Leyla Ebumellal / TIMETURK
Bugünkü El-Kuds El-Arabi Gazetesi'nin yorumunda ''Irak'ta Banka Soygunu'' başlığı altında şöyle deniyor: Eski rejimin devrilmesinin üzerinden 6 sene geçti. Buna rağmen Irak'ta durumlar her yönden kötüden daha kötüye gidiyor. Öyle ki su yok, elektrik yok, işsizlik artıyor, güvenlik kesinlikle bulunmuyor, yolsuzluk ve kamu malının yağmalanmasında dramatik bir artış görülüyor. Büyük felaket ise bankaları hedef alan soygunlarla geldi. Bunu yapanlar ise iktidardaki koalisyona ve devletteki büyük şahsiyatlara tabi fertler.
Iraklılar bugünlerde Irak başkan yardımcısı Adil Abdulmehdi'nin basın ofisinin Bağdat Bankası soygununa şahsi korumalarından birinin de katıldığını onaylamasından sonra Karrada Bölgesindeki; hükümetin örtmeye çalıştığı El-Zeviyye Bankası soygunu skandalından nadiren konuşuyor. Bu silahlı soygunda 8 kişi ölmüştü.
Irak'a aralarında mal ve bölgelerde nüfuz kavgası yapmakta olan bir militanlar grubu tarafından yönetilmektedir. Sıradan vatandaş da bu çatışmanın kurbanı olmakta, bedelini güvenliği, kanı ve çocuklarının rızkıyla ağır bir şekilde ödemektedir.
Eğer iktidardaki koalisyon partileri aralarında uzlaşamıyor, istenen güvenliği sağlayamıyor, temel ekonomik kurumları koruyamıyorsa kendisinden farklı olanlarla nasıl uzlaşacak?
Birleşik Arap Emirlikleri'nden yayınlanan El-Beyan Gazetesi'nde ''Zafer Stratejisi'' başlığı altında şöyle deniyor: Amerika başkanı Barack Obama'nın ''teröre karşı uluslararası savaş'' stratejisini, El-Kaide Örgütü'ne odaklanan ve Washington'un imajını küresel boyutta karalayan askeri çözümden uzak istenen hedeflere ulaşmak için İslam dünyasının daha geniş çapta katılımını sağlama çabasına dayanan yeni bir stratejiyle değiştirme kararının tüm dünyanın dikkatini çekmesi gerekiyordu.
Terör karşısında savunma savaşı aslında belli bir hedefe dayanmıyordu. Aksine El-Kaide'ye karşı savaş bahanesi altında ülkelerin işgal edilmesi verilesiydi. Teröre karşı mücadele meselesi şu anki Amerikan yönetiminin önem verdiği hususlar arasında seçkin bir yer kaplamaktadır. Çeşitli kurumlar ulusal güvenliğin korunmasıyla ilgili stratejilere kapsamlı bir değerlendirme getirmek ve bu stratejilerin Amerika'nın karşı karşıya kaldığı artan tehditlere karşı düzeltilebilmesi için yeni strateji yöntemleri aramaktadır. Bu hususta teröre karşı ayaklanma adına küresel bir ortam oluşturulmak suretiyle uluslararası yardımlaşmanın güçlendirilmesi için yönelim olduğu görülmektedir. Washington'un İslam dünyasındaki imajını değiştirdiği taktirde terörle mücadele alanında yeteneklerini ve nüfuzunu kullanabileceğini idrak etmesi gerekir. Bu gerçek, genel diplomatik sınırları aşmaktadır. Aksine dünya devletlerinin programına katılması ve Amerika'nın kendisine başarısızlık getiren tekçilikten vazgeçmesine bağlıdır ki bu, ulusal güvenliğin sağlanması yolunda uluslararası hamlede kazanım için esastır.
El-Haliç Gazetesi'nin yorumlar ve araştırmalar kısmında Saad Mahyu ''Eski Farklı Yolların Önünde Yeni Lübnan'' başlıklı makalesinde şöyle diyor: Lübnan'daki siyasi sahne Canbolat'ın yarı inklabından sonra tam bir akıcılık hali aldı.
Tüm evraklar havada uçuşuyor. Muhalefetin Habil'i iktidarin Nebil'iyle karıştı. Artık kimse 8 Mart'ın ne zaman başladığını ve 14 Mart'ın nerede bittiğini bilmiyor. Bu da gösteriyor ki yeni bir siyaset aşaması doğmak üzere. 2005 yılının baharından bu yana süren eski aşama hatta Canbolat'ın 2009 yazındaki yarı inklabı reddedilmenin eşiğindedir.
Çünkü bu olayların koşulları Amerikalı yeni muhafazakarların gidip yerlerine uluslararası ilerlemeci Obamacıların gelmesi başta olmak üzere değişmeye başladı. Bu iki akımın varlığı şimdiki şekilleriyle şüphe ve soru konusu oldu. Bu da büyük ölçüde Lübnan siyasetindeki kaosu ve akıcılığı açıklamaktadır.
Öyleyse Lübnan gerçekten farklı siyasi yollar karşısında durmaktadır. Soru ise bu farklılıkların tehlike olup olmayacağıdır. Şimdiki bölgesel ve uluslararası konumlamalar üzerine dayanırsa tehlike olacak mıdır olmayacak mıdır?
Büyük ihtimalle tehlike olacaktır.