile Suriye arasında, Bağdat'ta meydana gelen patlamaların akabinde patlak veren ve aracıların girişimlerine rağmen bir türlü çözülemeyen krize geniş yer veriyor. Konu bağlamında El-Maliki'nin Suriye'yi suçluları barındırdığı yönünde şiddetli suçlamalarının Irak cumhurbaşkanlığı konseyi tarafından hoş karşılanmadığına ve ülkede bölünmeye yol açtığına dikkat çekiliyor. Öte yandan Amerika'nın Afganistan'da sürdürdüğü savaşta kazanmak için hiçbir girişimde bulunmadığı, Washington'un Kabil'deki ABD büyükelçiliğinin taleplerine cevap vermediği iddia ediliyor.
Mısır'dan yayımlanan El-Ehram gazetesi bugünkü 'Suriye-Irak Krizi Nereye Gidiyor?' başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; 'Irak başbakanı Nuri Maliki, Şam ve Bağdat arasındaki krizin sona erdirilmesi için bölgesel arabulucuların; başta da Türkiye ve İran'ın başarısız kaldığını gösterir şekilde çıktı ve Suriye'ye karşı etkili konuşmasını yaptı. Maliki şöyle dedi; 'suçluları kucaklayanlar, sonunda mutlaka bedelini ödeyecek'. Aynı zamanda Irak hükümeti, Güvenlik Konseyi'nin Amerikan kuvvetlerinin geçen Haziran ayının ortasında Irak şehirlerinden çekilmesinin ardından güvenlik açısından yaşanan gerginliğe karşı plan çerçevesinde uluslararası bir tahkik komisyonu kurulması teklifini tartışmasını bekliyor. Hükümetin bu talebi Irak siyasi güçleri arasında bölünmeye yol açtı.
İşte iki ülke arasındaki kriz böylece yeni bir tırmanış seviyesine girmiş oluyor. Bölgede ya da dışında bu krizi gerçekten çözmeye niyetli bir taraf var gibi gözükmüyor. Amerika, Ulhuslararası Toplum'a Iraklıların Amerikan güçleri Irak şehirlerinden çekildikten sonra kendilerini korumaya güç yetiremediklerine dair bir mesaj iletmek istiyor. İran, Suriye'yi Amerika ve Batı'ya dönük yönelimlerinden ve
İsrail ile müzakerelerini sürdürmesinden alıkoymak istiyor.
Araplar Irak için kendisini toprakları üzerinde kanlı çatışmalara katılma riskinden uzak tutacak bağımsız net bir stratejinin bulunmadığı karmaşık bir konumla karşı karşıyadır.
IRAK YÖNETİMİNDE AYRILIK
Londra'dan yayımlanan El-Kudsu'l Arabi gazetesi bugünkü 'Yeni Irak'ta İki Başın Çatışması' başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; 'Irak başbakanı Nuri Maliki , Suriye'ye Bağdat'ta Çarşamba günü meydana gelen kanlı patlamaların ardında yer alan Baasçı liderleri barındırdığı yönünde şiddetli suçlamalarından sonra dara düşmeye başladı. Zira Irak Cumhurbaşkanlığı Konseyi bu suçlamalara resmi olarak itiraz ederek Nuri Maliki'den konuya bakması üzere uluslararası bir mahkeme kurulmasını talep etti.
Maliki ve Celal Talebani liderliğindeki cumhurbaşkanlığı konseyi arasındaki ilişkiler hiç de dostça değildi. Ancak konseyden dün yayınlanan bildiri ile bunun ortaya çıkması iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların gelecek günlerde ya da aylarda tırmanışa geçeceği izlenimi veriyor.
Başkanlık bildirisinden daha tehlikelisi ise Talebani'nin Irak başbakanına ve Arap Birliği'ne mesajlar yönelterek bu mesajlarda konseye danışmadan adım atmanın anayasa ve kanunlara aykırı olduğunu vurgulamasıdır. Çünkü Irak anayasası, temel meselelerde danışmanın zorunluğunu açıkça içermektedir.
Kesin olan şu ki Maliki hem içerde hem de dışarda kaybetmeye başladı.
AMERİKA SAVAŞI KAZANMAK İÇİN ÇABA SARFETMİYOR
Londra'dan yayımlanan El-Şarku'l Ewsat gazetesi yazarlarından Anthony Cordesman 'Afganistan'da Savaş Nasıl Kaybedilir?' başlıklı makalesinde şöyle diyor; 'Amerika önümüzdeki üç ay zarfında Afganistan'da sürmekte olan savaşta zafer elde edemeyecek. Hatta ne şekilde olursa olsun sınırlı bir zafer, gelecek senelerde durak bilmeyen çabaları gerektirecektir. Ancak savaşı basit bir şekilde kaybedebilir. Stanley A. McChrystal'e strateji ile ilgili değerlendirmeler sunan danışmanlık grubunda çalışmam aracılığıyla biliyorum ki zafer için hiçbir basit adım dahi atılmadı. Ancak bu savaşta bizim kaybetmemize neden olabilecek sebepleri açıkça gördüm.
Kaynakların eksikliği savaşın kaybedilmesindeki en önemli sebeplerden sayılmaktadır. Öyle ki 2002-2008 yılları arasında Amerika, güçlerine zafer kazanmaları için gerekli mal ve liderlik göndermedi. Bu da yarım yüzyıllık bir çabayı heder etti. Amerika, Afganistan'ın birçok yerinde Taliban Hareketi'nin ve cihatçıların kullanabileceği türden siyasi boşluklar bıraktı. Washington, Kabil'deki Amerika büyükelçiliği takımı daha fazla destek istediğinde cevap vermedi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları ne şekilde olursa olsun aşırı merkezci ve yolsuz, yönetim simsarlarının, uyuşturucu tüccarlarının elinde bir araca dönüşen, buna ek olarak da neredeyse tüm bakanlıkların temel gereksinimlerini sağlamaktan yoksun kalan hükümetteki tehlikeli boşlukları dolduramayacak.
İşin kötüsü Beyaz Saray'daki ve dışişleri bakanlığındaki etkin şahıslarla diğer kurullar bu gerçekleri görmezden gelmeye gayret gösteriyor. Onlar Ikenberry ve McChrystal'e Washington'a gelmeleri ve kuvvet olsun, sivil uzman olsun, mal olsun, sivil-askeri tamamlayıcı bir plan koymaya kadar ihtiyaç listesi sunana kadar çok sayıda stratejik kavramlar sunmaları için baskı yapıyor. Ayrıca askeri-sivil bir tamamlayıcı planın ortaya konması çabalarını engellemek ve Ikenberry ile McChrystal'e Nato güçlerinin ve Birleşmiş Milletler'e tabi yardım kurumlarının çabalarının birleştirilmesinin desteklenmesi içib ihtiyaçları olan herşeyi vermekten kaçınmak maksadıyla da baskı uyguluyor.
Bu unsurlar başarılı olursa başkan Obama, George Bush gibi başarısız bir savaşın komutanı olmuş olacak. Savaşın siyasi, askeri ve maddi sonuçlarını bir seneliğine azaltmakta belki başarılı olabilir. Ancak o, zafer kazanmak için fırsatımızı heder etme yolunda. Bu da sadece siyasi sorunlar topluluğunu başka ve daha kötü sorunlarla değiştirme, bizi sürekli bölgesel bir sorunla başbaşa bırakma sonucunu doğuracak.